SON DAKİKA

Söz Konusu Olan Vatanın

Gündem Yazıları

BİZİM BRÜTÜS

KÖŞE YAZILARI

PKK’nın Niyeti Devrimci Halk Savaşı Başlatmak

Bu haber 19 Kasım 2014 - 13:26 'de eklendi ve 7 kez görüntülendi.

Ekim ayının ilk haftası içerisinde Ayn El Arap’ta yaşanılanları bahane eden terör örgütü yandaşları, örgüt tarihi boyunca hiç görülmemiş bir gelişmeye imzasını atarak sokakları bir anda karıştırdı.

Açılımdan, çözümden, PKK’nın silah bırakacağından bahseden iktidarın, aslında ülkeyi ne hale soktuğunu da yine o günlerde hep beraber gördük.

Bu meseleyle ilgili uzun uzun değerlendirmelerde bulunduk.

Nihayetinde kimsenin inkâr edemediği ve ortada bulunan gerçeklik; sözde çözüm sürecinin baştan sona PKK’ya propaganda alanı, güç ve toplumsal eylem zemini kazandırmış olmasıdır.

2013 yılı Nevruz Bayramı’nı bahane ederek İmralı’daki bebek katiline mektup yazdıranlar ve “artık silahların susup, siyasetin konuşacağını” söyleyenler, milleti nasıl aldatmışlar hep beraber şahitlik ettik.

Girilen 3 dönemlik seçim maratonunda iktidarı koruma uğruna AKP’nin PKK’ya verdiği tavizler, yaratmış olduğu alan, örgüte hem ülke içerisinde, hem de bölgede örgüte eşsiz fırsatlar sundu.

Çok açık söyleyelim artık ipin ucunu AKP kaçırmıştır.

Terörle mücadelede olmayan iradesi, müzakere de teslimiyetle kendisini gösterdiğinden, PKK boşluktan yararlanmayı iyi bilmiştir.

* * *

Bugün teröristler Doğu ve Güneydoğu illerimizde dağlarda gezmiyor, tam aksine il ve ilçe merkezlerinde rahatlıkla, ellerini kollarını sallayarak gezebiliyorlar, kafasına esen her eylem de de bulunabiliyorlar.

Kamu düzeni ve asayiş tümüyle bozulmuş durumda.

İşte böyle gelişmeler karşımızda dururken, kamu düzeni ve sözde çözüm sürecinin beraber götürüleceğini iddia eden AKP iktidarı çareyi yine PKK’ya tavizler vermede aradı.

Sokak ortasında başlarından vurularak şehit edilen askerlerimizi AKP yine görmezden geldi, unuttu ve teröristlerle yeniden masaya oturmaya hazır olduğunu gösterdi.

Çünkü 2015 Genel Seçimleri yaklaşıyor ve AKP ipliğinin, rezilliğinin, daha fazla pazara çıkmasını ve görülmesini istemiyor.

Özellikle de MHP’nin yükselen gidişatını engellemek adına PKK’nın ipine daha sıkı sarılmaya çalışıyor.

Peki PKK ne düşünüyor, neyi planlıyor?

Eylemleri ve yaptıklarıyla işi nereye götürmeye amaçlıyor?

Kandil’deki örgüt elebaşlarının sözleri hangi manayı taşıyor?

Meseleye isterseniz buradan bakalım ki, AKP’nin gizlemeye çalıştığı hakikati daha açık bir şekilde görelim…

* * *

Bu anlamda 6-8 Ekim olaylarında yaratılmak istenilen hava herkes için işaret fişeği oldu.

Pandoranın kutusunun açılıp, tılsımın bozulduğu görüntüler bize PKK’nın uzun yıllardır üzerinde çalıştığı “devrimci halk savaşını” hayata geçirmeye yönelik “pratikler” yaptığını gösterdi.

Bölgede yaşayan insanları sokağa çekip, büyük bir asayişsizlik ortamı yaratmak ve ardından “kurtarılmış bölgeler” oluşturma çabası içerisinde olmak, örgütün ideolojik yaklaşımıyla beraber düşünüldüğünde ortaya başka bir sonuç çıkmıyor.

6-8 Ekim hadiselerinin hemen akabinde Gaziantep Emniyet Müdürü’nün “gelmiş geçmiş en büyük silah ve mühimmatını” yakaladıklarını söylemesi ve “miktarını açıklarsam dudaklarınız uçuklar” demesi ne derecede büyük bir tehdidi ucuz atlattığımızın bir yönde itirafı oldu.

Kasım ayı başlarında ise PKK’nın şehir içi yapılanmalarına gönderilen bazı silah ve mühimmatların yakalanmış olması, vahametin boyutunun ne derecede büyük olduğunu bir kez daha gözler önüne serdi.

Basına yansıdığı kadarıyla Şırnak’ta ele geçirilen 45 adet Kalaşnikof marka tüfek, 1 adet RPG roketi ile beraberinde ele geçirilen bazı mühimmatlar ve İstanbul’da “dürbünlü” olduğu söylenen 2 adet M16 tüfekle, 2 adet tabancayla beraber çok sayıda merminin yakalandığı duyuruldu.

Dikkat ediniz lütfen, bu silah ve mühimmatlar PKK’nın şehir içi yapılanmalarına göndermeye çalışılırken ele geçirilen sevkiyattan sadece iki tanesi!

Peki ya ele geçirilememiş olanlar?

Onlar nerelerde kimlerin ellerinde ve ne için tutuluyor? Şimdilik belirsiz.

* * *

Ancak kesin olan PKK’nın silahlarını dağlardan indirip, kent merkezlerine taşımış olduğu gerçeğidir.

Bu silahlar şehirlerde “barış” adına kullanılamayacağına göre ne amaçla kullanılacak dersiniz?

Cevabı PKK’nın Kandil kadrosunun sözlerinde ve PKK’nın şehir içi yapılanması olan YDG-H’nin eylemlerinde saklı.

28 Ekim’de Merkez Komitesi toplantısı düzenleyen PKK, burada almış olduğu karar gereğince “topluma dayalı öz savunmanın esas alınması temelinde tüm boyutlardaki demokratik ulus inşasının savaşan halk gerçeği tarzında gerçekleştirilmesini tarihi görev belirlediğini” duyurdu. Terörist başı Öcalan’ın “Büyük mücadele esas şimdi başlıyor” sözlerine yapılan atıfla PKK “kanton tarzı çalışma ve örgütlenmenin” üzerinde durulduğunun kararlaştırıldığını açıkladı.

Bu gelişmenin akabinde, 11 Kasım’da KCK Yürütme Konseyi Üyesi Mustafa Karasu, mahlas bir isimle, bir gazeteye yazdığı yazısında “Kürt sorunun iki çözüm yolu vardı. Birincisi demokratik çözüm yolu, ikincisi ise Kürt halkının mücadeleyle kendi çözümünü yaratması yolu.” diyerek, peşi sıra ikinci yolu seçtiklerini açıkça duyurdu!

Bir gün sonra, yani 12 Kasım’da ise Murat Karayılan’ın telsizden örgüt üyelerine Doğu ve Güneydoğu’da bazı mahallelerde “hâkimiyet sağlanması” talimatı verdiği ortaya çıktı. Karayılan talimatında özellikle “Halk kendisi hareket etsin, başkaldırıyı düşürmesin, başkaldırıya devam etsin. Toplumsal güçler ile mahallelerde kontrol sağlanmalı. Şehirleri değil mahalleleri ele geçirsinler.” diyordu.

Nitekim bu haberin ardından PKK’nın şehir uzantıları olan YDG-H mensuplarının Cizre’nin iki mahallesinde, Silopi’nin Zap mahallesinde, İdil ilçesinin bazı mahallerinde ve son olarak Diyarbakır’ın Sur ilçesinde “hendekler kazarak” sözde kantonlar ilan ettiğini duyduk. Ellerinde “Kalaşnikof” olan yüzleri maskeli, kimisi entarili soytarılar “kontrol artık bizde” mesajını vermeye başladılar.

* * *

AKP iktidarı istediği kadar kamu düzeninden bahsetsin, bölgede yaşanılan gerçekler ne yazık ki böyle.

Devlet otoritesi namına hiçbir şey bölgede yok.

Yeni yol haritası safsatalarıyla örgütün silah bırakacağını söyleye dursun, hakikat ne yazık ki çoktan dağdaki silahların şehir merkezlerine indirildiğini gösteriyor.

PKK’nın amacı bölge insanının kendisinin silaha sarıldığını göstermek!

Bu çabalar örgüt ideolojisinde benimsenen; stratejik savunma, stratejik denge ve stratejik aşamalarının hayat bulduğu son noktaya doğru gidiliyor.

O da “halk savaşı” adı altında büyük olaylar çıkarıp, uluslararası camianın dikkatini bölgeye çekmektir.

Basına sızdığı haliyle, BDP’lilerle ilk görüşmesinde ne diyordu AKP’nin kapısında nöbet tuttuğu İmralı’daki bebek katili: “Süreç istediğimiz gibi tamamlanmazsa 50 bin kişi ile halk savaşı olacak.”

Barışmış, çözümmüş, silah bırakma yada sınır dışına çekilmeymiş geçin bunları.

Herşey o kadar açık ki…

İsmail Özdemir

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

Yorum Yok
YASAL UYARI! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen kişiye aittir.