SON DAKİKA

Söz Konusu Olan Vatanın

Gündem Yazıları

BİZİM BRÜTÜS

KÖŞE YAZILARI

Paraşütçü

Bu haber 16 Haziran 2014 - 10:21 'de eklendi ve 17 kez görüntülendi.

Orhan Karataş

Her zaman olduğu gibi sayın başbakan muhalefeti suçlamaya çabalarken, yine kendilerini tarif etmiş. Çatı aday formülünün çok büyük bir ilgi ve destek bulması karşısında telaşla meydanlara dökülen sayın başbakan, “paraşütçü” benzetmesiyle işi sulandırmaya, basitleştirmeye uğraşırken tam da kendi durumunu ortaya koymuş.

Halının altına süpürülmediler

Gerçekten de Türk siyasetine paraşütle inen, köksüz, temelsiz, duruma göre vaziyet alan, iklime göre gömlek değiştiren, ayakta kalabilmek için ülkenin varlığı ve birliği de dahil feda edemeyeceği hiçbir şey ve değer olmayan, bir yerlerde hazırlanıp servis edilen bir parti var. İnsaf ve vicdan sahibi herkes kabul edecektir ki, bu parti AKP’dir. 28 Şubat şartlarının ortaya çıkardığı, halının altına süpürülmeyip kullanılması için ABD’ye teminat verilen, Obama’nın eline sopa alarak ayar verdiği bu BOP partisi, tam da varlık sebebine uygun olarak ülkeyi lime lime etmiş ve bölünmenin eşiğine getirmiştir. Bugün bayrak, millet, dil, milliyet, sınır, birlik-bütünlük gibi bir ülkenin temel değerleri tartışmalı haldedir.

Tam da tarif ettiğiniz gibi

Sayın başbakana buradan soruyorum. Siyasete girdiğiniz dönemlerde, il başkanı, hatta belediye başkanı olduğunuz sıralarda bir gün başbakan olacağınızı, rüyanızda görseniz inanır mıydınız? Hadi diyelim ki, böyle bir hedefiniz vardı. Bunun için yeterli bilgi, birikim, liyakat, ehliyetiz olduğunu düşünüyor musunuz? Ama şartlar oluştu, BOP karar verdi ve “AKP” diye bir parti büyük bir toplum mühendisliği ile hazırlanıp Türk milletine servis edildi. Bu durumda dahi, yasal engeliniz bulunduğu için başbakan olma şansınız yoktu. Sonra yine bir yerlerden düğmeye basıldı, nasıl ve niçin olduğunu hiç kimse anlamadı, ama bu engel de kaldırıldı. Tam da tarif ettiğiniz gibi, paraşütle iktidara ve başbakanlığa indirildiniz. İktidarınızın sallandığı durumlarda, sizi paraşütle indirenler yine devreye girdiler. Yeni toplum mühendislikleri ile bu milletin zihni bulandırıldı ve şapkadan tavşan çıktı. Bay Bülent Arınç’ın da defalarca itiraf ettiği gibi, herkes üzerine düşen rolü oynadı, 17 Nisan muhtıralarıyla yeniden yol verildi ve paraşüt formülü yine işledi.

En köklü partiler

Kişi en iyi kendini bilir. Paraşütle inmiş olanların, başkalarını paraşütçülükle suçlaması, trajikomik bir durumdur. Bilmem farkında mısınız sayın başbakan? Paraşütçülükle suçladığınız partiler bu ülkenin en eski, en köklü partileri. Bu konuda ispat etmeleri gereken hiçbir şey olmadığı gibi, aksini söylemek bu milletin aklıyla alay etmektir. Çatı formülünü atan MHP’dir. Kökü asırlara, şekillenmesi Cumhuriyete, kimliği de 45 yıllık bir geçmişe dayanır. Büyük fırtınalar, kasırgalar atlatmıştır, ama dimdik ayaktadır. AKP gibi bir yerlerden hazırlanıp servis edilen partiler, iktidar imkanlarıyla ayakta kalırlar ve miatlarını doldurunca da silinip giderler. 91 yıllık Cumhuriyet tarihimizde, 68 yıllık çok partili hayatımızda bunun yığınla örneği vardır.

Hiç şansınız yok

Sizde bunun farkındasınız. AKP’nin miadını doldurduğunu ve artık halının altına süpürüleceğini biliyorsunuz. Zaten bu telaşın, bu acelenin sebebi de budur. Varlık sebebinizi bir defa daha ispata çalışıyorsunuz. BOP’un bütün gereklerine acilen uyum gösterip bayrağı indirterek, itibarımızı yerlerde süründürerek, ülkeyi bölünmenin eşiğine getirerek, bir yerlere “bize kıymayın” mesajı gönderiyorsunuz. Cumhurbaşkanı olma durumunda, neler yapabileceğinizi ortaya koyarak, mesajın alınması için büyük çaba sarf ediyorsunuz. Ancak, yaptırdığınız kamu yoklamaları ne yaparsanız yapın, bu çabanın boşa olduğunu, çatı aday formülü karşısında hiçbir şansınız kalmadığını ortaya koyuyor.

Daha fazlası olmayacak

Her şeye rağmen vazgeçmeyeceğinizi biliyoruz. Kaçırılan konsolosluk personeli üzerinden yeni bir “Davos tiyatrosu” oynanırsa hiç şaşırmayacağız. Sopayı elinde tutanların yeni bir ayar vermesi ihtimalini de değerlendiriyoruz. Fakat bunların hiçbirisi artık yetmeyecektir. Askerin kafasına çuval geçirttiniz, bu millet “ya sabır” çekti. Türk Silahlı Kuvvetleri üzerinde kumpaslar kurdurttunuz, bu millet dişini sıktı. Tarihin en büyük yolsuzluk ve rüşvet iddiaları ortalığa saçıldı, bu millet sizi ikaz etti. Ama artık daha fazlasına izin vermeyecektir. İmralı canisiyle şeref masaları kurulmasına, Türkmen varlığının Barzani peşmergesinin insafına terk edilmesine, bayrağın indirilmesine, konsolosluklarımızın basılıp personelinin rehin alınmasına, ülkenin başbakanına Almanya’dan sonra Avusturya’dan da “buraya gelme” gibi çok ağır bir mesajın gönderilmesine, yolsuzluk ve rüşvetin çok daha ileri boyutlara taşınmasına bu millet daha fazla göz yummayacaktır.

Dönüm noktası

10 Ağustos bir dönüm noktasıdır. Bu milletin silkinip ayağa kalkacağı ve 12 yıllık yalan, talan ve ihanet dönemine artık son vereceği tarihtir. Aksi halde ne bu ülkenin varlığı kalır, ne bu milletin birliği. Ne talan edilmemiş bir yer kalır, ne ülkenin bayrağı. Hem havuz düzeni kurarlar, hem milletin anasına küfür ederler. Hem “söyleyen şerefsizdir” derler, hem masa kurarlar. Hem, “kimse bu ihanet güruhuna dokunmasın” diye talimat verir bayrağı indirtirler, hem o bayrağı seçim malzemesi yapar milletin gözünü boyarlar. Hem Türk milletinin varlığı ve birliği üzerine yemin ederler, hem Türkün son yurdunu lime lime edip, bölünmenin önünü açarlar. Kısacası kendilerini paraşütle indirenlerin istediği ve beklediği her ne varsa, tamamını ikram ederler.

Mustafa Kemal’in işgal güçleri için söylediği, “geldikleri gibi giderler” sözü, bugün için de geçerlidir. Bu milletin selameti, bu ülkenin varlığı için paraşütle inenlerin, geldikleri hızla gitmeleri şart olmuştur.

Orhan Karatasorhan@asikurtlar.com

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

Yorum Yok
YASAL UYARI! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen kişiye aittir.