Asikurtlar©

Pkk’nin Yeni Dönem Stratejisi Ve Milli Sorumluluk

Pkk’nin Yeni Dönem Stratejisi Ve Milli Sorumluluk
16 Eylül 2015 - 9:30 'de eklendi ve 4027 kez görüntülendi.

Cizre’de günlerdir yaşanan çatışmalar hala sıcaklığını koruyor.

YDG-H adı ile oluşturulan ve PKK’nın son dönemki stratejisinde şehir içlerine eylemlerini taşımak amacıyla hayata geçirdiği yapılanmanın neler yapılabileceği, PKK’nın neyi hedeflediği açık bir şekilde görüldü.

Artık sadece kırsal kesimlerde değil, gündelik hayatın sürdüğü alanlarda da kendisini gösterme çabası ve bu yönde örgüt adına sergilenen duruş, PKK’nın geride kalan 3 yıllık zaman zarfında edindiği tecrübelerin birer yansıması olarak karşımızda bulunuyor.

Zira PKK Suriye’de ne yapmışsa, bugün aynını Türkiye’de de yapmaya çalışmaktadır.

İmralı canisinin talimatı ile Suriye’de harekete geçen PKK, uzantısı olan PYD’yi batılı ülkelerin de yardımıyla şehir içi savaş koşullarına göre dizayn etmeyi başarmış, hatta bununla da kalmayarak, örgüt tarihinde hiç edinmediği tecrübeyi kazanarak alan kontrolüne başlamıştır.

İşte Cizre her açıdan buna örnektir.

Mahallelerde hendekler kazılarak başlatılan sözde kurtarılmış bölge yaratma çabası artık çapını genişleterek ilçe merkezlerine kadar uzatılmıştır.

Nitekim batılı medya kuruluşlarına demeçler veren HDP’lilerin “iç savaş” söyleminde bulunmaları ve buna paralel olarak fiili durumdan bahsedip, sözde özerklik ilanı ifadelerine takılmaları da bunun bir yansımasıdır.

Kaldı ki güvenlik güçlerinin verdiği bilgilere göre Cizre’de şehir merkezinde asker ve polisle çatışan teröristlerin çoğunun Suriye’de eğitim aldığı ve bizzat çatışmalara girdiği tespitlerine bakılırsa, PKK’nın neyi hedeflediği daha kolay anlaşılır bir hale geliyor.

* * *

Bu köşeden daha önce kendi adımıza uyarıda bulunmuş ve “Türkiye’nin sınırlarının yanı başında demografik yapının değişmesiyle paralel bir şekilde, sınırların da yeniden çizilmek istenmesi bir yana, artık bunlardan çok daha önemli olarak “şehir içi savaşı” tecrübesi edinmiş, silah kullanma konusunda uzmanlaşmış, gerilla savaşına katılarak tecrübe kazanmış ve istedikleri an yeniden Türkiye’ye geçebilecek imkâna sahip olan yeni bir PKK’lı terörist grubu problemi vardır.

Mevcudu 4500’ü bulduğu ifade edilen bu teröristlere karşı azami dikkat gösterilmelidir.

Özellikle seçimlerden evvel YDG-H’li teröristlerin şehir içinde verdikleri görüntü, Suriye tecrübelerinden sonra artık çok daha farklı ve sıkıntılı bir alana taşınma potansiyeline sahiptir.

Bu teröristler yarın öbür gün mutlaka Türkiye’ye geçecekler.

Yine PKK’nın eylem tecrübesinden biliyoruz ki, mutlaka Türkiye’de de eylem yapmak için kullanılacaklar. (26 Haziran 2015)” demiştik.

Şimdi geldiğimiz noktada geçmiş dönem yaptığımız tespitlerde bir kez daha haklı çıkmış olduğumuzu anlıyoruz.

Şüphesiz ki bizim gördüğümüzü, devleti yönetenlerin görmemiş olmaları mümkün değildir.

Ancak ihmal ve sözde çözüm süreci bahanesiyle PKK’nın Suriye’nin kuzeyini Türkiye’ye taşıma çabasına göz yummaları şimdi ülkenin yangın yerine dönmesine sebep olmaktadır.

Vazifeyi ihmale sürükleyenlerin yaptıkları ise özünde bu millete ihanet etmekten başka bir şey değildir.

* * *

Durumun ciddiyetine bakılırsa PKK şimdi üç aşamalı bir strateji izleyecektir.

1-Öncelikle örgütün kent merkezlerine geçmişe oranla daha fazla ağırlık verdiği ve YDG-H’li militanlar vasıtasıyla tıpkı Cizre’de olduğu gibi kontrolü tamamıyla ele geçirme çabalarının süreceği anlaşılmaktadır.

2-Diğer taraftan kırsal kesimlerde ancak özellikle de kontrolün sağlanmak istenildiği ilçe merkezlerine yakın alanlarda ve güvenlik güçlerinin bu ilçe merkezlerine ulaşım hattında eylemlerin süreceği de anlaşılıyor.

Iğdır, Ağrı, Kars gibi illere yönelik yapılan eylemlerde ise daha çok güvenlik güçlerinin dikkatini hedef olarak seçilen merkezlerden uzaklaştırma ve adım adım eylem sahasını genişletme amacı taşıdıkları da dikkatlerden kaçmıyor.

En hassas mesele ise PKK’nın yine Suriye ve Barzani üzerinden edindiği güdümlü füzeleri kontrolü ele geçirmeye çalıştığı alanların etrafına konuşlandırmış olduğu ve bunu çatışmaların yoğunluk derecesine göre kullanabileceği durumudur.

3-Bir başka önemli adımda ise PKK’nın, özellikle ülkenin geri kalan kısmında meseleyi uluslararası kamuoyunda etnik temelli çatışma olarak gösterebilmek adına Türk-Kürt çatışmasına dönüştürmek istediği dikkatlerden kaçmamaktadır.

Zira sözde dört parçalı devlet kurma hedefine ulaşabilmek adına uluslararası kamuoyunun dikkatini çekebilmek için PKK bu yola başvurmak durumunda olduğunu planlamışa benziyor.

İzmir’de vatandaşların PKK terörüne karşı tepki gösterdiği sırada, kalabalığı Kürt vatandaşların yaşadığı alanlara yöneltmek isterken yakalanan provokatörün evinden, PKK’ya ait çok sayıda doküman ve hatta PKK tarafından kendisine verilmiş olan sözde kimliğin bulunması bu açıdan değerlendirilmelidir.

PKK ülkenin geri kalan kısmında, önceden sahaya sürdüğü anlaşılan ve hangi yabancı istihbarat adına çalıştığı belli olmayan mensuplarını harekete geçirerek Türk-Kürt çatışması yaratabilmenin arayışı içerisindedir.

* * *

Örgütün bu üç aşamalı stratejisi doğru okunmalıdır.

Bu sinsi ve dış merkezli hesapların bozulacağı yer ise Türk Milleti’nin vakur ve sağduyulu duruşundadır.

Unutulmasın ki Türkiye bizimdir, herkes Türkiye’dir…

PKK, AKP aksini iddia etmiş olsa da Kürt kardeşlerimizi temsil etmemektedir.

Tam aksine Kürtlere bu zamana kadar en fazla zarar veren PKK’nın kendisi olmuştur.

PKK’ya bebek katili sıfatının yakıştırılması, daha çok Kürt bebeklerinin katledilmesinden gelmektedir.

Muhtemeldir ki Cizre bir son olmayacaktır.

Diyarbakır’ın Sur ilçesinde yaşananlar bunu işaret etmektedir.

Kaldı ki yanı başımızda Suriye örneği ve buradaki PKK yapılanmaları durduğu müddetçe terör saldırıları sürecektir.

Kandil’den sonra Türkiye için doğdurulmuş olan yeni terör bataklığın merkezi Suriye’nin kuzeyidir.

Sözde çözüm sürecinde milli direnci kırmayı yeğleyip, terörün direncini artıranlar, şimdi başlayan bu terör dalgası karşısında aciz kalmış olmalarının hesabını verecek olsalar da güvenlik güçlerimize terörle mücadelede büyük sorumluluk düşmektedir.

Kim neyi hesap edip, planlarsa planlasın, Türkiye birlik ve bütünlüğünden hiçbir şey kaybetmeyecektir.

AKP gittiği takdirde PKK’nın biteceğini herkes görmüşken, milli sorumluluk bunun gereğini yerine getirmek için 1 Kasım’ı işaret etmektedir.

İsmail Özdemir

Etiketler :
SON DAKİKA HABERLERİ
İLGİLİ HABERLER