Asikurtlar©

PKK’ya güvenip askere güvenmeyen yanaşmalar

PKK’ya güvenip askere güvenmeyen yanaşmalar
21 Ağustos 2015 - 18:50 'de eklendi ve 4142 kez görüntülendi.

Türkiye’nin, AKP gibi yalan, talan ve ihanetin sembolü olmuş bir partiye 13 yıl teslim edilmesinin bedelini; kan, gözyaşı, zam, sıkıntı, itibarsızlık, her alanda ağır ve derin bir çöküş olarak ödüyoruz. Çok daha acı olanı bir iç savaşın eşiğine gelmiş olmamızdır ki, bu tamamen AKP sayesindedir.

 
Zira, bunun böyle olduğunu, “PKK bizi kullandı. Biz çözüm beklerken daha fazla silahlandılar, daha fazla elaman topladılar, toplumsal taban kazandılar. Biz de çözüm olacak diye bütün bunlara göz yumduk” mealinde konuşan Bülent Arınç ve şehirlere 80 bin silah depolandığını ortaya koyan istihbarat raporları söylüyor.
Akıl tutulması

 

Çözüm ihanetinin vardığı nokta, bir günde 8 şehidin gelmesi, son bir ayda 57 kahraman Türk evladının toprağa düşmesidir. Buna bağlı olarak PKK’nın büyük bir azgınlık içinde olduğu, dağlardan şehirlere indiği, özerklik veya öz yönetim gibi kahpeliklerle devleti tanımadığını içimiz sızlayarak görüyoruz. Diyarbakır Büyükşehir Belediye Başkanı, kendilerinin de özerlik ilan edebileceğini söyleyebilecek kadar ileri gitmiştir.

 

Eğer, hukuk olsa, vicdan olsa, Allah korkusu olsa, ülkeyi bu duruma getirenler çıkar, “biz bu işi beceremedik. Milletin verdiği yetkiyi kullanamadık. Ülke eşi benzeri görülmemiş hırsızlıkları, ağır ve can yakan bir terörü, derin bir ekonomik çöküşü ve dış politikada tarihinin en itibarsız dönemini yaşamak zorunda kaldı. Özür diliyoruz” diyerek kenara çekilirdi.

 

Bırakın kenara çekilmeyi, büyük bir pişkinlikle ve sanki ülkeyi bu hale getiren kendileri değilmiş gibi, bindirilmiş kıtalara saatlerce masal anlatıyorlar ve yeniden tek başına iktidar hesapları yaparak ülkeyi zoraki bir seçime sürüklüyorlar. Bu bir akıl tutulmasıdır.

 
Sağlıklı bir seçim imkansız

 
Türkiye’nin bugünkü şartlarda sağlıklı ve doğru bir seçim yapması imkansızdır. Sözde çözümün olduğu, kanın akmadığı 7 Haziran’da dahi sandık güvenliğinin sağlanamadığını, AKP’nin bakanları itiraf etmişlerdir. Şimidi de utanmadan çıkıp, seçmenlerin belli yerlere taşınmasını söylemektedirler. Bunu söyleyenler, “biz bu ülkeyi mahvettik.

 

Seçim dahi yapılamaz hale getirdik” dediklerinin ya farkında değiller veya bu milleti geri zekalı yerine koyuyorlar. Yapılacak şey seçim değil, ülkeye sahip çıkmaktır. Bu kanlı katilleri durdurmak ve huzuru sağlamaktır. Bunun için ne yapılması gerektiğini, bugüne kadar her söylediğinde haklı çıkan MHP lideri Sayın Devlet Bahçeli net olarak açıklamış ve Türk milletiyle paylaşmıştır.

 

Sözün bittiği yer

 

Sayın Bahçeli’nin de belirttiği gibi, artık sözün bittiği, her türlü mazeretin tükendiği noktaya kayıplar eşliğinde gelinmiştir. Akıl, vicdan ve iman sahibi hiç kimse bu yaşananlar karşısında sessiz kalamaz. Nitekim, sayın Bahçeli, çok önemli tespit, uyarı ve önerilerde bulunmuştur. Bazı cümleleri hatırlatmayı bir görev sayıyorum:

 
“Terörün zirve yaptığı şu günkü şartlarda Milli Güvenlik Kurulu olağanüstü toplanmalıdır. Ayrıca Anayasa’nın 122. Maddesine uygun olacak şekilde, şiddet ve dehşet manzaralarının olduğu il ve ilçeleri de kapsayacak ölçüde ülkemizin bir bölümünü mutlaka sıkıyönetim tedbirleriyle emniyete almak zorunludur.

 

Sıkıyönetim ilanı geciktirildiği takdirde veya ertelenmesi halinde Türkiye baştan ayağa teröristlerin düşmanlıklarına yoğun olarak sahne olacaktır. Bunun sonucunda ise kanlı bir iç savaş kaçınılmaz olarak gündeme gelebilecek, sonuçta Türk milleti bizzat devreye girerek meşru müdafaada bulunabilecektir.

 

Öncelikle seçim gündeminin çok acil geri plana atılmasının yanında, devlet ve milletin elele vererek bugünkü karanlığı aşması için yol ve çareler üretilmelidir. Kaybedecek vakit yoktur.”

 
Sıkıyönetim şartları mevcut

 
Sıkıyönetim ilanı için Anayasının 122’nci maddesinde öngörülen şartlar fazlasıyla mevcuttur. Kaldı ki, bölgedeki bazı il ve ilçelerde, “güvenlikli bölge” denilerek kısmi uygulamalar zaten yapılmaktadır. Varto ve Şemdinli gibi ilçelerde sokağa çıkma yasağı ilan edilmiştir. Buna rağmen bazı yanaşma ve beslemelerinin sahibinin sesi olarak bu haklı ve doğru teklifi eleştirmeleri akla ziyan bir durumdur.

 
Fikir ve vicdan yerine sahiplerinin ellerine verdiği şablonu tek ve değişmez gerçek olarak bu millete yutturmaya çabalayan beslemelere göre, çözüm sıkıyönetimden değil sivilleşmeden geçiyormuş. Hangi sivilleşme? Taşları toplayıp itleri salmak ne zaman sivilleşme oldu? Sivilleşerek çözüm bulduğunuz için mi bir ayda 57, bir günde 8 vatan evladı toprağa düştü. Utanmazlığın da bir sınırı olmalı.

 

Sahipleri ne derse onu söylüyorlar

 
Şimdi sahibiniz böyle söylüyor diye, çıkıp sıkıyönetime ve bu teklifi getiren sayın Bahçeli’ye o kıt aklınızla karşı çıkıyorsunuz. Bugünkü iktidar eliyle ülkenin gidişatı ne acıdır ki, bir iç savaşa doğru sürüklendiğimizi gösteriyor. Bir süre sonra sıkıyönetim kaçınılmaz hale gelebilir.

 

Eminim ki, bugün karşı çıkan beslemeler, o zaman da çıkıp sıkıyönetimin nasıl faydalı ve kaçınılmaz bir şey olduğunu ve ne kadar doğru yapıldığını anlatacaklardır. Nitekim, daha düne kadar çözüm denilen ihaneti bu millete anlata anlata bitiremeyenler, sahiplerinden gelen işaretle bir anda bütün yazdıklarını ve söylediklerini unutup, tam tersini savunmaya başlamadılar mı?

 

Sahipleri yarın çıksın, “güneş batıdan doğuyor” desin, hep bir ağızdan bu milleti güneşin batıdan doğduğuna inandırmak için seferber olurlar. Ne yazık ki, bunlar bu milletin karşısına yazar diye, adam diye çıkarılıyor.
Cevabı varsa vicdanınıza verin

 
Bu kemik yalayıcılarına buradan soruyorum. Cevaplarını bana değil, eğer nasırlaşmamış bir zerresini bulabilirlerse, kendi vicdanlarına versinler: Sıkıyönetim geçici bir tedbirdir. Güvenlik gücü olarak ve tamamen sivil inisiyatife bağlı şekilde Türk Silahlı Kuvvetlerinin daha fazla yetkilendirilmesidir. Soru bir: Bunun nesine itiraz ediyorsunuz?

 

Soru iki: Sahipleriniz kurdukları şeref masalarında bölgeyi PKK’ya teslim ederken hiç rahatsız olmadınız da, askerin daha fazla yetki almasından mı rahatsız oluyorsunuz? Soru üç: Size göre, Türk askeri PKK’dan daha mı güvenilmez, daha mı tehlikelidir?

 

Sizin gibiler var oldukça, PKK’ya ne lüzum var? Eminim ki İmralı’daki bebek katili ve Kan dilli sürüngenler sizinle gurur duyuyordur.

Etiketler :
SON DAKİKA HABERLERİ
İLGİLİ HABERLER