Asikurtlar©

PKK artık Kürtlerin IŞİD’idir

PKK artık Kürtlerin IŞİD’idir
15 Mart 2016 - 6:00 'de eklendi ve 4118 kez görüntülendi.

KÜRT kardeşim…

Benimle bu ülkenin kaderini paylaşan kardeşim…

Bu yazı sana…
Bu kahır mektubunun adresi sensin kardeşim…
Oku ve sen de düşün diye yazıyorum.

* * *

IŞİD denen caniler ne yapıyordu…
Kandırdıkları genç Müslüman çocuklarını canlı bomba haline getirip salıyordu masum kalabalıkların içine…
PKK da aynısını yapıyor.

* * *

Ne yapıyordu IŞİD denen cani…
Ağzına kadar patlayıcı doldurduğu arabaları yolluyordu masum kalabalıkların bulunduğu çarşılara, pazarlara…
Dağdaki PKK da şehirdekine aynısını yaptırıyor.

* * *

Ne yapıyordu IŞİD denen cani…
“Sen Müslüman’sın yürü aslanım” diyordu.
PKK da aynısını yapıyor.
“Sen Kürt’sün yürü aslanım” diyor.

* * *

Kimin adına yapıyordu IŞİD denen cani bu katliamları…
Müslümanlık adına.
Kimin adına yaptırıyor dağdaki adamın dağdaki çetebaşı bu katliamları…
Kürtlük adına…

* * *

Ne kaldı geriye yapmadığı Kandil’deki caninin…
Ben söyleyeyim.
Bir kafa kesmediği kaldı.

* * *

Yakında Kandil’den gelen kafa kesme videolarını da görürüz.

* * *

Bak kardeşim…
Nasıl ki Müslümanlar yaptığı katliamlarla, işlediği insanlık cinayetleri ile inançlarını kirletmeye çalışan bu şirretten kurtulmaya çalışıyorsa…
Sen de vahşi katliamlarla Kürtlerin adını kirletmeye çalışan bu şirretten kurtulmalısın.

İkisi kız, ikisi oğlan ne bilsinlerdi ki dağdaki iblis uyumuyor

PAZAR gecesi katledilen 4 çocuğumuzun vesikalık fotoğrafları…

* * *

-OZANCAN: Fen Lisesi’nde okudu. ODTÜ Elektrik Elektronik Mühendisliği’ni kazandı.
İyi çocuktu Ozancan. Hayırlı evlattı.
Vicdansız örgüt onu nerede mi katletti?
Ailesine yük olmamak için ders verdiği çocuğun evinden gelirken…
Küçücük alnının teriyle kazandığı, anasının ak sütü gibi para henüz cebine girmişken yani…

* * *

-DESTİNA: Ayrancı Anadolu Lisesi’nde okuyordu.
Pırıl pırıl bir çocuktu.
Nerede mi katletti vicdansız örgüt onu?
Güzel ve mutlu bir pazar akşamı, arkadaşlarıyla sohbet ettiği kafeden dönerken.
Daha yarım saat önce çekip Instagram’a koyduğu cıvıl cıvıl fotoğrafına, sevgi dolu arkadaş “like”ları henüz akmaya başlamışken yani…

* * *

-ELVİN: Daha 19 yaşındaydı. Hayatının baharında bile değildi. İlkbaharından bile öncesindeydi.
Çankaya Üniversitesi’nde Uluslararası Ticaret okuyordu.
Nerede mi katletti o vicdansız teşkilat onu?
Vizeleri başladığı için çalışmaya gittiği kütüphaneden dönerken…
Vizelerini alıp bir üst sınıfa geçme, güzel bir tatili hak etme hayalleri kurarken yani…

* * *

-MEHMET: Ah be çocuğum… Ah be yavrum… 16 yaşındaydı. Torunumun yaşındaydı benim.
Bahtsızdı. Karaciğer hastasıydı diğer iki kardeşi gibi.
Nerede mi katletti onu Kandil denen Azrail dağının vicdansız tetikçisi…
Anlatayım da duy.
Gelecek hafta babası ona karaciğerini verecekti.
Yani tam da tekrar yaşama umuduna kavuşmanın sevincini gökyüzü gibi içine çekerken…

* * *

Bitmedi…
Geride var daha 31 hayat…
Genci, daha az genci, yaşlısı, erkeği, kadını ile 31 sıradan ve masum hayat…

* * *

35 can… Canan… Hepsi, bir pazar akşamında huzurlu bir uykuya hazırlanıyorlardı…
Ne bilsinlerdi ki dağdaki iblis uyumuyordu…
Vicdan kesesini kinle dolduran bir gazete

DURMADAN başkalarından hesap sorar ya…
Herkese öküz muamelesi yapar, her öküzün altında olmayan buzağıları arar ya..
Otuz yedi insan ölmüş.
Yaralı desen resmi rakam 125, ama biliyoruz ki bütün bir millet vurulmuş…
Millet yasını tutuyor, ağıdını yakıyor…
Ama Akit gazetesine bakıyorum…
Derdi imanı Anayasa Mahkemesi Başkanı…
Kinin davasını manşetinde sürdürmekten, milletin matemine kala kala iki buçuk sütun bir yer kalmış birinci sayfasında…
Vicdan kesesini kinle doldurup nefret bohçası haline getiren bir gazeteden ne bekleyecektik ki…
Şaşırtmadı yine bizi…
Hadi bomba gürültüsünü duymadın tribünden gelen sesi de mi duymadın

BRAVO gazetem Hürriyet’e…
Üç yazarı pazar dememiş, gece dememiş, hem milletin hem kendi hissiyatlarını köşelerinden dile getirmişler.
Bravo Posta…
Harika bir birinci sayfa hazırlamışlar, birinci sayfa yazarları yazmış…
İktidar medyasına bakıyorum…
Maşallah yazarların hiçbiri pazar rehavetinden kurtulup iki satır yazma ihtiyacı duymamışlar….
Belli ki televizyon karşısında koltuklarına gömülüp maçı tamamlamak daha işlerine gelmiş.
Yahu arkadaş, hadi patlayan bombayı duymadın…
Fenerbahçe tribününden gelen o gümbür gümbür vatansever sloganları da mı duymadın…
Hani o “Kalbimiz kapkara/Seninleyiz Ankara…” nakaratını…
Bu ne uykudur seninki, ne tatlı rehavettir be arkadaş…
Ne horul horul uyumadır ya…

Ertuğrul Özkök

SON DAKİKA HABERLERİ
İLGİLİ HABERLER