SON DAKİKA

Pkk nınki sınır ihlali değilmi?

Bu haber 18 Eylül 2013 - 12:15 'de eklendi ve 14 kez görüntülendi.

Sınır ihlali yapan bir Suriye helikopterinin düşürüldüğü açıklandı. İhlalin yapıldığı Suriye tarafından da kabul edildi. Türkiye’nin sınırlarına yönelik tehditleri bertaraf etmesini hiç kimsenin bir itirazı olamaz. Bütün mesele aynı kararlılığın bütün taraflar, benzer bütün olaylar için geçerli olması ve uygulanmasıdır. Aksi halde en haklı olduğunuz, doğru yaptığınız bir durumda bile tartışılırsınız.

 

Dünyadaki AKP algısı

 

AKP, iktidar olduğu günden bu yana yaptığı belki birkaç doğru işten birini yapmış olmasına rağmen, tartışmalı durumdadır. Bunun sebebi helikopteri düşürmesi değil, benzer olaylarda şimdiye kadar ortaya koyduğu tutarsızlıktır. Bu kadar yalpalamanın, bu kadar çelişkinin, bu kadar teslimiyetin içinde, bir tane doğru yapmış olmanız, daha önceki kayıpları da, yanlışları da örtmeye ve sonuçlarını değiştirmeye yetmiyor. Bugün bütün dünyadaki AKP algısı şudur: “Bugün söyler yarın unutur. Tehdit eder, ama gereğini yapmaz. Duruma göre vaziyet aldığı için bir önceki sözünün tam tersini yapmakta sakınca görmez.” Bu algının sebebini oluşturan onlarca örnek sayabiliriz.

 

Hangi biri sayalım?

 

Mavi Marmara Gemisinde dokuz vatandaşımız katledildi, AKP esti gürlerdi, Akdeniz’in dar edileceğini söyledi, sonuçta Obama’nın insafına kaldı. Suriye yönetimi uçağımızı düşürdü ve iki pilotumuzu şehit etti, hiçbir sonuç alınamadı. Reyhanlı’da 54 vatandaşımız vahşice öldürüldü. Failler yakalandı, ama azmettiriciler için hiçbir şey yapılamadı. Suriye’den top mermileri, kör kurşunlar insanımızın canını aldı, Akçakale ve Ceylanpınar gibi sınır ilçelerimizde gözyaşları sel oldu aktı, sadece laf üretildi. Davos’ta sahnede “One Minute” denildi, aradan 5 dakika geçmeden, “sözüm sunucuyaydı” denilerek çark edildi. “Libya’da NATO’nun ne işi var” diye çıkıştıktan saatler sonra Türk limanları ve uçakları NATO’nun emrine verildi. Esad’a önce “kardeşim” iltifatları yapıldı, arkasından “kalleş ve katil” denilerek saldırıldı. Bebek katiliyle görüşülmediği hakaretlerle ilan edildi, İmralı’nın suyolu edildiği ortaya çıktı. Rasmussen’in NATO Genel Sekreteri olması veto edildi, bir gün sonra hiçbir şey olmamış gibi onay verildi. Bütün bunlar bir çırpıda aklımıza gelenlerdir.

 

Irak vahameti

 

Daha da vahim bir gelişmeyi yıllar sonra öğrenebildik. TBMM tezkereye onay vermemesine rağmen, ABD’nin Irak’ı işgal edip Müslüman kanını dökmesine, kadınlara, kızlara en zalim şekilde kıymasına, bir milyon masumun canını almasına yardım ve yataklık sözü verildiği ortaya çıkmıştır. Hastanelerimizin Müslümanları katledenlerin hizmetine sunulduğu, ihtiyaçlarının Türkiye’den karşılanması için imzalar atıldığı ortalığa saçılmıştır. Boşuna, ABD askerlerinin sağ-salim ülkelerine dönmeleri için dua etmemişler. Şimdi aynı senaryonun Suriye için yazıldığını, daha çok Müslüman kanı akması için özel bir gayret gösterildiğini ibretle izliyoruz.

 

İdam cezasından bahsediliyordu

 

Bütün bunların üzerine bir de PKK gibi yıkıcı ve bölücü bir örgütle ortaklık kurulmasını koyun. Sayın başbakan daha bir yıl önce İmralı canisi için idam cezasını geri getirmekten bahsediyordu. BDP milletvekillilerin dokunulmazlıklarını kaldırılmasını istiyor, Kandil’e gitmeleri için istikamet gösteriyordu. Oysa PKK bugün sadece Suriye sınırımızı değil, Irak ve hatta İran sırımızı da kevgire çevirmiş durumdadır. Özellikle Suriye sınırı perişan haldedir. Giren çıkan belli değildir ve bunun çok acı sonuçlar doğurabileceği istihbarat raporlarına yansıdığı gibi, bölgedeki mülki amirlerin isyanına da sebep olmuştur. Kaçakçılar toplu halde hareket etmekte, güvenlik birimlerine silahlı karşılık verme cüreti göstermektedirler. Bunları caydıracak her hangi bir karşılık verilememiş, üzerine İmralı’daki cani AKP’yi açık bir şekilde müzakere edebilmek için masaya çağırma cüreti göstermiştir. Ve şu ana kadar bu cüret karşısında, bu katile haddini bildirecek ne bir açıklama gelmiştir, ne de bu gidişi değiştirecek bir hamle yapılmıştır.

 

Caydırıcılık!

 

Bu tablonun dünyanın gözleri önünde yaşandığı bir ortamda, Suriye helikopterini sınır ihlali gerekçesiyle düşürmek çok doğru olsa da, ne kadar caydırıcılık oluşturabilir? Üstelik, ABD ve Rusya’nın kimyasal silahların imhası konusunda anlaştığı ve Esad’ın da buna razı olduğu bir süreçte helikopter düşürmek, dikkat çekici olmuş ve dünyanın şüpheli bakışlarını daha da yoğunlaştırmıştır. Bir defa daha ve altını çizerek belirtmekte fayda var. Sınır ihlali yapan helikopterin düşürülmesi doğru ve yerindedir. Ancak, bunun bir anlam ifade etmesi ve gerçekten bir caydırıcılık oluşturabilmesi için, en küçük bir tereddüt olmadan aynı kararlılığın bütün sınır ihlalleri için gösterilmesi ve sonuç alınması şarttır. Aksi halde başka türlü değerlendirmelere ve istismarlara kapı aralamış olursunuz.

 

Tarihe not:

 

Tarihe not düşmek için şu tespitimi de paylaşmak istiyorum: Her ne kadar kendi beyanları ortada olsa da, yarın bir gün sifonun çekilmesi korkusuyla ve AKP’nin siciline uygun şekilde çark ederek, helikopterin düşürülmesinin yanlışlığından dem vurup, eylemi gerçekleştiren pilotlar hakkında soruşturma başlatır, hatta tutuklayıp Ergenekona bağlarlarsa hiç şaşırmam.

 

Orhan Karatasorhan@asikurtlar.com

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

Yorum Yok
YASAL UYARI! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen kişiye aittir.