22 Mayıs 2012 Salı
Live tracking and statistics
Paylas
SAFLARINI BELLİ ETSİNLER!
Pazar, 21 Ağustos 2011 00:36
Her terör saldırısının ardından provokasyonlara gelinmemesi açısından yapılan itidal çağrıları ile demokratik haklarını dahi aramadan çekinen bir toplum haline getirilirken bu itidal çağrısı yapan zatlar hiçbir zaman Kürt vatandaşlara yönelik “Etnik Bölücü Terör Örgütü PKK ile Devlet arasında seçiminizi yapıp, saffınızı belli edin!” tarzı bir açıklama olmadı. Her zaman devlet tarafında yer alan vatansever insanlarımızın “Beyaz Ayyıldızlı Al Bayrağımızı” kapıp sokaklarda “Teröre lanet yağdırması” dahi çığırtkanlık hatta provokasyon olarak karşılandı. Oysa, Etnik bölücü terör örgütü PKK yandaşları her fırsatta mitingler, toplantılar düzenleyerek gösteriler yapmaktadır. Onların yaptıkları her zaman demokratik hak olarak kabul gördü. Hem de polise, askere taşlar atmanın yanı sıra özel ve kamu mülkiyetlerini yakıp yıkmalarına rağmen. Bu durumlar yaşanırken bir Allah’ın kulu çıkıp “Ey Kürtler! Sizler devletten mi yoksa etnik bölücü terör örgütü PKK’dan taraf mısınız? Bu saatten sonra tarafınızı seçin! Eğer devletten tarafsanız Türkiye Cumhuriyeti Devleti Anayasası’nı ve Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin birlik bütünlüğünü kabul ediyor olmalısınız! Aksi halde Devletin ve milletin bölünmez bütünlüğünü ve Anayasasını kabul etmiyorsanız sizler elinize silah alıp askere, polise kurşun sıkmasanız dahi etnik bölücü terör örgütü PKK’nın düzenlemiş olduğu gösterilere katılıyorsanız İmralı’daki caniyi kendinize önder kabul ediyorsanız biliniz ki sizlerde PKK’lısınız demektir. Bu saatten sonra kimin yanında yer aldığınızı artık belli etmelisiniz!” dahi diyemiyorlar. Her ne olursa “Aman vatanseverler sokağa dökülmesin! Aman provokasyona gelinmesin! Aman itidalli davranın!” diye çağrı yapılıyor. Artık yeter! Elbette Doğu ve Güneydoğu’da yaşayan vatandaşların tamamını PKK’lı olarak görmüyorum. Lakin Doğu ve Güneydoğu kökenli vatandaşlar arasından terör örgütünün silahlı kanadında olmasa dahi terör örgütüne her türlü maddi ve manevi destekte bulunanlar var. Hatta Etnik Bölücü Terör örgütü PKK taraftarı düzenlenen miting ve yürüyüşlere katılanlar var. Bunların hepsi benim gözümde dağda askere, polise kurşun sıkan teröristten farksızdır. Bunlar sadece Doğu ve Güneydoğu Anadolu Bölgemiz de mevcut değil. Aynı zamanda batıdaki illerimizde de mevcuttur. Ancak hepsinin ortak noktası Kürt kökenli olmalarıdır. Bu demek değildir Kürtlerin hepsi PKK’lıdır. Sadece örgüte destek verenlerin ve bölücü gösterilere katılanların hepsi Kürt! Bu nedenle eğer bir çağrı yapılacaksa önce Vatansever vatandaşlara yönelik değil, Kürt kökenli vatandaşlara yapılmalıdır. Önce onlar saflarını belli etmelidirler. Şimdi birileri çıkıp “Yahu Doğu ve Güneydoğu’daki yaşam şartlarını bilmeden konuşuyorsunuz! Onların yaşam şartlarına bakıp kendinizi onların yerine koyun!” diyebilir. Bunu diyenler veya diyecekler bu lafı demeden kalkınmış illerimizin köylerine baksınlar! Konya’ya, Kayseri’ye, Niğde’ye, Yozgat’a baksınlar! Konya’nın, Kayseri’nin kalkınmış il olmalarına rağmen hala bazı köylerinin yollarının asfalt olmadığını, kanalizasyon olayının olmadığını, okula gitmek için her gün çocukların 20 – 25 km yol gittikleri bir gerçektir. İşsizlik mi? Doğu ve Güneydoğu Anadolu Bölgemizde işsizlik varda kalkınmış illerimizde yok mu? Kayseri’nin, Konya’nın, Niğde’nin köylerinde işsiz gençlerin kahvehane köşelerinde çürütülmüyor mu? Hadi buna da yalan deyin! Doğu ve Güneydoğu Anadolu Bölgemize bakıyorsunuz! Kaçak elektrik kullanmakta birinciler. Bölgenin neredeyse yarısı kaçak elektrik kullanıyor. Ama faturasını biz Batıdakiler ödüyoruz. Kayseri’nin, Konya’nın, Niğde’nin köylerinde oturan Ahmetler, Mehmetler, Ayşeler ödüyor. Vergi’de diğer bölgeler dünyanın vergisini öderken Doğu ve Güneydoğu’dan ödenen vergi komik rakamlarda. Buna rağmen hibe ve teşvikler konusunda da Doğu ve Güneydoğu’ya öncelik veriliyor. Şimdi size soruyorum; “Durum bu iken Doğu ve Güneydoğu’dan ekonomik ve sosyal nedenlerden ötürü Etnik Bölücü Terör örgütü PKK’ya destek verildiğini iddia etmek ne kadar doğrudur?” Eğer hala PKK yandaşlarına hak veriyorsanız o zaman Batı’daki insanlarında hiç vakit kaybetmeden PKK’ya destek vermesi gerekmez mi? Bıraksınlar bu ağızları. Doğu ve Güneydoğu’da yaşanan ekonomik ve sosyal sorunlardan daha beteri Batı’daki köylerde de yaşandığını görsünler. Ha Batı’da böyle köyler yok diyorlarsa buyursunlar gelsinler! Ben onlara öyle köyler göstereceğim ki “Burası kalkınmış bir büyükşehirin köyü nasıl olur?” diyeceklerdir. Tabii işlerine gelirse derler, gelmezse demezler! Anadolu’yu gezmeden sadece Doğu ve Güneydoğu’ya bakıp haklı göstermek olaylara tek bir pencereden bakmak demektir. Bakın Doğu ve Güneydoğu’ya gidin! Madem işsizlik var diyorlar! Madem ekonomik sorunlar var diyorlar! Bir bakın bakalım kapılardaki lüks arabalara. Kimin kapısında hangi işi yapıyor da lüks arabalar var. Bir görün! Anadolu’da işsiz, güçsüz adamın kapısında ne gezsin son model Mercedes. Tarlası olan adamın bile kapısında traktörü yok. Hala atla, öküzle tarla süren insanlar var. Bunları görmezden gelip her iki lafları “Doğu ve Güneydoğu’da ekonomik ve sosyal sorunlardan ötürü vatandaşlar Etnik Bölücü Terör Örgütü PKK’ya destek veriyorlar!” olmuyor mu? Gel de delirme! Artık Doğu ve Güneydoğu’daki vatandaşları ayrıcalıklı göstermeye kimsenin hakkı yok! Hep vatanseverlere itidal çağrısı yapmaya da kimsenin hakkı yok! Bir çağrı yapılacaksa Doğu ve Güneydoğu’daki vatandaşlara yapılmalı! Etnik Bölücü Terör Örgütü PKK ile aralarına mesafe koyup Devlet tarafında yer alıp almayacaklarına karar vermeliler. Yani saflarını belli etmelidirler. Devlet tarafında yer alan vatandaşın Etnik Bölücü Terör Örgütü PKK taraftarı miting ve yürüyüşlerde işi olmaz. İşi olan vatandaşında Devlet taraftarı olduğu söylenemez. Benim gözüm de eline silah almasa dahi askere – polise kurşun sıkan, devleti bölmeye çalışan ve ülkenin toprak bütünlüğünü yok etmeye çalışan dağdaki teröristten hiçbir farkı yoktur. Kısacası herkes safını belli etmeli ve hiçbir kimse bu saatten sonra çıkıp terör saldırıları karşısında Vatanseverlere ”Provokasyona gelmeyin!” diyerek itidal çağrısı yapmadan önce Doğu ve Güneydoğulu vatandaşlara “Safınızı belli edin! Kimden tarafsınız?” çağrısı yapmalıdırlar.
 

Yorum ekle


Güvenlik kodu
Yenile

BAŞBUĞ DİYORKİ

Türk töresinin bir diğer şartı da haddini bil¬mektir. Haddim bilmek... Ne kendinizi dev ayna¬sında göreceksiniz. Herkese yukarıdan bakacak¬sınız, ne de kendinizi aşağıdan göreceksiniz, aşa¬ğıdan bakacaksınız.
Alpaslan Türkeş -

En Cok OKUNANLAR

Şu anda 41 konuk çevrimiçi