Asikurtlar©

PKK’nın Musul operasyonunda ne işi vardır, Türkiye’ye nasıl bir mesaj vermektedir

PKK’nın Musul operasyonunda ne işi vardır, Türkiye’ye nasıl bir mesaj vermektedir
18 Ekim 2016 - 10:30 'de eklendi ve 4709 kez görüntülendi.

Elbette gelen şehit haberleri yüreğimizi sağlamaktadır. Terörizmle mücadele süreci ne kadar acı ve yüksek maliyetli olsa da dayanacağız, düşman kuşatmasını Allah’ın izniyle yaracağız. Terörizmin panzehiri birlik ve dayanışmanın diri tutulmasıdır. Türk milletini bölme, Türk vatanını bölüşme hayalini kuranların hevesi kursaklarında kalacaktır. Bir kez daha şehitlerimize Cenab-ı Hak’tan rahmet diliyorum. Halen tedavi altında bulunan kardeşlerimize acil şifalar temenni ediyorum.

Türk milleti aslından, neslinden, kökünden kopmayacak, koparma çabasında olanlara asla göz açtırmayacaktır.
“Halep emniyette değilse, Antep ve Hatay elbette tehdit altındadır”

Ülkemiz beka düzeyinde risk ve tehditlerle karşı karşıyadır. Türkiye’nin içinde bulunduğu geniş topraklar diken üstündedir. Küresel senaristlerin yoğun uğraşlarıyla Ortadoğu kilitlenmiştir. Etnik kamplaşma, bölgeyi geniş bir kıyıma sürüklemektedir.

Suriye metruk bir tekne gibidir. Bu teknenin dümeni bozuk, yakalandığı fırtına azgındır. Halep kan ağlamaktadır. İnsani yardım konvoyları, hastaneler, masum canlar hedef alınmaktadır. Ateşkes sağlanmazsa Halep imha olacaktır, devasa bir kültür medeniyeti adeta ölüme terk edilmiştir. Halep’in baskı ve zulümden kurtulması hem kardeşlik hem hassasiyetler gereğince acil ve zorunludur. Meseleye bakışımız yabancılarınki gibi olmamalıdır. Çünkü Halep’in kader çizgisiyle Anadolu’nun istikbali ayrı ve uzak değildir. Kaderimiz örtüşmekte, yollarımız kesişmektedir. Halep tehlikedeyse Gaziantep, Hatay tehlike altındadır. 911 kilometrelik sınırımız olan Suriye’nin 6 yıla yaklaşan iç savaş ortamı ülkemize az ya da çok tesir etmiştir. Türkiye’nin kontrolsüz savrulmalara müdahil olması kaçınılmazdır. Tam tersi bir durum ülkemizi daha da pasif hale sokacak, cinayet oyunlarına karşı savunmasız bırakacaktır.

Dünyanın bir ucundan kalkıp gelen ülkelerin Türkiye’nin çağrı ve taleplerine kulak tıkaması işgüzarlıktır. Komşu ülkelerimizin geleceğini tayin yetkisini kendilerinde gören aymazlar, Müslümanların canına, ırzına kast eden cahiller abidesidir. Huzur içinde bulunan coğrafyalara kanlı ambargolar koyan ülkelerin sahtelikleri bardağı çoktan taşırmıştır. Bunlar İslam alemine fitne aşılamıştır. Özgürlük ve demokrasi çığırtkanları önce ortak değerlerimizi benimsemizi ertelenemez bir ihtiyaçtır. İslam toplumlarının Haçlı projelerinin istilasından kurtulup belini doğrultması elzem hale gelmiştir. Türkiye’nin çevresinden kendini soyutlamasının doğru olmadığı gibi mümkün de değildir. Tarihin ve coğrafyanın milletimize yüklediği sorumluluklar vardır. Bu sorumluluklar ABD istedi, Almanya buyurdu, Fransa zorladı diye kesinlikle ihmal edilmeyecek, yol sayılmayacaktır.
“Irak’ı IŞİD’e bırakıp kaçtılar; bunlar hem kel, hem fodul”

Politik dinamitlerin çarpıtılması, çiğnenmesi, başka başkentlerin alanına paldır küldür girilmesi sadece komşu ülkelerle ilişkimizin kesilmesine neden olmayacak, daha fenası bize bir vatan kaybettirecektir. Kurucu kahramanların yüzyıllardır devam edegelen sancılı bir geri çekilme tavrına son vermek, sınırı çizmek için Misak-ı Milli’yi kaleme aldıkları bilinen bir gerçektir. Türkiye bu şuura sahip olduğu müddetçe Şam’daki gelişmeleri izleyecek, Musul-Kerkük sevdasından ödün vermeyecektir. Mekke’de vurdular, Sakarya’da dirildik. Yemen’de durdurdular, Dumlupınar’da yola koyulduk. Kanadımızı kırdılar, taarruzla cevap verdik. Trablusgarp’ı Trabzon’dan ayrı görmedik. Hayallerimiz bir oldu, özlemlerimiz bir. Böylece yakın coğrafyalardaki her dağa, her caddeye izlerimizi kazıdık. Türk’ün adını yazdık. Buraları vatan bildik, vatan yaptık. Ne varki hüzünlü bir şekilde kaybettik. Umutları yarım bırakarak ecdadımızın hedeflerini kalbimize iliştirip milli hafızalara naklederek Anadolu yollarına düştük. Cehalet çukurunda tepinenlerin bu hakikatleri anlamasını da ümit etmiyoruz. İfadelerimizi millet sahiplensin, ülkeyi yönetenler bilsin. Bize yetecek maksadımız inşallah hasıl olacaktır. Bu vesileyle tekrar ediyorum. Anlamlandırmakta güçlük çekenlere hatırlatıyorum; Misak-ı Milli mülk-ü millettir. Millet ise Türk’tür. Uzun bir süredir devamlı gündemde tutulan Musul operasyonu dün sabaha karşı devreye alınmıştır. Musul’un IŞİD tarafından işgali 6 Haziran 2014’te başlamış 5 gün içinde de tamamlanmıştır. Türkmenlerin yuvası istila edilmiştir. 2 yılı aşkın süredir Musul canilerin kontrolündedir. Bayraklarında siyahlık kadar ruh ve vicdanları kararan teröristler Musul’a kast etmiştir. Dün ilan edilen askeri hareketle temizlik için düğmeye basılmıştır. Türkiye’ye karşı ileri geri konuşan Haydar El-Ebadi operasyonun ilk saatlerinde operasyonun başlatıldığını duyurmuştur. Ebadi altını çizerek Irak’a sadece Irak ordusunun gireceğinin altını çizmiş, ülkemize durum ve statü hatırlatması yapmıştır.

Gerilim politikası öncelikle muhataplarını mahçup edecek, yüzlerini kızartacaktır. Musul’u birtakım çapulculara bırakan İbadi’nin komşuluk hukukuna hizmet etmediği açıktır. Bunlar hem kel, hem foduldur.
“Kerkük Türk’tür; Musul Türk’ün öz yurdudur!”

Açılan üç cepheden IŞİD kıskaca alınmıştır, operasyonun kritik üssü olan Zerdek dağında ABD’li askerler peşmerge ile savaşa katılmaktadır ABD’li askerler IŞİD hedeflerini obüsleriyle vurmaktadır. IŞİD ise boş durmamış, savaş uçaklarının görüş açısını kapatmak amacıyla hendeklere ham petrol döküp ateşe vermiştir. Bunlar oluyorken Musul’un doğusunda operasyona giden konvoya düzenlenen intihar saldırısı sonucunda 70 Iraklı asker hayatını kaybetmiştir. Saklamaya yer yoktur, Musul operasyonunun başını ABD çekmektedir. ABD ile İran arasında yapılan anlaşmaya göre PKK’lı teröristlerle birlikte Haşdi Şaabi ile operasyona katılacakları iddia edilmiştir. PKK’nın Musul operasyonunda ne işi vardır, Türkiye’ye nasıl bir mesaj vermektedir. Irak kendi topraklarındaki terör örgütlerini görüp Türkiye’ye nasıl gelme demektedir. Ebadi’nin yolu yol değildir. Mantığı tıpkısıyla celladına bağlanmış bir köleden farklı değildir. Türkiye’nin yardım uzattığı Ezilerin sırtımızdan vurduğunu görmemek için kör olmamız gerekmektedir. Ebadi kimin hesabına çalışmaktadır. Türkiye’yi Musul’dan uzak tutma gayretleri, ne ya da kimlere hizmettir. Başika’ya TSK davet edilirken bir şey yoktu da şimdi mi oldu. Başika beka noktamızdır, dönüş yapmak kabus demektir. Yıllardır Irak’tan kaynaklanan terörist saldırılar çok sayıda şehadete neden olmuştur. Ebadi ister kabul etsin ister etmesin büyük devlet olmanın haysiyeti bunu gerektirmektedir. Türkmenler katliama maruz kalırken Irak ne yapıyor, neyle meşgul oluyordu? Musul üzerinden yürüyen mücadelenin sadece IŞİD’i kovmak olmadığını herkes bilmektedir. Musul’daki etnik yapının bozulması bölgeyi tamamen ateşe atacaktır. Ülke olarak güvenliğimizi ve toprak bütünlüğümüzü tesadüflerin akıbetine bırakamayız. Türkmen elini çaresizliğe terk edemeyiz, etmemeliyiz. Boşuna söylemedik, boş yere kendimizi avutmadık. Kerkük Türk’tür, Musul, Tel Afer Türk’ün öz yurdudur. Bize ne işiniz var Musul’da diyenler, ahlaklı ve utanma sahibi iseler önce kendilerinin ne aradığını açıklamak mecburiyetindedir. Türkiye’nin Irak’ın toprak bütünlüğüne saygılıdır ancak bir süre sonra BM’nin ön gördüğü şekilde göç başladığında ne olacak?

BAŞKANLIK AÇIKLAMASI

Geçen haftaki grup toplantımızda yeni anayasa değerlendirmesi tartışılmıştır. Başkanlık sistemine destek verip vermediğimiz gündemi işgal etmiş, niyet okucuları niyet okumuştur. Bereket versin biz ne dediğimizin bilincindeyiz. ‘Türkiye’de fiili bir durum vardı ve bu çözülmelidir’ dedim. Sayın Cumhurbaşkanı fiili başkanlık yapmaktadır. Ya Cumhurbaşkanı başkanlık yapmaktan vazgeçsin ki bizim için doğru olan budur. Bunları anlamayan varsa heceleye heceleye alfabeyi öğretmeye hazırım. AKP’nin başkanlık sistemiyle ilgili inadı sürecekse, o zaman karşınıza iki seçenecek çıkacaktır yorumunu yaptım. Bir anayasa hazırlığı varsa, anlaşılan maddelerle TBMM’ye getirmelidir. Bu anayasa değişiklik teklifi TBMM Genel Kurulu’nda ya 367’yi aşacaktır, ya da 330’un üzerinde kalarak referanduma sunulacaktır. Bunun üzerine komut almışçasına sırayla saldıranlardan öylesine sözler duyuldu ki şaşırmamak imkansızdır. ‘Stepne’, ‘baston’, ‘kurtarıcı meleği’ dediler. Bindiğimiz dalı kestirdiğimizi uydurdular. AKP’ye pas verdiğimizi dillerine doladılar. Ahmak ata binerse bey oldum sanırmış. Şalgam aşa girerse yağ oldum sanırmış. MHP’nin ne dediği bellidir. Hükümet sistemi üzerinde yapılan tehlikeli oyunlar, rejim krizine dönüşecektir. Ya fiili durum düzelsin, ya da fiili durum hukuki durum kazansın anayasa ihlalleri son bulsun.

Biz ezelden ebede Hakkın yolunda, milletin yanındayız. Halkın partisi olduğunu söyleyen CHP niye celalleniyor. HDP’nin aparatı, PKK’nin sim kartı olurken bir şey olmuyor da, biz bir teklifle gelince mi kıyamet kopuyor. Araba devrildikten sonra yol gösteren çok olurmuş. Demirin tavında dövüleceğini söylüyoruz. Hukuksuzluğun bir devlet kaybına yol açabileceğini vurguluyoruz. CHP’li sözcülere ekran ve televizyonda saldırgan tutum takınanlara ne desek boş. CHP ve yandaşları düğüne giderler zurna beğenmezler, hamama giderler kurna beğenmezler. Bunlar MHP’yi tanımıyorlar, bilmiyorlar. Bölücüler, kendilerine aydınlıkçı diyenler birbirlerini göre göre duya duya zifte bulanmıştır. CHP’nin bu tuzağa düşmesi siyasi geçmişine haksızlıktır. İçleri çıpıt çarşısına dönenlerden öğrenecek bir şeyimiz yoktur. Şartlar oluşursa aziz milletimize sorunların çözümü için müracaat etmekten vazgeçmeyiz.

Bunlara diyorum ki, yağ mı yoğurttan yoğurt mu yağdan çıkar yakında görürsünüz. Az bekleyin, biraz daha sabredin, biz şartlar oluşursa, aziz milletimize herhangi bir sorunun çözümü için müracaat etmekten tereddüt etmeyiz. Pilavdan dönenin kaşığı kırılsın.

Zahmetsiz zahmet olmayacağı meydandadır. Gerekirse zahmet çekeriz, çileye katlanırız. Ama Türkiye’nin siyasi ve hukuki istikrarı için üzerimize düşeni harfiyen yaparız. MHP parlamenter sistemin revize edilerek devamından yanadır. Ama milletimize sormanın hiçbir mahsurluğu ve sakıncalı tarafını da görmeyecektir. Yağmur nereye yağarsa tarlasını oraya taşıyanlara diyeceğimiz bir şey yoktuır. Onlarla uzlaşma vaktimiz de olmayacaktır.

Türk milletine güveniyorum. AKP’nin anayasa hazırlığını TBMM’ye getirmesi, sağlıklı ve makul bir neticenin alacağına yürekten inanıyorum.

SON DAKİKA HABERLERİ
İLGİLİ HABERLER