SON DAKİKA
<

Söz Konusu Olan Vatanın

Gündem Yazıları

BİZİM BRÜTÜS

KÖŞE YAZILARI

Partilerin Kralı…

Bu haber 05 Ekim 2012 - 12:45 'de eklendi ve 11 kez görüntülendi.

Şükrü Alnıaçık

Siyasette “Kongre” teriminin , “bir kuruluşun, gündemindeki sorunları konuşmak ve yeni kurullar seçmek üzere belli sürelerle yaptığı genel toplantı, kurultay,” şeklinde herkesçe kabul edilebilir bir tanımı vardır.

Siyasi Partiler Kanunu’nun 13. ve 14. maddelerinde ise “Büyük Kongre” ile ilgili hukuksal bilgilerverilmektedir. Burada en fazladikkat çekenhusus, 14. Maddedeki “siyasi partinin en yüksek organı, büyük kongredir” ibaresinin, tartışmaya mahal bırakmayacak kadar açık ve net olmasıdır.

Büyük Kongrenin en çok bilinen yönü,

1-Partinin Genel Başkanını, 2- Partinin merkez karar ve yönetim kurulunu,3-Merkez disiplin kurulu üyelerini gizli oyla seçmesorumluluğunun bu organa verilmiş olmasıdır. Ancak, Büyük Kongrenin gerçek bir demokratikorgan olduğunun başka belirtileri de vardır.

Büyük Kongre ayrıca:

4-Partinin tüzük ve programında değişiklik yapmak; 5-Partinin gelir – gider kesinhesabını kabul veya reddetmek; 6-Toplumu ve Devleti ilgilendiren kamu faaliyetleri ve parti politikası hakkında kararlar almak; 7-Kanunun veya parti tüzüğünün gösterdiği sair hususları karara bağlamak;

8-Partinin kapanmasına veya başka bir partiyle birleşmesine kararlar vermekgibi…Yetki ve sorumluluklarıda taşımaktadır.

Bunlar, Kongrenin siyasi ve hukuksal taraflarıdır. Kongrelerin bir de tarihi ve sosyolojik yönleri vardır. İnsanlık, demokrasinin geliştiği, dolayısıyla da siyasi partilerin öneminin arttığı 20. yüzyılda siyasi partilerin tarihin seyrini değiştirdiğine şahit olmuştur. Aslına bakarsanız tarih, günümüzde artık saltanat süren hükümdarlar tarafından değil, siyasi partiler ve onların liderleri tarafından yazılmaktadır.

Demokratik inkılap hareketlerindeki uluslararası Masonik örgütlenme konusuna öteden beri meraklı bir Tarihçi olarak hep şunu düşünmüşümdür. Masonlar, neden krallarla uğraşıp da toplamda 30-40 adamı elde ederek dünyayı yönetmek yerine cumhuriyeti, demokrasiyi ve çok partili siyasal yaşamı tercih ettiler? Bu konu üzerinde epeyce kafa yorduktan sonra nihayet şunu fark ettim:

Masonlar, “kendi malına mülküne sahip çıkan soylu bir krala” kolay kolay diş geçiremiyorlardı. Ama devrimcilerinarasınakarışıp, memleketi şantiye görünümlü bir “rantiye”ye çevirmek işten bile değildi.

Ayrıca burjuva yükselmesi sırasında epeyce Yahudi de tepeye çıkmıştı; ancak bu adamlar, mesela Fransız veya Rus soylusu olmadıklarına göre kral olma ihtimalleri yoktu. Oysa Yahudilerin bir parti genel başkanı olarak önce başbakan, sonra da cumhurbaşkanı olma şansları vardı.

Masonların Yahudileri böyle bir haktan yoksun bırakmak gibi bir lüksleri olamazdı. Böyle bir ihtimal akıllarına gelse bile Yahudiler parayı bastırır;”biraderlerini” bu düşüncedenvazgeçirirlerdi.

Zamanla sadece Kapitalist sistemde değil, Sosyalizmde de siyasi partilerin masonluğa veya uluslararası Siyonizm’ehizmet etmek için kurulmuş olduklarına dair derin bir şüpheye kapıldım. Bu durum, en azından başlangıçta böyleydi.

Sovyet Rusya’yı kuran Bolşevik Partisinin Lenin dahil, devrim komitesinde görev yapan 32 yöneticisinin tümünün Yahudi olması, şüphelerimizin abartılı olmadığını gösteriyor.

Antisemitizmi (Yahudi karşıtlığı) lanetlemeyi mümkün kılacak faşist bir siyasi parti bile bulunabilir ve dünyanın altı üstüne getirilerek Filistin’de bir Yahudi devleti kurulabilirdi.

Sonuç olarak şimdilik şunları söylemeliyiz ki; dünyada “çok partili demokrasi” adı altında kocaman bir maskeli balo oynanıyor. Siyonistlerin işine gelen partilere mühim roller veriliyor. Eskiden mağrur ve kolay ikna edilemeyen krallara, sultanlara ait ülkelerde şimdi Siyonistlerden onay almış siyasi parti liderleri egemenlik sürüyor; krallar gibi yaşıyor.

Sistemin dışında kalmaya çalışan Tito, Kaddafi, Saddam, Esad, Kastro, Chavez gibi siyasi liderler son demlerini yaşıyor.

Türkiye’de de Atatürk’ün cumhuriyete kazandırdığı milli bağımsızlık ruhu, öldürülmeye çalışılıyor. Ardından sıra, yurdunu kendi mülkü gibi savunma konusunda “krallar kadarhassas”Bozkurtlara gelecek gibi görünüyor… Ve MHP, Devlet Bahçeli ile işte buna direniyor. Bu savaşa hazırlanıyor.

1969 Kongresini Alparslan Türkeş’in kazanmasından bu yana MHP, Siyonistlerin ve Masonların elde edemediği “kral karakterli, Bozkurt ruhlu” bir siyasi parti olarak bugünlere geldi.

MHP Büyük Kongresinin her şeyden önce bu bakış açısıyla değerlendirilmesi ve sıradan Kapitalist veya Sosyalist sistem partilerine göre MHP’nin ne kadar ağır bir sorumluluk taşıdığının anlaşılması gerekiyor. Milliyetçi Hareket Partisi, İngiltere’deki Muhafazakâr Parti gibi kralların partisi değildir; ama Masonlar tarafından ikna edilemeyen ve Siyonistler tarafından satın alınamayan yönüyle….

“Partilerin kralı”dır.

10. MHP Büyük Kongresi, bir de bu açıdan okunmalıdır.

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

Yorum Yok
YASAL UYARI! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen kişiye aittir.