SON DAKİKA

Ortalık Toz Duman

Bu haber 14 Ağustos 2014 - 9:55 'de eklendi ve 9 kez görüntülendi.

Cumhurbaşkanı Abdullah Gül, Çankaya Köşkü’nde bir veda resepsiyonu verdi. Bu resepsiyonda yaşananlar Cumhurbaşkanı seçiminin yapıldığı 10 Ağustos tarihinin bir milat oluşturduğunu çarpıcı şekilde ortaya koydu. Siyasette bütün taşların yerinden oynadığı, birçok şeyin yeniden şekillendiği ve çok farklı süreçlerin yaşanacağı bir döneme giriyoruz.

POST KAVGASI

Resepsiyon’daki tespitlerimize geçmeden önce, toplama menfaat ortaklığı olan AKP’de, Recep Tayyip Erdoğan’ın Cumhurbaşkanı seçilmesiyle birlikte, ortaya çıkan yeni duruma ve yaşananlara biraz yakından bakmak gerekiyor. Ortaklar arasında kelimenin tam anlamıyla bir “post kavgası” başladı. Bu kavganın nasıl sonuçlanacağını kestirmek çok kolay değil. Kesin olan şey, artık hiçbir şeyin eskisi gibi olmayacağıdır. Bunu söylerken, içimizden geçenleri veya olmasını umduğumuz şeyleri kast etmiyoruz. Herkesin bizzat şahit olduğu gelişmelerden bahsediyoruz.

RESTLEŞME

Seçimin hemen ertesi günü yaşanan restleşme ortadadır. Erdoğan aceleyle partisinin MKYK’sını topladı ve Cumhurbaşkanı olduktan sonra, partiyi elde tutabilmek için kendi deyimiyle bir “saksı” arayışlarına başladı. Daha doğrusu zaten aklında var olan ismi, hazmettirebilmenin alt yapısını hazırlamaya girişti. Tam bu sırada, daha önce Cuma günü yapılacağı açıklanmış olan Abdullah Gül’ün Cumhurbaşkanını takip eden muhabirlerle yapılacağı vedalaşma toplantısı, ani bir kararla öne alındı. Gül salona girer girmez, daha kimse bir şey sormadan, görevi bittikten sonra partisine döneceğini ilan edip, toplantı halindeki AKP’nin MKYK’sına haber gönderdi. Haberi alan Erdoğan, anında karşı atağa geçti ve Hüseyin Çelik’e acele bir açıklama yaptırarak, kongre tarihin yemin töreninden bir gün önce 27 Ağustos’ta yapılacağını duyurdu. Böylece Abdullah Gül’ün kongrede genel başkan seçilme ve dolayısı ile başbakan olma ihtimalini ortadan tamamen kaldırdı.

GÜL VE ARINÇ’IN BEKLENTİLERİ

Recep Tayyip Erdoğan’ın Abdullah Gül ve Bülent Arınç ile yollarını ayırdığını ve bir daha karşısına çıkmamaları için planlar yaptığını artık herkes biliyor. Nitekim, Abdullah Gül’de yaklaşık 4 ay önce yaptığı bir açıklamada, görev süresi bittikten sonra siyasete dönmek gibi bir kararının olmadığını söylemişti. Aynı şekilde Bülent Arınç’ında bu dönem sonrasında siyasetten çekileceğini ilan ettiği bütün gazete arşivlerinde kayıtlıdır. Ancak, birden bire bütün bu sözler unutuldu ve menfaat ortakları arasında kapışma başladı. Abdullah Gül, “milletime hizmet etmeye devam edeceğim” diyerek, siyasete dönmeme kararından vazgeçtiğini ortaya koydu. Kararından vazgeçmesinde, kendisini sık sık ziyaret eden AKP içindeki grubun etkili olduğu anlaşılıyor. Arınç’ta Gül’le birlikte hareket ediyor. “Yeni yetmelerin hesapları aramızdaki kardeşliği zedeler. Abdullah Gül, değeri karşılığında bu partide yer bulacaktır. Bunu kimsenin engellemesi mümkün değildir. Üç dönem kuralına takılan 70 milletvekilini ayıplı malzeme görmeye çalışanlar dikkat etsin. Bize görev düşerse en iyi şekilde yapmaya çalışırız” diyerek, çok net şekilde Erdoğan’a mesaj veriyor. Bu sözlerin anlamı şudur: “Ben büyük kongreye kadar başbakan olayım, Abdullah Gül’de genel başkan olsun. Milletvekili seçimlerinden sonra Abdullah Gül başbakanlığı da alır.” Erdoğan, geri adım atmıyor. Cumhurbaşkanı seçiminde beklediği oyu alamamasına ve kıl payı Köşke çıkabilmesine rağmen, hayalindeki fiili başkanlık sistemini sonuna kadar zorlayacağı anlaşılıyor. Bunun için de Gül’ü ve Arınç’a rest çekerek partiden uzak tutuyor ve “saksı” başbakan formülünde ısrar ediyor.

RESEPSİYONDA YAŞANANLAR

Tablo bu. Bir tarafta partiyi elde tutup, tek adamlık hayallerini uygulamaya koymaya çabalayan Erdoğan, diğer tarafta Erdoğan’ın Köşke çıkmasını fırsat sayarak, partiyi ele geçirme hesapları yapan Abdullah Gül ve etrafındakiler. Şimdi gelelim resepsiyonda yaşananlara. Abdullah Gül’ün konuşmasında Erdoğan’a yaptığı “seçilmiş Cumhurbaşkanı” hitabı bir formalitedir ve tribünleredir. Nitekim, Erdoğan’ın yaptığı, “siyaset boşluk kaldırmaz. Partinin başında ayrı bir kişi, başbakanlıkta ayrı bir kişi yanlış. Abdullah beyin partiye dönmesinden daha tabii hiçbir şey olamaz” değerlendirmesi, Gül ve Arınç’a çekilen restin devamıdır. Abdullah Gül’ün sıradan bir vatandaş gibi partiye dönmesini söylemesi, açık bir cevaptır.

ŞARKILARLA VERİLEN MESAJ

Şu tesadüfe bakınız ki, Erdoğan ve Gül bir elele tutuşup gülücükler dağıtırken verdikleri mesajlar ve canlı orkestranın okuduğu şarkılar tam tersini söylüyordu. Abdullah Gül’ün ev sahibi olduğu bir resepsiyonda,

“Hatırla sevgili o mesut geceyi

Çamların altında verdiğin buseyi

Beni mecnun ettin sende olasın,

Aşkımı inkar edersen Allah’tan bulasın.” Şarkısı bitiyor,

“İkinci bahar yaşıyor ömrüm

Gel benim yarim oluver şimdi

Seni gül gibi öpe koklaya

Gözümden dilimden sakınır saklar

Bugünkü aklımla severim şimdi.” Şarkısı başlıyordu.

Bütün bu yaşananlar orta yerde dururken Recep Tayyip Erdoğan’ın etrafını saran yanaşma ve besleme takımına, “gidin MHP ve CHP ile uğraşın” demesi, post kavgasının üzerini örtmek ve çok usta oldukları yanıltma ve karartma çabasının ibret veren bir tezahürü olarak dikkat çekti.

BİZDE BAYRAK GÖNDERE ÇEKİLİR

Her şey çok açık ve net. AKP’de kılıçlar çekilmiştir. Kendi sonlarını kendileri getirecekler. Bu tablo orta yerde dururken CHP’nin Erdoğan’ın beklentilerine cevap vererek, kongre telaşına düşmesi ayrı bir vahamettir. Her zaman olduğu gibi yine AKP’nin imdadına yetişiyor, yine Erdoğan’ın işini kolaylaştırıyorlar. Bu durumu gören MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, CHP’nin muhaliflerine, acele etmeyin, önce AKP’de neler olacağını bekleyin tavsiyesinde bulundu. Bahçeli, MHP’de de bayrak açılmasını bekleyenlere de, “bizde bayrak ancak göndere çekilir.” Diyerek anlamlı bir cevap verdi.

ERKEN SEÇİM İHTİMALI

Bu toz duman içinde dikkatlerden kaçan başka iki şey daha var. Bunlardan birincisi yaz aylarının sonuna yaklaşılmasına rağmen Meclisin hala tatile girmemesidir. Doğrudan Recep Tayyip Erdoğan’ın isteği ve torba yasa bahanesiyle meclisin açık tutulması, AKP’nin içine düştüğü kargaşaya bağlı olarak bir erken genel seçime gitme ihtimalinin çok yüksek olduğunu ortaya koyuyor. İkincisi de, Erdoğan’ın 15 Ağustos’da mazbata alacağı ve Cumhurbaşkanı sıfatı kazanacağı için 27 Ağustos’daki AKP kurultayına katılamayacağı tartışmalarıdır. MHP’nin bu konuda bir itirazı olmayacak. Ancak, CHP, Anayasa’nın 101’nci maddesini hatırlatarak, Erdoğan’ın AKP kurultayına katılamayacağı iddiasıyla Yargıtay Başsavcılığına suç duyurusunu yaptı bile.

Orhan KARATAŞ

Orhan Karatasorhan@asikurtlar.com

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

Yorum Yok
YASAL UYARI! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen kişiye aittir.