Asikurtlar©

Özdağ, “PKK ikinci Yunan ordusudur”

Özdağ, “PKK ikinci Yunan ordusudur”
29 Temmuz 2015 - 22:58 'de eklendi ve 4185 kez görüntülendi.

CHP’nin olağanüstü toplantı çağrısı üzerine toplanan Türkiye Büyük Millet Meclisinde bir konuşma yapan MHP Gaziantep Milletvekili Ümit Özdağ, konuşmasına tüm şehitler adına Malazgirt’te şehit edilen Binbaşı Arslan Kulaksız’ı anarak başladı.

 

MHP Gaziantep Milletvekili Ümit Özdağ, Malazgirt’te Türk askerine en son saldırının 1071’de Romen Diogen’in Bizans Rum ordusu tarafından yapıldığını belirterek şunları söyledi;

 

PKK’nın lideri Öcalan’ın Suriye’den kaçtıktan sonra Yunanistan’a girmesine neden olan , yardımcı olan Yunanlı general daha sonra askeri mahkeme yargılanırken neden yardım ettiğini şu cümleyle açıklamıştı: “PKK ikinci Yunan ordusudur”.

 
Demek ki tarihsel süreklilik devam ediyor. Ancak bu vesileyle şehit Binbaşısına sahip çıkan Muş, Malazgirt, Bulanık ve Varto’lu kardeşlerimize de saygılarımı ve şükranlarımı sunmayı bir borç biliyorum.

 
Ortadoğu birinci dünya savaşı sonunda çizilen sınırlarının yeniden tasarlandığı bir döneme girdi. Sınırların yeniden çizilmesini halen devam eden Ortadoğu iç savaşı sağlıyor. Ortadoğu iç savaşının ana ekseni Suriye, Irak bölgesel iç savaşı olmakla birlikte bu iç savaş Yemen, Libya ve Mısır’da da devam ediyor.

 

Ortadoğu’da mevcut milli devletlerin yapıları parçalanacak ve bölgenin etnik ve mezhepsel fay hatları boyunca geniş devletler şeklinde örgütlenmesi, yani önce bir Lübnanlaşma sonra bir balkanlaşma sağlanacak. Tabi ki bu balkanlaşma sürecinin Türkiye üzerinde ağır etkiler ortaya çıkarması büyük bir ihtimaldir. Bu balkanlaşma sürecinin Ortadoğu’da halen devam eden konvansiyonel ve gerilla savaşının bir karışımı olan Hibrit savaşları aracılığıyla gerçekleştirildiğini görüyoruz.

 
Bu savaşın dalgalarının Türkiye’yi ağır bir şekilde vurmaya başladığına şahit oluyoruz. Artık Türkiye’nin Ortadoğu’da yaşanan çalkantılardan en az şekilde etkilenmesi için son şansını kullandığı döneme girilmektedir. Türkiye’de bugün yaşanan terör kökleri Ortadoğu iç savaşında olan ve Türkiye’ye taşma eğilimi taşıyan bir saldırıdır. Libya iç savaşına taraflardan birisine silah sevkiyatı yapılmasına izin veren, Yemen iç savaşına müdahil olan Türkiye Katar askeri anlaşma işbirliği çerçevesinde Katar’a terörizmle mücadele ve insani yardım amaçlarını da içeren bir görev tanımıyla askeri üs açan, Suriye iç savaşını iç meselemiz haline getiren politikalar Ortadoğu iç savaşını da Türkiye’ye ithal etmektedir.

 
“İŞ ÇIĞRINDAN ÇIKMIŞTIR”
Ortadoğu iç savaşını anlamadan Türkiye’de terörü aşmanın yollarını tahlil etmek ve doğru politikalar üretmek mümkün değildir. MHP geçtiğimiz yıllarda AKP’yi bir çok izlenen yanlış politika konusunda, özellikle Ortadoğu ve PKK konusunda uyarmıştır. Bugün gelinen noktada Cumhurbaşkanı Erdoğan, PKK ve IŞİD’e karşı Suriye ve Irak’ta Türk ordusunun gerçekleştirdiği operasyonların gerekliliğini ifade ederken yaptığı açıklamada, “iş çığrından çıkmıştır” demiştir.

 
Bu kısa cümle MHP’nin 2007 yılından buyana yapmış olduğu ikaz ve tespitlerin ne kadar doğru olduğunu gayet açık bir şekilde ortaya koymaktadır. Sayın Davutoğlu’da “Türkiye bir hafta önceki Türkiye değildir, herkes ayağını denk almalıdır” diyor. MHP, 2007 yılından itibaren Davutoğlu’nun kastettiği bir hafta önceki Türkiye’yi eleştirmektedir. Erdoğan ve Davutoğlu işlerin çığrından çıktığını ve artık PKK’nın ayağını denk alması gerektiğini anlamışlardır.

 
Bu önemli bir gelişmedir, ancak işleri çıgrından çıkaran ve devletin ayağa düşmesini sağlayan, 2007’den buyana izlenen PKK ile müzakere ve 2012’den buyana izlenen Ortadoğu politikaları olmuştur.

 

TSK ve Emniyet Kadrolarına Manevi Darbe Yapılmıştır
Öncelikle terörle müzakerenin Türkiye’ye nelere mal olduğunu ortaya koymak zorundayız. PKK açılımı sürecinde hükümet terörist örgütle yaptığı müzakereler ile Öcalan ve PKK’nın büyük ölçüde meşrulaşmasını sağlamıştır.

 
Öcalan bir başbakan yardımcısı tarafından dünyaya Kürtlerin lideri olarak takdim edilmiştir. Terör örgütü ve liderinin meşrulaşması Dolmabahçe Sarayında Öcalan’ın PKK terör örgütüne yaptığı çağrıya bir başbakan yardımcısının refakat etmesiyle de taçlanmıştır.

 

 

Bugün ise bunun arkasında Başbakan Yardımcısının kendisi dahi duramamaktadır. AKP hükümeti PKK ile müzakere politikasında ve terör örgütünü meşrulaşmayı sürdürürken Türk Silahlı Kuvvetlerini, Jandarma Genel Komutanlığını, Mit Müsteşarlığını, Emniyet Genel Müdürlüğü ile Köy Korucusu Gazilerin terör örgütüne karşı 1980 ve 1990’lı yıllarda yapmış olduğu mücadeleyi her fırsatta aşağılamıştır.

 
Türkiye Cumhuriyetinin PKK’nın 1984 yılında başlayan Bağımsız Birleşik Sosyalist Kürdistan kurma amaçlı terör saldırılarına karşı vatandaşlarının hayatını ve ülkenin birliğini koruma mücadelesi güvenlikçi politikalar adı altında yıllarca iktidarın resmi ve gayri resmi sözcüleri tarafından küçümsenmiştir. 1990’lı yıllarda PKK’ya karşı mücadele eden güvenlik kadrolarının önde gelen sembol isimleri, toplu katliamlar ve faili meçhul iddialarıyla AKP hükümetinin açtığı yollarda yargılanmış ve sonuç itibariyle hepsi beraat etmiştir.

 

 

Bu siyasal infaz yargılamalarının TSK ve Emniyet kadrolarına büyük bir manevi darbe indirdiği ortadadır. Oysa güvenlikçi politikalar diye aşağıladığınız politikalar sayesinde Türkiye’nin bölünmesi projesini, mahkemelerin önünü sürüklediğiniz barut kokan Subaylar ile binlerce şehidimiz ve gazimiz kanlarını dökerek tarihin çöp tenekesine atmıştı.

 

Güvenlik Güçlerine Müdahale Etmeyin Emri Verildi

AKP, 57.hükümetten terör örgütü ile güvenlik güçlerinin mücadelesinin Kuzey Irak’a kaydığı terörist örgütün minimize olduğu bir Türkiye devralmıştı. Ancak iktidara gelir gelmez AB tam üyesi oluyoruz diye önce terörizmle mücadelenin alt yapısını oluşturan hukuki düzenlemeleri kaldırdı ve müzakere sürecini başlattı.

 

Müzakere sürecinin tehlikeye atılmaması adına güvenlik güçlerini terör örgütü karşısında geri adım atmaya ve alan boşaltmaya zorladınız. Güvenlik güçleri alan boşaltır, operasyonları durdurur , garnizon ve karakollarına sığınmaya zorlanırken, terör örgütü her geçen gün Güneydoğu Anadolu bölgesinde otoritesini inşa etmiştir. AKP hükümeti ise devletin en temel gayesi olan vatandaşlarının temel hak ve özgürlüklerini korumak olan görevini bir kenara bırakarak PKK’nın bölgede vatandaşların rutin yaşamını dahi şekillendirmesine izin verdi.

 
Terör örgütü hükümetin sağladığı dokunulmazlık ile örgütlenme, istihbarat, yeni adam tayini gibi çalışmalarını sürdürürken , kırsaldan il ve ilçe merkezlerine doğru örgütlenirken, güvenlik güçlerine müdahale etmeme emri verildi.

 
Oslo’da müzakerelerde PKK temsilcilerine PKK’yı aldığı önlemler ile rahatsız eden vali ve emniyet müdürlerini hükümete şikayet edebilecekleri söylendi. PKK’yı rahatsız eden Türkiye Cumhuriyeti valileri tasfiye edilirken, yerine TSK’nın operasyon taleplerini reddeden Öcalan’a çözüm sürecine sunduğu katkılardan dolayı teşekkür eden valiler atandı. Terör örgütü ise müzakereleri AKP’nin sürekli taviz verdiği, örgütün ise Güneydoğu Anadolu da devlet iktidarı yanında, örgüt iktidarını inşa etmek için kullandığı bir süreç olarak değerlendirdi.

 

Erdoğan, Güneydoğu Anadolu’dan tabut gelmiyor dedi, doğru ancak teröristler en seçkin ve kahraman köy korucularını teker teker katletmeye devam etti. Biraz önce burada çatışmasızlığın ne kadar önemli olduğundan bahsedildi. Siz şehit edilen köy korucularının ailelerine bu çatışmasızlığın nasıl olduğunu anlatın. PKK’nın çatışmasızlıktan anladığı, “devlet güçleri alana bize bıraksın biz istediğimizi yapalım” dır.

 
ÇÖZÜM, VATANDAŞI TAŞIMAK DEĞİL GÜNEYDOĞUYU GERİ ALMAKTIR
Haziran 2015 seçimlerinde PKK, Güneydoğu Anadolu’da seçimleri Van AKP ikinci sıra milletvekili adayı Prof.Dr.Ömer Çaha söylüyor: “ 1946 seçimleri gibi açık oy gizli tasnif yapacak kadar büyük bir etkinlik kurdu. Elinde değil ancak arkasında silah olan HDP, Güneydoğu Anadolu’da PKK kadrolarıyla birlikte halk ve diğer partiler üzerinde büyük bir baskı kurdu”.

 

Bugün Davutoğlu diyor ki:”Güneydoğu’da seçmeni PKK baskısından kurtarmak için oy kullanmak amacıyla köylüleri alalım, toplu merkezlere götürelim orada oy kullansınlar. Oysa çıkar yol Güneydoğu Anadolu’yu PKK’nın elinde geri almaktır, vatandaşı taşımak değildir.Çıkar yol ayağa düşürülen devleti tekrar ayağa kaldırmaktır.

 

Bunun yolu ise Milliyetçi Hareket Partisinin yıllardan beri söylediği ve doksanlı yıllarda verilen mücadelenin ispatladığı gibi tekrar terörle mücadele stratejisinin bu ülke tarafından benimsenmesidir. Ancak bir taraftan askerlerimiz Güneydoğu’da şehit olmaya, Hava Kuvvetlerimiz PKK hedeflerini yok etmeye devam ederken , Cumhurbaşkanı açılım bitti derken sayın Davutoğlu açılım devam ediyor diyor. Hedef aynı fakat muhatap değişecekmiş.

 
Bugüne kadar muhatabınızın Öcalan ve PKK olduğunu biliyoruz, bundan sonra ise herhalde açılımı Diyarbakır Kabzımallar Odası ile yapacaksınız. Bu millete yalan söylemekten vazgeçin.

 

AKP hükümetleri PKK’nın Güneydoğu Anadolu’da devlet iktidarı yanında terör örgütü iktidarı inşa etmesine izin verirken Suriye’de de PKK’nın zemin kazanmasının önünü açmışlardır. Suriye’de Esad rejimini devirmeyi akılcı bir tercih değil, bir tutku haline getiren hükümet Suriye politikası ile PKK’nın Suriye’nin kuzeyinde baskın güç olmasının önünü açmıştır.

 

2011 yılına kadar AKP’nin Suriye politikası temelleri 57.hükümet döneminde atılan Suriye ile iyi ilişkiler politikasıydı. Doğrusu bu politika çok başarılı, çok güzel ve iyi bir politikaydı. Ancak 2012’de bu politika terk edildi ve Esad rejimi yerine kimin geçeceği belli olmadan devirme mücadelesi başladı. Oysa Suriye gibi ülkelerde rejim devlet özdeşleşmesi olduğundan rejimin yıkılması durumunda devlette yıkılmış olur. Bunu Afganistan’da gördük, Irak’ta gördük.

 
Önce Müslüman kardeşler, Müslüman kardeşlerin gücü yetmedi El Nusra ve IŞİD, Esad’ı devirme projesinde kullanıldılar. Bugün uluslar arası ceza mahkemesinin IŞİD’i desteklemesi iddiasıyla Erdoğan, Davutoğlu, Efkan Ala ve Hakan Fidan hakkında inceleme başlatıldığı haberi internet sitelerine düştü.

 

Bu dava açılacağını anlamanı gelmiyor. Türkiye Cumhuriyetinin Cumhurbaşkanı ve Başbakanı ve diğer yetkilileri ile ilgili böyle bir şey arzu etmeyiz. Ancak bunun incelemeye alınmasının dahi Türkiye için ne kadar olumsuz olduğunu sizlerin de takdir ettiğini düşünüyorum.


Kaynak:Narkoz Haber/Mezine Sırakaya

Etiketler :
SON DAKİKA HABERLERİ
İLGİLİ HABERLER