Asikurtlar©

REKLAMLARDAN SONRA…

REKLAMLARDAN SONRA…
19 Ocak 2016 - 21:29 'de eklendi ve 3988 kez görüntülendi.

Biz Türkler şerefimize düşkün bir milletiz. Tarihte böyleydik, bugün de böyleyiz. Gururumuz kibrimizden değil asil bir millete duyduğumuz mensubiyet hissindendir.
Tarihimizin en büyük yenilgilerinden biri olan 93 harbinden sadece 15 yıl sonra Mehmet Emin Yurdakul’a “Ben bir Türk’üm. Dinim cinsim uludur” dizesini yazdıran ruh hali, atalarımızın tarihin duvarlarına tırnaklarıyla kazıdığı şan ve şerefin iziydi.
Gururluyuz dedik ya; ne dinimize ne de milletimize sövülmesine tahammülümüz yoktur. Daha doğrusu, bir zamanlar yoktu!
AKP isimli maneviyat kemirgeni seciyesiz taife iktidara geldikten sonra kutsallarımızı küfre karşı savunmasız bıraktı. Bugün akademisyen kılıklı 1128 kripto PKK’lının Barış Metni adıyla yayınladığı bildiri AKP’nin geçiş üstünlüğü tanıdığı ihanetin son merhalesidir.
Bu geçiş üstünlüğünün ilk somut adımı 2008 yılında yapılan bir yasa değişikliğiyle gerçekleşti. AKP Türklüğe hakaretin suç sayıldığı 301’inci maddeyi değiştirerek kimliğimiz, şanımız, şerefimiz olan Türklüğümüzü atış poligonundaki kâğıttan hedef haline getirdi.
İşin ilginci biz ilk kurşunu kızıllardan ve PKK’lılardan beklerken değiştirilen 301’in yeni halinden en çok AKP’liler faydalanıyordu. “Türk diye bir ırk yoktur” diyen de “AKP sayesinde Türk olmaktan kurtulduk” diyen de aynı kaptan yemlenen devşirmelerdi.
AKP’liler Türk milletinin kutsallarına sövdükçe onlardan cesaret bulan PKK’lılar İmralı Canisinin PR çalışmalarını mecliste, televizyon programlarında ve kamuya açık alanlarda pervasızca gerçekleştiriyordu.

Ülkeyi yönetenlerin bu tablodan duyduğu hazzı ise Bülent Arınç’ın “Öcalan’a sayın demek, PKK bayrağı taşımak, Özerklik talep etmek suç olmaktan çıktı” sözlerinden anlıyorduk. Alan memnun veren memnundu.
Türklük bu şekilde aşağılanırken Türk kimliğini taşımayı bir şeref addeden Türk milliyetçileri devletin her kurumundan olduğu gibi üniversitelerden de aforoz ediliyor; onlardan boşalan yerlere badem bıyıklı cemaatçiler ve yeşil parkalı kızıllar yerleştiriliyordu.
Öğrenim gördüğümüz üniversitede de bu kirli ittifakın yansılamalarını fark edebiliyorduk. Kızıllardan ve cemaatçilerden mürekkep üniversite yönetiminin göz yumduğu PKK’lılar üniversitenin her yerinde eylem yaparken bu kahpeliğe sessiz kalamayan bir avuç ülkücü olarak disiplin cezalarının hedefinde olan bizdik; bizim arkadaşlarımızdı.
AKP’li şakirtler ise Fethullah Gülen’in cemaat evlerinde maklube keyfi yapıyor ve şimdi recmettikleri hocalarının ses kayıtlarını dinleyerek kendilerinden geçiyorlardı.

Aynı yıllarda asker ve polis de PKK’yla olan mücadelesinden el çektiriliyor, meydanı boş bulan PKK’nın fırsattan istifade gerçekleştirdiği terör eylemleri çözüm sürecine halel gelmesin düşüncesiyle görmezden geliniyordu.

 
Bir Türk milliyetçisi olarak; Allah’ın bahşettiği akla ve hafızaya sahip bir insan olarak o günleri belleğimizden silmemiz mümkün değildir. Bu hafızayı yok edemediğimiz için de 1128 kripto PKK’lının yayınladığı bildirinin altında kamufle olmuş birçok AKP’liyi çok net ayırt edebiliyoruz.
Evet, Türk devletini katliam yapmakla suçlayan o paçavra bildirinin altında en az 1128 kripto PKK’lı kadar sayısız AKP’li vekil, bürokrat, gazeteci-yazarın imzası vardır. AKP ne yaparsa yapsın Türk milliyetçilerinin gözündeki bu hain imajını silemez, ihanet dolu sicilini unutturamaz.
Kaldı ki 14 yılın 13 buçuk senesini ihanetle geçiren AKP’nin son birkaç aydır terörle mücadele ediyor görünmesi günah dolu bir hayatın ardından hidayete erme hali değildir.
Bütün bu curcuna Başkanlık sistemi için verilen küçük bir moladan, bir reklam arasından ibarettir. Başkanlık sistemine geçildiği gün reklamlar sona erecek, ihanet filmi kaldığı yerden devam edecektir.
Zira AKP eşeğin alnındaki kelebek gibi eğreti duran milliyetçi-vatansever postunu uzun süre taşıyamaz.
Bahadır Çoban

Etiketler :
SON DAKİKA HABERLERİ
İLGİLİ HABERLER