Asikurtlar©

PARTİLİ BAŞKAN…

PARTİLİ BAŞKAN…
14 Mayıs 2016 - 9:49 'de eklendi ve 4353 kez görüntülendi.

 

 

Türkiye’de bombalar patlarken, ekonomik tablolar alarm verirken gündemimizin Başkanlık olması ne anlama gelmektedir?
Halkın böyle bir talebi var mı?
***
Başbakan Davutoğlu’nun ani bir karar ile Başbakanlığı ve AKP genel başkanlığını bırakması bir tesadüf mü?
Sebep ne?
Sebep Başbakanın siyasi başarısızlığı mı?
Yoksa bilmediğimiz bir “profil” sorunu mu var?
***
7 Haziran seçimlerinde Sayın Erdoğan’ın açılışlara katılması bile AKP ye yüzde 40 civarında oy kazandırabilmişti.
AKP’nin 1 Kasım’da Davutoğlu ile yüzde 50 oy alması Başbakanın seçmen anlamında bir başarısızlığının söz konusu olmadığı gösteriyor…
Böyle düşünürsek Davutoğlu’nun kendi kararı olduğu ihtimali bence çok düşüktür…
***
O halde Başbakanın gizemli gidişi ne anlama gelmektedir?
Nasıl bir etki Başbakanı bu yola yöneltmiştir?
Başbakan Davutoğlu’nun sessizliği etkiye karşı “sesiz tepki” değil ise nedir?
***
Türkiye terör ve ekonomik krizle mücadele ederken halka karşı mesuliyeti bulunan Başbakanı sessizliğe sürükleyen nedir?
Sayın Davutoğlu’na oy veren seçmene karşı sorumluluğunun gereği olarak bu izahın yapılması gerekir…
Seçmenlerine verdiği mesajlar ve vaatler ne olacaktır?
Halkın yüzde ellisinin oyunu almış Başbakanın koltuğunun çekilmesi nasıl izah edilecektir…
Bu gizemli gidişe sebep olan-olanların isteği nedir?
Yeni bir seçim mi planlanmaktadır?

***
1 Kasım seçimlerinde vaat eksenli bir propaganda ile halkın yüzde 50 oyunu almış bir siyasi partinin genel başkanı nasıl olur da bir gecede hem genel başkanlığa, hem de Başbakanlık makamına veda edebilir?
***
Mesele AKP’nin pompaladığı gibi sistemin tıkanması mı?
Sayın Davutoğlu sistemin önünü açmak içim mi gitti?
Yoksa yeniden şekillenen siyasetin bir yan etkisi mi?
***
AKP’li kurmaylara bakarsak parlamenter sistem batmış tükenmiş gibi bir algı yayılıyor…
Neredeyse tüm meselelerin çözüm anahtarı olarak başkanlık sistemine geçiş görülüyor.
Sanki Başkanımız olursa tüm meseleler bitecek…
Türkiye bir günde güllük gülistanlık olacak gibi bir algı pompalanmaktadır…
AKP tarafından Başkanlık meselesi olmaz ise olmaz ağlısı yayılırken diğer taraftan da B planı olan partili Cumhurbaşkanı formülü tartışmaya açılmış durumda…
***
Şimdi yeni Anayasa ile Başkanımız mı olacak?
Yoksa Partili Cumhurbaşkanımız mı?
Bu iki soruya yanıt bulmak elbette çok zordur.
Çünkü Meclis aritmetiği Anayasa değişiminin zor olduğunu gösteriyor.
Partili Cumhurbaşkanlığı meselesi ise yeni bir tartışma konusu karanlıkta kalan birçok soru işareti var.
Başlığı tartışıyoruz ama içeriğinde ne var henüz bilen yok!…
***
Tartışmaların ana temasını parlamenter sistem üzerinden yapılıyor.
AKP çok partili sisteme geçişten beri bu tartışmaların yaşandığını iddia ediyor.
Parlamenter sistemle yönetilen diğer ülkeler ve Türkiye’de tartışmalar elbette yaşandı.
Elbette bu tartışmalar yaşanmış olabilir…
Bu demokrasinin gereğidir…
Fakat demokrasi ve siyasi olgunluk içinde kalmış hiçbir dönemde de rejim tartışmasına dönüşmemiştir.
***
Partili Cumhurbaşkanı meselesi ise ilginç bir konu…
1980 en günümüze kadar incelersek Özal’ın, Demirel’in, Gül’ün partilerini bırakarak Cumhurbaşkanı olduklarını görürüz…
Onlarda partiliydi ama tarafsızlıkları bu kadar tartışılmadı…
Sayın Cumhurbaşkanlarının o makama çıkınca partili olma isteklerini hiç duymadık.
Türkiye demokratik parlamenter sistem içinde ve kuvvetler ayrılığı ilkesine göre yönetildi….
Hele ki Başkan olma taleplerini hiç duymadık…
***
Şimdi ne oldu da Başkanlık veya partili Cumhurbaşkanı isteği gerekli görülüyor?
Her meselemiz çözüldü bir tek sistem meselemiz mi kaldı acaba?
***
Önceki gün Enerji Bakanı sayın Albayrak’ın “Türkiye’de rejim sorunu yoktur, sistem-yönetim sorunu vardır” sözleri çok anlaşılamadı.
Sayın Bakanın bu açıklamaya açıklık getirmesi gerekir…
Eğer mesele sadece sistem sorunu ise bu kadar telaşa ne gerek var?
Parlamenter sistem kendi içinde revize edilebilir…
Zaten Anayasa rejimi de uygulanacak sistemi de net tarif ediyor.
Yetki ve sorumlulukların paylaşımı ve denetimi de var…
***
O halde mesele ne?
Sorun parlamenter sistemin çökmesi mi?
Eğer bu sistemin çöktüğü söyleniyor ise yerine tesis edilecek sistemin adına ne denecektir…
Mesele parlamenter sistem yerine Başkanlık sistemini getirmek ise bunun adına “rejim değişikliği” denmez mi?
Eğer talep bu değişim ise bunu eğip bükmenin gereği ne?
Mustafa Ertekin

Etiketler :
SON DAKİKA HABERLERİ
İLGİLİ HABERLER