SON DAKİKA

CHP NE YAPMAK İSTİYOR?

Gündem Yazıları

BARAJ…

Gündem Yazıları

OYUMUN RENGİNİ AÇIKLIYORUM!

Bu haber 06 Şubat 2017 - 19:25 'de eklendi ve 192 kez görüntülendi.

Malumunuz millet olarak bir olayı, bir durumu derinlemesine dalmak, düşünmek yerine yüzeysel olanı ile algıya açık olanı ile ilgileniriz. Bugün ülke gündemi hükümet etme şeklinin Cumhurbaşkanlığı mı yoksa Başbakanlık mı olacağına karar vermek durumundayız.

Oysa biz bu durumu bu açıdan değerlendirme yerine oyumuz Beyaz mı, Kahverengi mi olacak, ya da halk arasında yaygın şekli ile EVET mi, HAYIR mı olacak. Evet, kamuoyu oyumuzun rengini merak ediyor. Bugün sizleri rahatlatıp, Oyumun rengini açıklayacağım.

Lakin öncelikle yakın siyasi tarihimizi bir irdeleyelim isterim.

Nasıl ve nereden geldiğimizi bilmez isek nereye gideceğimize karar veremeyiz. O sebeple öncelikle Haziran 2015’ten başlamakta fayda görüyorum.

Ne olmuştu 2015 Haziranında ?

AKP,  bölücü örgütün uzantısı olan HDP ile 12 yıldır yürüttüğü süreç üzerinden Anayasanın değişmesini talep ediyor, Anayasanın değiştirilmesi mümkün olmayan ilk 4 maddesini değiştirmeyi planlıyor, Anayasadan Türklüğü silip atmanın formülünü arıyordu.

Ya tahtarevalli siyasetinin diğer işbirlikçisi CHP ne diyordu? ABD tipi bir başkanlık sistemine evet diyordu.

Yürütülen sürecin ortağı, bölücü örgüt uzantısı parti göğsü kabarmış hindi misali Federatif Devlet yapısını öngören bir sisteme evet diyordu.

Tüm bu yaşanmışlıkların ortasında Milliyetçi Hareket Partisi içerisinde dava arkadaşlarımız iktidar talebini yüksek sesle dile getirmişlerdi. Çıkan Meclis aritmetiğinde MHP’nin önünde iki seçenek mevcuttu. Biri mevcut iktidara karşı yüzde 60’lık cephede yer alarak CHP-PKK-FETÖ ile İktidar olmak, ikinci yol ise kirlenmiş mevcut iktidar ile birlikte hareket etmekti. Sizlere soruyorum; tercihiniz ne olacaktı?

Cevaplarınızı duyar gibiyim ikisine de HAYIR!

Milliyetçi Hareketin Ülkücü şuuru sizin duygularınıza tercüman oldu. Bölünmeye Hayır, adaletsizliğe Hayır, talana Hayır, terör e Hayır dedi.

Mevcut Cumhurbaşkanı oluşan tablodan rahatsız oldu. Hükümet kurmama yetkisini nam-ı diğer Hoca’ya verdi. O da bu görevi en güzel şekilde tahtarevalli siyasetinde rol ortağı ile 35 gün gizli kapılar ardında görüşerek süreci tamamladı ve hepimizin bildiği gibi Ülkemiz yeniden seçim atmosferine girdi. Girilen bu süreçte bombalar patladı, nam-ı diğer Hoca “Bombalar patladıkça, oyumuz patlıyor”dedi ve “Seçsis”e tecavüz edilerek AKP yeniden iktidar oldu.

Süreçte tek hedef MHP idi. Hedef tahtasının ortasına oturtulan MHP ve Lideri idi. MHP içerisinde Ülkücü çizgisi tartışmalı şahsiyetler adeta Truva atı misali verilen rollerini icra ettiler. Sonuç olarak Ülkücüler, inandığı davaya değilinandırılmış çaresizlik sendromu”na kapıldı. Oysa Ülkücüde hep ümit vardır. Bilir ki ümitsizlik şeytana mahsustur.

MHP içerisinde bunlar yaşanırken ülke 15 Temmuz’da AKP’nin düne kadar işbirlikçileri olan FETÖ tarafından ülkemin canına kast edilmişti. İşte tam burada bir Bozkurt edası ile Türk Dünyasının Lideri Devlet Bahçeli; “Devletin ve Aziz Milletimin yanındayım” diyerek tüm oyunları bozdu.

Türksüz bir anayasa isteyen tüm kesimlerin elindeki kozu ellerinden aldı. Kendilerini sahneye davet etti. Eteğine taşları alan geldi. Ama artık zaman değişmişti; taşlar yerine oturmuştu. Devlet Bahçeli Türksüz bir Anayasa isteyenlere Türk’le bezenmiş bir Anayasaya boyun eğdirmişti. Tam da yaşananlar bu minvalde iken Ülkücüler EVET ve HAYIR yarışında boy gösterir oldu.

Ben her iki tarafı da çok iyi anlıyorum. Elbette EVET diyen Ülküdaşlarım Devlet Bahçeliyi Cumhurbaşkanı, Hayır Diyen Ülküdaşlarım Başbakan olarak görmek istemektedirler. Başkaca bir gaye ve art niyet içerisinde oldukları kanaatinde değilim. Yol arkadaşlarımız Cennet Mekan Başbuğ’un “Bölünme kabul etmez, kutsal bir bütün halinde Büyük Türkiye’yi yeniden inşa edeceğiz…” düsturundan hareketle Büyük Türkiye’nin yeniden inşa çalışmasında en yüksek katkıyı sunacaklardır.

Ülkücünün derdi asla EVET yada HAYIR değildir. Ülkücü “Millî kalkınmamızı gerçekleştirmek, her Türk ferdini hür yapabilmek için Türk Milletini yeniden kurmak zorundayız. Vatandaşlarımız arasında parti, mezhep, ırk ve bölge farkı gözetmeksizin karşılıklı sevgi ve saygıya dayanan bağlar dokuyacağız.” diyen Başbuğ’un sevdalılarıdır.

Ülkücüler evet ya da hayıra taraf olmak yerine Büyük Türkiye’nin yeniden inşası ve Turan’a giden yolun, yolbaşçıları olarak Ülkenin tüm fertlerini sevgi bağı ile dokuyarak nizama yön verme fikrine, Turan idealine ilk ateşi yakacaklar ve bu ateşi ülke sınırları dışındaki Türk kardeşlerimize kadar ulaştırıp, gayemize onları da dahil ederek, dünyanın özlediği Türk İslam adaletini onlara götürecektir. Sizler bu iddianızdan mı uzaklaştınız da İhanet edercesine birbirinizi Vatan’a ihanetle suçlarsınız? Milliyetçi Hareket Partisini tek başına iktidar yapmak niyeti ile EVET diyen de Türk Milleti sevdalısıdır, aynı niyetle HAYIR demeyi düşünen de Türk Milleti aşığıdır.

Bu iki tercihi de kavga meselesi yapmaktan uzaklaşıp Türk İslam Davasının temsilcisi MHP’yi tek başına iktidar yapmanın mücadelesinde buluşmalıyız.

Anlaşılan o dur ki; benim oyumun rengi ne BEYAZ’dır ne de KAHVERENGİ… Oyumun rengi DEVLET’tir, DEVLET!

 

 

Şükrü PORTAKAL

 

Şükrü Portakalsukru@asikurtlar.com

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

Yorum Yok
YASAL UYARI! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen kişiye aittir.