Asikurtlar©

Rahmetli Başbuğu Suçlu Bulan Birini Ne Kadar Anladınız Abla?

Rahmetli Başbuğu Suçlu Bulan Birini Ne Kadar Anladınız Abla?
06 Haziran 2016 - 11:59 'de eklendi ve 6152 kez görüntülendi.

 

 

Dinlerarası diyalog hakkında kesinlik içeren ayetlerin olmasına karşın, “Papa 6. Paul cenapları tarafından başlatılan ve devam etmekte olan Dinler Arası Diyalog için Papalık Konseyi (PCID) misyonunun bir parçası olmak üzer burada bulunuyoruz.” Diyen bir şahsın nasıl bir amaç içinde olduğu anlaşılıyordur sanıyorum. Hıristiyan olmayanlara Hıristiyanlığı, Hz. İsa’yı tanımayanlara Hz. İsa’yı öğretmeyi amaç edinmiş Vatikan’ın dinlerarası diyalogtan ne anladığını düşünürsek, bu sözlerin sahibinin de nasıl bir amaç içinde olduğunu tahmin etmek zor değildir.
Bunu ve bunları bile bile bir Müslüman’ın, hele bir Milliyetçi Ülkücünün asla savunamayacağı bir iştir dinlerarası diyalog. Bu gerçeğin ışığında şu cümleleri kullanan:

“Bu kayıpları engellemenin yolu toplumun bütün katmanları arasında farklı görüşler arasında sayın Gülen’in yapmaya çalıştığı gibi farklı dinler arasında konuşmayı, mutabık kalınabilecek noktaları ortaya koyabilmek için çalışma yapmanın kimseye zararı olmayacağı gibi, aksine faydasının olacağına inanıyorum.” diyen hanım ablaya sormak isterim Dinlerarası diyalog’un neresinde duruyor, bu konu hakkında gerçek düşünceleriniz nedir?
O savunduğunuz diyalogtur ki bizi PKK’yla masaya oturtmuş, Gülen’in ‘sulh için el de, etek de öperim’ demesiyle masa kurulmuş, Türkiye her gün şehit verir hale gelmiştir.

Çünkü söylemleriniz bana Ülkü dışı geldi. Renk körü olduğunu söylediği için övdüğünüz şahsiyetin dün de durduğu nokta, bugün de durduğu nokta ve yer itibarıyla ne diyebiliriz? Bilmemiz gereken başka bir nokta da renk körlerinin trafiğe bile çıkarılmadığı gerçeğidir.
“1980 öncesi Fethullah Gülen’in dinlerarası diyalog modeli uygulanmış olsa sağdan soldan gençler ölmezdi” demek gerçekten iddialı bir söz ve dinlerarası diyalog’a inanmış birinin söyleyebileceği bir sözdür. Kimse ötelemesin, üstünden atmaya kalkmasın, 2005 yılından beri Camilerimizde, “Allah indinde tek hak din İslam’dır.” (Ali İmran/19. Ayet) Hutbelerde okunması yasaklanmasının sebebi bu zihniyettir. Yani dinlerarası diyalogtur.
“10’uncu yılda da 8’inci, 9’uncu, 11’i, 15’inde de hep böyle konuşuluyor… Adamlara ilişme!.. Milletin sevdiği bir adamdı. Affedemedim ben Menderes’i asmalarını. Aradan düşünün 33 sene geçmiş, affedemedim ben. O asılmanın yüzde 50 vebali Türkeş’in boynundadır…”

Diyerek, rahmetli Bağbuğ Türkeş’in asılmalarını önlemek için yaptıkları ortadayken kara bir iftiranın çıban başlığını yapan bir zat için, “Hoca efendiyi bir gün herkes anlayacak. Ne mutlu şimdiden anlayana” diyen hanım abla, rahmetli Türkeş hakkında bu iftirayı atan bir zatın sözü gerçekten tarafınızdan nasıl anlaşılıyor? “Ne mutlu şimdiden anlayana” demişsiniz ya, siz kendilerini anlamışlardansınız demektir. O zaman ne anladığınızı lütfen, Allah aşkına bize de anlatın. Bizi yani Milliyetçi Ülkücü Hareketçileri, Rahmetli Başbuğ Türkeş ve Lider Devlet Bahçeli’nin dava arkadaşlarını aydınlatın.

Bazıları, hanım ablayı destekleyenler bana kızacaklardır. Ancak bunları bilmek ve öğrenmek inanın kızanların dahi hakkıdır. Çünkü biz rant için, ortak olmadık. Pastadan payımız olsun diye bir olmadık. Biz Allah yoluna davet edildik ve geldik. Bizim Davamız Türklük Davası bazı zihniyetlerin sonradan kendilerine oluşturmaya çalıştıkları şalvar davası değil. Bu yüzden Türkiye Cumhuriyeti Devletini de bir “anonim” şirket olarak görmüyoruz. Yazdıklarımın bir yerinde yalan, iftira, hakaret varsa kızmakta haklısınız. Lakin biz İslam’ın kılıçtarı ve bayraktarı olmuş bir neslin iman sahibi Milliyetçi Ülkücüleriyiz. Herkes ucundan ya da tam ortasından Davamıza destek vermelidir. Elimiz her daim taşın altında olmalıdır. Söz konusu olan Davamız ve Müslüman Türk olunca Turana diye sloganlar atacağı yerde, haksızlık karşısında susmamalıdır.

Ablaya bir daha soruyorum. Bir Milliyetçi Ülkücü olarak, resimlerde Yahudileri ve Hıristiyanları sırtında taşıyan yani ezilen olarak gösterdikleri Müslümanken, gaye belliyken, dinlerarası diyalog hakkında ne düşünüyorsunuz, neresinde duruyorsunuz? Rahmetli Başbuğ Türkeş’e iftira çalan bir zatı nereye kadar anlıyor ve savunuyorsunuz?
Bu soruları sizin açıklamalarınızdan yola çıkarak soruyor ve tüm Milliyetçi Ülkücüler adına cevap bekliyorum.
Sağlıcakla kalın!

Fikri Atılbaz

Etiketler :
SON DAKİKA HABERLERİ
İLGİLİ HABERLER