| SUÇLUYA ÖDÜL… |
| Pazar, 09 Ocak 2011 21:57 |
|
Ceza Muhakemesi Kanunu (CMK)’nun 102’nci maddesinde yapılan düzenlemenin yürürlüğe girmesi ile birlikte cezaevlerinde yatan etnik bölücü terör örgütü PKK ile Hizbullahçı suçlular başta olmak üzere cinayet, gasp, tecavüz ve bilumum suçlular teker teker tahliye ediliyor. Bu durumu ister af olarak görün isterseniz de hukuki bir düzenleme olarak görün! Gerçek olan ise suçluların ellerini kollarını sallayarak cezalarını çekmeden salıverilmesi… Düşünün! Adamın biri çıkıyor 5 kişiyi gözünü kırpmadan öldürüyor, 13 kişiyi yaralıyor ve kanun 90 yıl 10 ay ceza ile cezalandırıyor. Ama bu şahıs kanunda yapılan bir yeni düzenleme ile 5 yılın sonunda serbest kalıyor. Öte tarafta devlete, millete, askere, polise, sivil vatandaşa her türlü hain saldırıyı düzenleyip vatanını, milletini, bayrağını seven insanımızı katleden etnik bölücü terör örgütü PKK’lı terörist tutuklulara gelince… Mahkemeler suçlarına kesmiş cezayı 20-30 sene… Ama kanundaki bir düzenleme ile 10 yılın sonunda serbest kalmaları… Ya da kaçırdıkları insanları domuz bağı denilen yöntemle ellerini kollarını bağlayıp canlı – canlı üzerlerine beton döküp katleden terör örgütü Hizbullahçı tutukların da sırf 10 seneyi doldurmaları neticesinde serbest bırakılmaları… Veya sokaklarımızda savunmasız kızlarımızın ırzına geçip bundan da pişman olmayan namussuzlarında suçlarına biçilen cezalarını doldurmadan elleri kolları serbest bırakılıp, sokaklara geri dönmelerine izin verilmesi… Veya vatandaşın can ve malına zarar verip, malını gasp eden gaspçılarında mahkemenin biçtiği cezanın tamamını çekmeden sokaklara geri dönmelerinin sağlanması… Allah aşkına! Bunun neresi hukuk? Bunun neresi adalet? Kanun buysa insanları kanunsuzluğa itmektedir. Düşünsenize! Bu düzenleme suçlulara ödül değil de nedir? Eğer içinizden biri bu ödül değil veya bu adalet diyorsa bana serbest kalan tutuklulardan birinin verdiği zararın tamir edildiğini ispatlasın! Yani serbest bırakılan teröristlerden birinin katlettiği şehidimizi bize geri getirsin! Ya da tecavüz edip, ırzına geçtiği kızlarımızdan birinin bekâretini ve bozulan psikolojisini geri getirsin! Eğer bu düzenleme bir adaletse bu adalet bunları da yapsın! İşte o zaman ben bu ülkede bu düzenleme adalettir diyebileyim. Ne gezer? İşte toplumun büyük bir kesimi evinde veya eğlence mekânlarında veya şehir meydanlarında 2011’e büyük bir coşku ve sevinç ile “MERHABA!” derken bu hukuki düzenleme yürürlüğe girdi. Ve tutuklu bulunan suçlular mahkemelerin verdiği cezaların tamamını çekmeden serbest kalmaya başladılar. O günden bugüne sessiz kaldım. Sustum! Dinledim! İzledim! Ama bu toplum öyle bir toplum olmuş ki teröristlerin, tecavüzcülerin, hırsızların ve katillerin serbest kalmasını hiç umursamadılar. Siyasetçisinden sokaktaki vatandaşına kadar şehitlerimizin, kızlarımızın ve masum vatandaşlarımızın hakkını savunan bir tane siyasetçi göremiyorum. İşte bundan suskunluğumu bozuyorum. 2011 Haziran’ında yapılacak seçimde tutuklu ve yakınlarından oy almak için mi susuyorlar? Yeter artık! Oy uğruna Şehitlerimizin, kızlarımızın ve masum vatandaşlarımızın hakkını gasp edemezler. Vatandaş 550 tane vekili milletin hakkını, hukukunu TBMM’de savunsun diye seçip TBMM’ne gönderdi. Katillere, tecavüzcülere, hırsızlara ve teröristlere kıyak düzenleme karşısında sus pus otursunlar diye değil! Malumunuz AKP’nin zihniyetini de, politikasını da, izlediği rotayı da iyi biliyorum! AKP’li vekillerden veya AKP hükümetinin bakanlarından hiçbir şey beklemiyorum. Lakin muhalefetten bekliyorum hem de çok şey bekliyorum! Ama güvendiğim dağlara karlar yağdı… TBMM’de temsil edilmeyen siyasi partilere gelince... Onlarda, sivil toplum örgütleri de sessiz seyirci kalmakla yetiniyorlar. Ama bu seyirci kalma karşısında seyirci kalan partilerden birinden daha iki gün evvel bir “Sağlıklı, mutlu ve geleceğe güvenle bakabileceğiniz bir yıl dilerim…” mesajı olan bir tebrik kartı aldım. Hangisi olduğunu söylemiyorum. Ben şuan hiçbir partinin mensubu değilim! Ama bu tebrik kartının elime geçmesinin akabinde bizzat gönderen partiyi arayıp “Ben Türk – İslam Davası’nı savunan biriyim. Ve yeni yıl kutlaması Hıristiyan geleneğine ait bir kutlama olduğu için ben yeni yıl kutlamıyorum. Bir daha da bana bu şekilde tebrik kartı yollamayın!” dedim. Oysa ben siyasi partilerden tebrik kartı filan bekleyen bir insan değilim. Benim gönlümü almak çok kolay. Böyle kartla filan olmaz. Bugün çıkıp basının önüne bu rezalet düzenleme ile teröristlerin cezasını çekmeden serbest bırakılmasının hesabını sorsalar, iki çift laf etseler belki sandıkta oy verirdim. Ama ne gezer? Tebrik kartı ile gönül alıp oy almak dururken… Siyaset düzeni denen düzen vatandaşın hakkını, hukukunu arayıp korumazsa siyaset riyakârlığa döner dönmesine de… Bugün yaşadıklarımızda aynen bunu tanımlıyor. Şehidimin kemikleri sızlatılıyorsa yeni yıl gelmiş benim neyime? Milleti kış uykusundan uyandırıp kendi özüne çevirecek siyasi parti veya sivil toplum örgütleri yoksa bireysel mücadelelerle de bir yere varılamıyor. Ama gene de ne davamdan ne de savunduklarımdan vazgeçiyorum. Yüce Yaradanımız insanoğlu düşünsün diye akıl vermiş ve düşünecek bir beynimiz var. Düşündüklerimi yazıyorum. Bir zamanlar Aziz Nesin’e kızıyordum. Sırf bu milletin yüzde bilmem kaçı aptal dedi diye. Bugün düşünüyorum da kızmakta hata etmişim. Haksızlık etmişim. Tekrar bu düzenleme konusuna dönecek olursam. Aklıma bir soru takıldı. Acaba bir kişi çıksa bireysel olarak yani örgüt nitelikleri taşımadan bir eylem planlasa… Ve bu eylemle ülkenin Cumhurbaşkanını veya başbakanını veya bakanını öldürse… Bu suçu işleyen kişi içerde 5 veya 10 yıl yatmış olsa… Ve bu tutukluluk süresi sonucunda bu PKK’lı, Hizbullahçı teröristler veya katiller, tecavüzcüler, gaspçılar gibi o da serbest bırakılır mıydı? İşte bu sorunun cevabını cidden merak ediyorum. Veya bir milletvekilinin kızına tecavüz edilmiş olsaydı o tecavüzcü de şimdi serbest bırakılır mıydı? Veya serbest bırakılmış olsaydı Sayın Vekil şimdiki vekiller gibi suskun davranır mıydı? Yoksa kanal kanal gezip bunun adalet olmadığını mı anlatırdı? Cidden merak ediyorum. Gelelim bu düzenlemenin bir diğer boyutuna… Bu düzenleme ile PKK’lılar, Hizbullahçılar ve bilumum suçlular serbest kalıyor ya 35 bin canımızı katletme emrini verip katlettiren ve devletimizi, milletimizi hedef alan İmralı’daki cani de bu haktan yararlanıp yaralanmayacağına… Malumunuz 1999’dan beri tutuklu… Bu piyango ona neden vurmasın? Açıkçası kim ne derse desin bir iki seneye kadar bu piyango ona da vurur. Sonuçta bu düzenleme olduktan sonra AİHM’e gider gene o da serbest kalır. İşte bu nedenle biran önce hükümet ve diğer partiler bu yasanın iptalini gerçekleştirip suçluların cezasını çekmesi sağlanmalıdır. Aksi takdirde suçlular cezalarını çekmeden sokaklarda dolaşırlar. Ve de yeniden suç işlenmesi teşvik edilmiş olur. Bu düzenleme Rahşan Affı’ndan da beter bir düzenlemedir. Adaletin mülkün temeli olduğuna inanıyor ve hak, hukuk ve adaletten bahsediyoruz. Devlet kendi eli ile adaleti, hakkı – hukuku sağlayamazsa herkes kendi sağlamaya kalkışır. Ayrıca da Vatan topraklarında bayrağın serbestçe dalgalanmasını ve bizlerin bugün yaşamamızı sağlayan şehitlerimizin hakkını savunmazsak ne biz iflah oluruz ne de vatanımız… Şehit analarımızı evlatlarını geri getirmemiz mümkün değil iken çıkıp evlatlarına kurşun sıkanları cezalarını çekmeden serbest bırakılmasına seyirci kalmamız hangimizin kitabında yer alıyor? Hangi kitap da var? Siyasi partiler kürt sorunu diye sözde bir sorunu kabul ede dursunlar ve bu sözde soruna çözüm araya dursunlar. Tutuklu süresi ile ilgili düzenleme ile de suçlular elleri kolları serbest sokaklarda gezmeleri karşısında da suskun kalsınlar! Ama hangi yüzle oy isteyeceklerini de iyi hesaplasınlar! Bu durum karşısında sessiz, suskun kalıp istifini bozmayan siyasi partilerden eğer seçim öncesi benden oy istemeye gelirlerse yeminim olsun bırakın oy vermeyi yüzlerine tükürüp başka kapıya demezsem de ben namerdim! Sayelerinde İmralı’daki cani de yakında serbest kalır. Ve o meclise de vekil olarak girer… O zaman da kanki olup yoldaşlık etsinler… Allah’ın da bir hesabı vardır… O hesap hiç şaşmaz! Herkesi Allah’a havale ediyorum!
|
