SON DAKİKA
istanbul bayan escort escort mersin

Patriotlarla Beraber Gelen Sorular

Bu haber 26 Kasım 2012 - 9:37 'de eklendi ve 19 kez görüntülendi.

İsmail Özdemir

Geldi gelecek, Başbakan Erdoğan yalanlıyor derken Patriotların ülkemize yerleştirileceği artık kesinleşti. Patriotların gelmesi şüphesiz ki birçok soru işaretini de beraberinde getirmiştir. Ayrıca bundan sonraki dönemde gerek Ortadoğu, gerek Kafkaslar bölgesinde yeni gelişmelerin de Patriotların yerleştirilmesiyle beraber ortaya çıkacağı ve birçok dengenin yeniden oluşacağı aşikârdır.

Gazetemizin yazarlarından, değerli ağabeyimiz Orhan Karataş’ın 23 Kasım 2012 tarihli “Patriotlar Niye Geliyor?” başlıklı yazısı asıl sorulması, konuşulması gereken konuların neler olduğunun düşünülmesine vesile olmuştur. Bende bugün bu konuyu biraz daha açmak istedim. Zira mesele yalnızca bugünü itibarıyla değil yarınlar içinde ülkemizin içerisinde bulunduğu coğrafyaların dengesini doğrudan ve keskin bir biçimde alakadar etmektedir.

Türkiye’ye Patriot (vatansever) füze savunma sisteminin yerleşmesi Malatya Kürecik’e daha önce yerleştirilmiş olan radar sistemi ile birlikte değerlendirildiğinde şüphesiz ki ABD’nin daha önceden başlatmış olduğu ve küresel ölçeğe yayma arzusunu taşıdığı “Füze Kalkanı” projesinin bir ürünü olarak karşımıza çıkmaktadır. Bu bütünsel bir sistemdir. Yani radarlarla birlikte asıl imha gücü olan füzelerin varlığı, sistemin bütün unsurlarının tek bir yerde toplanması demektir.

Ayrıca Suriye’den gelebilecek olan olası tehditler için yerleştirileceği açıklanan Patriot füzelerinin, Suriye’de ki karışıklığın tam olarak ne zaman biteceği bilinmediğinden ve daha sonrası için İran’dan da olası bir tehdidin gelip gelmeyeceği belli olmadığından tam olarak ne kadar süreyle topraklarımızda kalacağı kesinleşmemiştir.

Üstelik I. ve II. Körfez Savaşları sırasında aynı Patriotların ülkemize gönderilmesi konusunda bugünlere göre oldukça gönülsüz olan AB ülkelerinin bugünlerde son derece gönüllü bir davranış içerisine girmeleri daha fazla soru işaretini de beraberinde getirmektedir. Avrupa’yı yakından tanıyanlar çok iyi bilirler ki, bu ülkeler kendi çıkarına olmayan hiçbir konuya onay vermeyecekleri gibi kıllarını dahi kıpırdatmazlar.

Malumunuz, AB ülkeleri de ABD’nin isteği doğrultusunda Rusya ve İran’dan gelebilecek tehditler karşısında füze kalkanı projesine destek vermektedir. Ancak bu destek karşısında Rusya’nın kendilerine gösterdiği tepki ortadayken, NATO üyesi AB ülkelerinin füze kalkanı projesinin yerleşim ve etki alanının artırılması ile Rusya’nın tepkisinin sadece kendisi üzerine yönelmesini istemeyeceği, kalkan projesinin mümkün olduğunca geniş bir ölçeğe yayılmasını arzulayacakları aşikârdır.

Bu gelişmelerin tümü birlikte değerlendirildiğinde, bu zamana kadar İran’ı, Suriye’yi ve Rusya’yı elinde bulunan mevcut balistik füze sistemleri için tehdit olarak görmeyen Türkiye, bugün Suriye’den başlayarak bu tehdit algısını değiştirmeye başlamışsa bu noktada isabetli ve doğru karar vermenin elzem olduğu gerçeği karşımıza çıkmaktadır.

Zira özellikle Rusya ve İran, ABD’nin “füze kalkanı” projesine en büyük ve ciddi tepkiyi gösteren, bunu tehdit olarak algılayan ve bu yönde yürütülen girişimler karşısında kendi sistemini geliştirme eğiliminde olan iki ülke olarak karşımıza çıkmaktadır. Suriye’yi tehdit olarak gösterip, Rusya ve İran’ın en hassas olduğu damara basıp, yeni “iki ciddi düşman kazanmanın” Türkiye’ye ne faydası olacaktır? Yoksa böyle bir girişimde bulunmak bize değil de başkalarına mı yaramakta ve bunun için Türkiye’nin güvenliği bazı pazarlık konularında kolayca harcanabilmektemidir?

Ayrıca Patriot sistemlerinin menzilleri ve konuşlandıkları yer dikkate alındığında iki diğer konuda ön plana çıkmaktadır.

Bunlardan ilki bu sistemin İsrail’i korumak için de konuşlandırılıp, konuşlandırılmadığı konusudur. Gerek bizim yetkililerimiz gerekse ABD veya NATO’lu yetkililerin yaptığı açıklamaların aksine, az evvelde belirttiğimiz gibi sistemin menzili (Patriot rampalarında bulunan PAC-2 sınıfı füzelerin menzili 160 km civarındadır. Ülkemize gelecek olan bataryalarda da bu füzelerin alacağı açıklanmıştır.) ve yerleştirildikleri alan dikkate alındığında, bunun AB ve özellikle de İsrail’i koruma altına almak olarak değerlendirileceği gerçeği de ortaya çıkmaktadır. Özellikle İran’dan gelebileceği iddia edilen füze tehdidinin ortadan kaldırılabilmesi, İsrail ve AB topraklarını ulaşmadan vurulabilmesi için Türkiye’den başka seçilebilecek daha güzel bir ülke bulunmamaktadır.

Nitekim İran bu yöndeki görüşlerini Kürecik’e yerleştirilen radar sistemleri ile birlikte açıkça ifade etmiş, olası bir çatışma döneminde bu nitelikteki alanlarında tehdit olarak değerlendirilip vuracakları açıkça ifade etmişlerdir. Ayrıca henüz birkaç gün önce İran meclis başkanından gelen, Patriotların ülkemize yerleştirilmesi ile ilgili beyan edilen “kınıyoruz” mesajı da gerginliğin günden güne hat safhaya ulaşacağının alameti olmaktadır.

Hal böyleyken “Türk Milleti’ni İsrail ve AB için kalkan olarak kullanmaya” ve buna izin vermeye kimin hakkı vardır?

İkinci ve dikkat çeken bir diğer soru işareti de gerek radarın, gerekse füzelerin yerleştirileceği bölgenin ABD’nin BOP dâhilinde Türkiye’den ayırmak istediği alanda bulunuyor olmasıdır! Bu son derecede dikkat çeken bir durumdur ve sorgulanması gerekir. Acaba NATO’da başı çeken ABD “füze kalkanı” sistemini bu alana yerleştirmeye müsaade ettiyse, yıllardır Türkiye’den ayırmak istediği topraklara yönelik bu görüşünden vaz geçmesi mümkün olur mu yoksa bu yöndeki politikası dâhilin de mi “füze kalkanının” bu bölgeye yerleştirilmesine müsaade mi etmektedir?

ABD Eski Dış İşleri Bakanı Condellezza Rice’ın “BOP dâhilinde Türkiye’nin de aralarında bulunduğu 22 ülkenin sınırları ve rejimleri değişecek” diyerek yol aldıkları yeni dönemde olan bitene bakıldığında bu sözün açık birer yansıması haline gelmişken, ülkemize konuşlandırılacak sistemin pekte hayırlara alamet olmadığını söylemek mümkün olmaktadır.

Ortadoğu Bölgesi ve sınırlarımızın yanı başı oldukça gergin bir haldedir. Suriye’nin kuzeyinde yaşanan gelişmeler ve çatışmaların günden güne şiddetini daha da artırıyor olması, Esad’ın kendi askerlerini ülkenin kuzeyini ele geçiren PYD-PKK’lı güçler üzerine göndermeye başladığı bilgisinin basına düşmesi, Irak merkezi hükümeti ile Barzani’nin başında olduğu bölgesel yönetim arasında yaşanan sıcak çatışma ve beraberinde gelen daha da ciddi sorunlar bazı yeni gelişmelere gebe olunduğunun göstergesi gibidir. Bu gelişmelere birde Patriotların ülkemize yerleştirilmesi ve buna diğer ülkelerin tepki göstermesi eklendiğinde hiçte umut verici bir tablo ile karşılaşmamaktayız.

AKP iktidarı öyle görünüyor ki Patriotlarla birlikte tümüyle “füze kalkanı” haline gelen sitemin ülkemize yerleştirilmesine evet diyerek, Türkiye’yi açık bir hedef haline getirmiştir. Bu haliyle de Türkiye’yi Suriye’den koruyacağı iddia edilen sitem özünde AB ve İsrail’i koruyan bir anlayışa hizmet etmektedir.

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

Yorum Yok
YASAL UYARI! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen kişiye aittir.