Asikurtlar©

PKK’NIN KAÇ HÂKİMİ, KAÇ İSTİHBARATÇISI, KAÇ SAVCISI VAR?

PKK’NIN KAÇ HÂKİMİ, KAÇ İSTİHBARATÇISI, KAÇ SAVCISI VAR?
04 Kasım 2015 - 19:43 'de eklendi ve 7194 kez görüntülendi.

 

 

Anadolu Türklüğünün 5 Asırlık Düşmanı: Gizli Kürt Örgütü!

 

Yüzyıllardır Anadolu’da siyasi Kürtçülüklerini Türk karşıtlığı ve İslamiyet ile perdeleyen bu grubun belkemiğini Yavuz Sultan Selim’in İran seferi dönüşü yanında getirerek Ankara’ya yerleştirdiği ve bir kısmı Diyarbakır’a göç eden Kürt aşiretleri oluşturur.

 

Ülkenin son günlerdeki hali malum. Uzun uzun anlatmaya gerek yok. Ortalık kan gölü, kimin eli kimin cebinde belli değil. Her gün gelen şehit haberlerine yürek dayanmıyor. Bilgi kirliliği had safhada. Algı operasyonları almış yürümüş durumda. Halk kime inanacağını, ne düşüneceğini bilmiyor.

 

Devlet Bahçeli’nin sözleri çarpıtılarak milliyetçi duygular baskılanmaya ve MHP itibarsızlaştırılmaya çalışılıyor. Devlet Bahçeli parti kapatmaya karşı olduğunu açıklamasına rağmen ‘yasaları çiğneyen HDP’liler hakkında soruşturma açılmalı’ sözleri ‘HDP kapatılmalı’ şeklinde lanse ediliyor.

 

Peki neden? Ve bu algı operasyonu nasıl bu kadar başarıyla yönetiliyor?

 

Anlatalım…

 

Hemen herkes uluslararası güçlerin Kürt faşizmine sağladığı desteğin farkında.

 

Amerikan uçakları Ayn-el Arap’ı bombalarken ‘Biji serok Obama’ naraları bunun bir ispatı. Bu durum desteğin ekranlara yansıyan anlık bir ifadesi.

 

Uluslararası destekle ilgili bilgiler araştırılırken göz ardı edilen noktalar var. Bu noktalar İslami çevrelerdeki Kürtçülerin pozisyonları ile ilgili.

 

Daha net ifade etmek için soru cevaplarla gidelim.

 

AKP’nin kurucu genel başkan yardımcısı ve eski devlet bakanı Dengir Mir Mehmet Fırat şu anda HDP milletvekili.

 

Kimse yadırgıyor mu? Hayır.

 

Neden?

 

İslami değerlere sahip olduğunu iddia eden bir Müslümanın, marksist-leninist bir örgütte siyaset yapması nasıl yadırganmaz?

 

Bu sorunun tek bir cevabı yok. Dönemsellikler, terör stratejileri, uluslararası güçler, dengeler ve daha birçok şey cevabın içinde yer alıyor.

 

Ancak bir konu özellikle göz ardı ediliyor. HDP ve Kürt faşizmi çıkarları için Güneydoğu’daki aşiret kimliğini kullanır. Ve bu durum devlet içinde profesyonelce kadrolaşan derin Kürtçüler tarafından perdelenir.

 

Bizler siyasi tarih üzerine yoğunlaşırken gözden kaçırdığımız bir konu var. Yüzyıllardır devam eden İslami referanslı Kürtçü serüven üzerine odaklanmıyoruz.

 

Bu göz ardı ediş çoğu zaman bilinçli bir tercih.

 

Zira Anadolu İslam inancının bizi bir arada tutacağını düşünüyoruz. Ki kısmen doğru bir düşüncedir bu.

 

Ancak bu inanç, İslami referanslı Kürtçü grupların ataklarıyla sentetik bir eşiğe gelmemize sebep oldu.

 

Peki, bu İslami referanslı Kürtçü grup kimdir?

 

Yüzyıllardır Anadolu’da siyasi Kürtçülüklerini Türk karşıtlığı ve İslamiyet ile perdeleyen bu grubun belkemiğini Yavuz Sultan Selim’in İran seferi dönüşü yanında getirerek Ankara’ya yerleştirdiği ve bir kısmı Diyarbakır’a göç eden Kürt aşiretleri oluşturur.

 

Bu grup İslamcı kisvesiyle kendini maskeleyerek Türk milliyetçiliğine saldırır. İslami referansları alakasız şekilde yorumlayarak Türk demenin dinen sakıncalı olduğunu savunan bu grup, kendi kavmiyetçiliklerini yüzyıllardır sürdüren gizli bir yapıdır.

 

Osmanlı döneminde de, yakın geçmişte de pek çok mütefekkir ve aydın yetiştirdiler. Onların ortaya koyduğu Türk karşıtı İslami düşünce pek çok siyasetçi gibi Tayyip Erdoğan’ın fikir hayatını da şekillendiren başlıca kaynaklardan biri.

 

Sadece cumhurbaşkanını değil, ehli sünnetin çoğunluğunu etkileyen bir düşünce oluşturdular. ‘Türküm’ demeyi Müslüman olmaya karşıt bir durummuş gibi sundular. Türk milletine bağlı olmayı ve bunu bir devlet mantığında savunmayı İslami değerlerle tezat göstermeye çalıştılar.

 

Bu grup aynı zamanda Kürt faşizminin arka pencerelerindeki gizli birliktelikleri de yüzyıllardır devam ettiriyor.

 

Sosyolojik ve psikolojik tespitlerin ötesinde gizli bir örgütlenmeden söz ediyoruz.

 

İslami gruplar içinde kendini perdeleyen bu yapı AKP sayesinde öyle güçlendi ki, sadece fikir ve siyaset hayatında değil medyadan iş dünyasına kadar her yerde etkisini gösterir oldu.

 

AKP döneminde gücünün zirvesine ulaşan Kürtçü yapı, on üç yıl boyunca devletin tüm katmanlarında kadrolaştı.

 

Bu toprakların Müslümanlarına ‘Türküm’ demenin günah olduğunu aşılayan zihniyet, aşiretlerin gölgesindeki ekiplerini sağlam koylarda güven altında tuttu.

 

İşte bu gizli teşkilat şu anda devletin en önemli yerlerini işgal ediyor.

 

Sol içinde de destekçileri olan bu yapılanma, milli unsurların güçlenmesini engellemek için güncel gelişmeleri koz olarak kullanmaya çalışıyor.

 

Son dönemde cemaatten boşalan makamlara getirilen, nispeten milli düşünceye sahip isimler bile bu ekibin saldırılarına maruz kalıyor. Etkin biçimde Kürt kimliğini savunan bu grup AKP’de yer edinmeye başlayan milli unsurlara da yükleniyorlar.

 

Seçimlerden sonra 11 kişilik AKP MYK’sında 8 üye MHP ile koalisyon yapalım derken tek başına HDP ile koalisyonu savunan Beşir Atalay’ın hala ‘ÇÖZÜM SÜRECİ SADECE DURDU, BİTMEDİ.’ Demesinin altında parti içindeki sıkıntıları yatıyor.

 

AKP’nin alışılagelmiş uzun MKYK toplantılarına karşı sadece 7 dakika süren son MKYK toplantısı da bu Kürtçü ekibi rahatsız ediyor.

 

46 MKYK üyesinin 37’sinin meclis başkanlığı ile ilgili önerdiği Nabi Avcı isminin çizilmesinin gerisinde de bu çatışmanın izleri bulunuyor.

 

“Biz yıllardır bu partinin çilesini çekiyoruz. Bu adamlar tepeden inme geliyor.” Son günlerdeki genel söylemleri…

 

Her gün terör saldırılarının yaşandığı, cinayetlerin ve kaosun hüküm sürdüğü bu günlerde dikkat edilmesi gereken makamlardalar.

 

MİT müsteşarı Hakan Fidan’ı bu ekibin göreve getirdiğini önceki yazılarımdan hatırlayacaksınız.

 

– Hakan Fidan MİT müsteşarı olmadan önce Ankara’da bir oto galerisinde kimin muhasebecisiydi?

 

– Bu galerici aynı zamanda Tayyip Erdoğan’ın Ankara’daki ev sahibiydi. Bu nasıl bir tesadüf?

 

– Zaman Gazetesi’nin ilk imtiyaz sahibinin oğlunun bu galerici ile arkadaşlığı nereden geliyor?

 

– Bu birliktelik Yavuz Sultan Selim’in Anadolu’ya getirdiği Kürt aşiretlerine kadar uzanıyorsa bu nasıl açıklanmalı?

 

– Sözü geçen baba ve oğul AKP’den milletvekili seçildi. AKP içinde hem babası hem kendisi milletvekili seçilen başka isim var mı? Bu nasıl bir güç?

 

– Sözü geçen milletvekili oğul, zamanında Tayyip Erdoğan ile birlikte Pınarhisar cezaevinde hangi suçtan yatmıştı?

 

– Bu oğulun yıllardır Tayyip Erdoğan’ın başdanışmanı olması, Erdoğan’ın makam otosuna binebilen tek isim olması nasıl değerlendirilmeli?

 

– Bunca bağlantıyı hangi güç sağladı ya da bu kadar tesadüf olabilir mi?

 

Tüm bunları değerlendirdiğimizde ve yazının başına, HDP milletvekili Dengir Mir Mehmet Fırat gerçeğine döndüğümüzde şu soruyu sormamız gerek.

 

AKP’de bakanlığa kadar çıkan isimler PKK’nın siyasi uzantısı HDP’ye geçerken…

 

Bu kudretli Kürtçülerin devlet kadrolarına yerleştirdiği PKK yandaşları ile ilgili durup düşünmek gerekmiyor mu?

 

Daha açık bir ifade ile…

 

AKP’deki bu Kürtçülerin himayesiyle PKK’dan kaç kişinin savcı, hakim, emniyet müdürü, polis ve istihbaratçı olarak devlete sızdığını araştırmak gerekmez mi?

 

Cemaat bile devlet içindeki sızmalarını AKP sayesinde gerçekleştirirken PKK’nın bunu yapmadığını düşünmek saflık olmaz mı?

 

Üniversitelerin hukuk fakültelerinde, uluslararası ilişkiler ve kamu yönetimi bölümlerinde yıllardır gerilla türküleri ile halay çeken öğrenci görünümlü PKK’lıları hatırladığınızda ne demek istediğimi daha net anlayacaksınız.

 

Bombalamalarda, cinayetlerde aranması gereken kriminal izler derin bir yapıyı işaret ediyorsa bugün durum eskisinden daha da karışık diyebiliriz.

 

Göründüğü üzere tablo karanlık. Elbette ki bunları görmek, bilmek yetmiyor.

 

Peki ne yapmak gerek? Bu kirliliği nasıl yönetecek, temizleyecek, en önemlisi halkı nasıl bilgilendireceğiz?

 

Öncelikle artık klişe siyasi düşünce ve söylemlerin ötesinde bu konuyu masaya yatırmak gerek. Hem de acilen…

 

Terörü, Kürt faşistlerini ve HDP’ye oy veren seçmeni birbirinden ayıran yeni bir boyut, yeni bir dil oluşturulmalı.

 

Kürt faşizminin İslami çevrelerdeki destekçilerini ve konumunu inceleyerek başlamalıyız çalışmaya. Ve tüm gerçekleri anlaşılabilir biçimde topluma sunmalıyız.

 

Tabii yaşananlardan bihaber Kürt vatandaşlarımızı da töhmet altında bırakmadan, onlara da gerçekleri izah ederek bu süreci yönetmek gerek.

 

Bu kadar çetrefilli bir organizasyonu değerlendirmek ve deşifre etmek birçok kişiyi aşar. Böyle bir çalışmayı Ülkücü hareketin masaya yatırması, değerlendirmesi ve gerekli bilgileri kamuoyuna dolandırmadan, halkın anlayacağı dilde sunması gerek. Susmadan, tekrar tekrar.

 

Yoksa siz hala Devlet Bahçeli’nin ‘Namerde muhtaç etmeyiz’ sözleriyle sadece HDP’yi kastettiğini mi sanıyorsunuz?

 

Rüstem Fırat

Etiketler :
SON DAKİKA HABERLERİ
İLGİLİ HABERLER