SON DAKİKA

Özel Değil Genel, Genel

Bu haber 12 Şubat 2014 - 10:31 'de eklendi ve 6 kez görüntülendi.

Orhan Karataş

Partilerin grup toplantılarını televizyonlardan da olsa izleme fırsatı bulduk. MHP grup toplantısında konuşan Genel Başkan Sayın Devlet Bahçeli, Türkiye’nin içinde bulunduğu durumu ve hükümetin perişan halini her zaman olduğu gibi yine etraflı biçimde ortaya koydu.

Sonrasında AKP grubu başladı ve sayın başbakana kulak verdik. Bir defa daha akılımızla alay edildiğini düşündük. Sayın başbakan öyle şeyler söylüyor ki, şaşırmamak elde değil. Tarihte ilk defa millet iradesi AKP döneminde tecelli ediyormuş. Bu sözleri dinlerken zannedersiniz ki, AKP öncesinde iktidarlar yerden bitiyordu veya gökten zembille iniyordu. Bunları söylerken hiç kimsenin aklına, “eğer daha önce millet iradesi yoksa, bu AKP nasıl iktidar oldu?” diye sormak gelmeyeceğini mi zannediyor? Millet iradesi olduğu için mi müteahhitleriniz milletin anasına küfrediyor? Sonraki cümle daha ilginç: Artık medyanın dediği olmuyormuş. Alın size akıllara durgunluk veren bir söz daha. Ortalığa saçılan kasetler medyanın ne dediğini, ne yaptığını, nasıl perişan hale getirilip AKP Pravdasına dönüştürüldüğünü nereye koyuyorsunuz sayın başbakan?

Sayın başbakanın sonraki sözleri de aynı mahiyette olduğu için konuyu daha fazla uzatmaya gerek görmüyoruz. Türkiye’nin ne halde olduğunu ve hükümetin ne yaptığını anlamak ve “Alo Fatih’lerle” yok edilen millet iradesinin tecellisine bir katkı yapabilmek için, MHP Genel Başkanı Sayın Devlet Bahçeli’nin grup konuşmasından bazı cümleleri tekrar hatırlatmanın daha faydalı olacağı kanaatindeyiz.

Atanamayan öğretmenler

Hükümet Türkiye’yi her zeminde küçük düşürmekle kalmamış, milyonlarca Türk vatandaşını yokluğa, yoksulluğa, açlığa, muhtaçlığa terk etmiştir. Nasılsa Başbakan’ın işleri tıkırındadır. Nasılsa kurduğu soygun çarkının haram geliri kendisine akmaktadır. Deve kuşunun başı nasıl kuma gömülüyse, bunların başı da kutulara girmiştir. Şu anda atanamayan her mazlumun, ücretli köleliğe maruz kalan her eğitim neferinin vebali Başbakan’ın omuzlarındadır. Türkiye’nin muazzam bir öğretmen açığı varken, devletimizin imkanları kadrolu öğretmen istihdam etmeye yetecekken, atanamayanlara ek olarak, herhangi bir güvencesi olmayan öğretmenleri ücretli çalıştırmak da ahlaken ve hukuken sorunludur.

AKP’nin ülkeye bedeli

Toplumsal kutuplaşmalar kanalıyla birlikte yaşama ruhu tahrip edilmiş, ideolojik bölünmelerle yıllarımız heba olmuş, bölücülük hükümet eliyle resmileşmiştir. Siyaseti kavga arenasına çevirenler, bozgunculuğu rehber edinenler milletimizin zamanından çalmış ve tarihin tekerrür etmesine yol açmışlardır. Demokrasilerde mirastan yiyen, sürekli sanal çatışma ve gerilimlerle vakit geçiren, kendi dışındaki herkesi tehdit olarak algılayan, teröristlerle masaya oturan bir iktidarın yaşama şansı şimdiye kadar olmamış, bundan sonra da olmayacaktır. Türkiye’nin bugünkü hal ve özeti Fetret Devri’ne bile rahmet okutacak düzeydedir. AKP iktidarının elle tutulacak hiçbir yanı kalmamıştır. Bu iktidar tıpkı bir düşman gibi milli birliğimize saldırmakta, toplumsal huzurumuzu sakatlamakta, ifade hürriyetine sataşmakta, demokratik tercihleri sık boğaz etmektedir. Başbakan siyasetini tamamıyla kavgaya ve kutuplaşmaya bağladığından, tarihteki tüm bozgunculara, tarihteki tüm fitnecilere, tarihteki tüm kriz tellallarına taş çıkarmaktadır.

Düşman başına bile gelmedi

Türkiye’nin nereye doğru gittiğini fark edememiş bir iktidar bu kadar senedir işbaşındadır. Milli hedeflerin, milli güvenliğin, milli bekanın, milli kimliğin ve milli stratejinin bu denli yabancısı bir iktidar sanıyorum düşman başına bile gelmemiştir. Başbakan Türkiye’yi gerçekten de harap etmiş, milleti korkutarak, hayali düşmanlar icat ederek siyasetini ikmal etmeye çalışmıştır.

Yalancı, yüzsüz, riyakar, dedikoducu, karanlık suratlı bir yığın adam AKP’nin etrafında toplanmış, maneviyat sömürüsüyle günahın ve şeytani heveslerin özel kuryeliğine soyunmuşlardır. Herhalde bu sözlerimize Başbakan yine dayanamayacak, yine tahammül edemeyecek ve uzandığı ilk telefonla Fatihlerine emirler yağdıracaktır. Anlaşılan, Başbakan Erdoğan’ın paralı askerleri, yandaş lejyonerleri, medyadaki soytarıları 24 saat eksiksiz hizmet vermektedir. Demek ki, “Alo Fatih” hattı biz konuşurken sürekli açık ve çalışır vaziyettedir. Başbakan Erdoğan Dünya’nın neresinde olursa olsun aslan parçası fatihleri, kula kulluk eden iki ayaklı dama taşları tetikte beklemişler, adeta amuda kalkarak emre amade olduklarını göstermişledir. Şimdi de biz fatihciklere sesleniyoruz: “Alo Fatih”, haberiniz olsun tehlike büyük, çünkü MHP sel gibi, kurşun gibi, fırtına gibi geliyor.

Mahkeme kararıyla dinlendi

Bugün gündeme sızan tape ve ses kayıtlarının da mahkeme kararına binaen yapıldığı, özel hayatla ilgili olmayıp hepimizi ilgilendirdiği ortadadır. Bu gelişmelerden Başbakan’ın sızlanmasına ve rahatsızlık duymasına lüzum yoktur. Şayet kamuoyuna servis edilen dinleme kayıtları, sızdırılan tapeler bizzat Başbakan’ın mahremiyetini ilgilendirmiş olsaydı, buna en başta biz karşı çıkar ve kararlıkla da lanetlerdik. Fakat kazın ayağı hiç de öyle değildir. Bu vesileyle Başbakan’a kendisinin çok sevdiği, geçmişte de sıklıkla kullandığı sözleriyle seslenmek istiyorum: Sayın Başbakan şunu iyi anla ki, bu ses kayıtlarının içeriği özel değil, genel genel, genel ahlaksızlığın daniskasıdır.

Bunlar ihanet değil mi?

Devletin kaynaklarını vakum gibi cüzdanlarına çeken, hukuksuz ve haksız şekilde ihale alan fesat yuvalarını eleştirmek Başbakan’a göre ihanettir. Sayın Başbakan sorarım sana, haram yemek, haramzadelerle dirsek temasında olmak, kara paracıların dizlerine kapanmak ihanet değil midir? Devleti sözüm ona casuslara, dış güçlere, kriz lobilerine, kan baronlarına, ajanlara, paralel yapılara teslim etmek ihanet değil midir? Türk milletine, AKP’ye oy vermiş kardeşlerime, tüm vatandaşlarıma alenen küfür etmek ihanet değil midir? Yolsuzlukların örtülmesi, hırsızların kollanması, hukuksuzluğun hakim olması, rüşvetçi bakanlara ait fezlekelerin Meclis’ten saklanması ihanet değil midir? Çalanlara, yiyenlere, hortumlayanlara, soyanlara, arazileri kapatanlara, hazineyi boşaltanlara mihmandarlık yapmak, ortakçı olmak, bunların hepsini sevk ve idare etmek ihanetin en büyüğü değil midir?

Cumhurbaşkanı duyarsız kalmamalı

Demokrasiden vazgeçmek, özgürlükten taviz vermek insanlığı askıya almakla eşdeğerdir. Kamuoyu internete getirilen sansüre karşı ortak bir tepkide buluşmuş ve toplumun her kesimi bu yasakçı uygulamayı reddetmiştir. Ümit ederim ki Başbakan’ın tahammül edemediği, haberlerinin verilmesine çok kızdığı Sayın Cumhurbaşkanı taleplere duyarsız kalmaz, milletimizin beklentisinin hilafına hareket etmez. Türk milletinin, hukuk ve demokrasi cinayeti işleyen Başbakan ve hükümetinden kurtulması artık kaçınılmaz bir amaç olmalıdır. İlke, ahlak, haya, heyecan ve esasları kalmayan bir hükümetin çöküşü kaçınılmazdır.

Orhan Karatasorhan@asikurtlar.com

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

Yorum Yok
YASAL UYARI! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen kişiye aittir.