22 Mayıs 2012 Salı
Live tracking and statistics
Paylas
Oslo'nun sonuçları
Perşembe, 09 Şubat 2012 17:49

Oslo'da PKK ile yapılan pazarlıkların KCK soruşturması çerçevesinde değerlendirilmesi ve MİT Müsteşarı Hakan Fidan, eski Müsteşar Emre Taner ve Müsteşar Yardımcısı Afet Güneş'in ifadeye çağırılması yeni ve sıcak bir gündem oluşturdu. Gazeteler haberi flaş manşetlerle duyurdu. Haberi ilk duyduğumda biraz şaşırırdım. Ne olup bittiğini anlamaya çalıştım. Bağımsız ve tarafsız olmasını beklediğimiz yargı bir tarafta, AKP'nin olduğu yerde hiçbir şeyin tesadüf olamayacağı ve mutlaka bir hesaba dayandığı gerçeği diğer tarafta.

Siyasi talimat

Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu'nun bir televizyon kanalında soruları cevaplandırırken, bu konuda söyledikleri, haberi duyduğumuz anda kafamızda şekillenenleri doğruladı. Oslo görüşmelerini, "siyasi talimatla yapılmış gizli görüşmeler" olarak değerlendirdi. Muhtemelen AKP'nin diğer sözcülerinden de benzer şeyler duyacağız. Bu cümle bir çok şeyi anlamaya da, anlatmaya da yetiyor. Oslo görüşmelerinde ne olduğu, nelerin konuşulduğu, ne tür kararlar alındığı bir şekilde basına sızmıştır. Neresinden bakılırsa bakılsın bir resmi kurumun bölücü eşkıyaların temsilcileriyle bir araya gelmiş olmasının ne siyasi, ne hukuki, ne de vicdanı bakımdan kabul edilebilirliği yoktur. Demokrasi ve hukukun işlediği her yerde yargının duruma el koyması doğaldır. Ancak burası Türkiye ve iktidarda AKP var. Bir değil, bin defa düşünmek gerekiyor. Yargının nasıl işlediği, iktidarın hoşuna gitmeyen davaların nasıl seyrettiği ve o davaların savcılarının başına nelerin geldiğini ibretle izliyoruz.

Siyasi sonuçlar

İmralı pazarlıklarının ve Oslo görüşmelerinin siyasi talimatla yapıldığı kesin biçimde itiraf edilmiştir. Gelinen noktada sayın başbakanın şeref meselesinde söylediklerini Türk milleti takdir edecektir. Önemli olan bu sürecin nasıl seyredeceği ve nereye bağlanacağıdır. Zira, artık dönüşü olmayan bir yola girilmiştir. MİT Müsteşarlarının ifadeye çağırılması sıradan bir iş değildir. Süreç nasıl gelişirse gelişsin, mutlaka yeni tartışmalar başlayacaktır. Çok daha önemlisi siyasi sonuçları olacaktır ki, işin esası burasıdır. Beklentilerimiz de, endişelerimiz de bu noktada yoğunlaşmaktadır.

Emsal teşkil eder

İster ifadeye çağırmakla sınırlı kalsın, ister KCK davası çerçevesinde ele alınsın, ister yeni bir dava konusu olsun, bu süreç "göstermelik" olmaktan öteye geçmezse yeni bir yol açılır. Bir fiili durum oluşur. Bu tür görüşmelerin açık ve aleni şekilde yapılmasının önünde bir engel kalmaz. Açılmış olan davalara emsal teşkil eder. Diğer taraftan bütün bunlar kamuoyuna normal ve sıradan şeyler gibi yansır veya yansıtılır ki, bu durumda yapılanı bir "hazmettirme" operasyonu olarak değerlendirmek mümkün hale gelir. Ayrıca şu soru da cevap aramaktadır: Siyasi yetkililer Oslo görüşmelerinin kendi talimatlarıyla yapıldığını kabul ettiğine göre, asıl sorumluluk da onlardadır. MİT görevlilerini ifadeye çağırılmasından sonra sıra bu sorumluluğu taşıyanlara da gelecek midir?

Örnekler

Bütün endişelerimizi boşa çıkaran, akla gelen sorulara cevap oluşturan bir süreç yaşanması da elbette mümkündür. Olması gereken de budur. Beklentimiz ve inancımız bu yöndedir. Ne olursa olsun yargıya inanmak ve güvenmek zorundayız. Ancak, bu durumda da o soruşturmayı açan savcının, o davayı kabul eden mahkemenin nelerle karşılaşacaklarını kestiremiyoruz. Anormal bir şey olmayacağını, sürecin kendi mecrasında yürüyeceğini söyleyenlere, Deniz Feneri davasını, Ergenekon ve Balyoz davalarında tutukluluğun kaldırılması yönünde hareket eden üyelerin akıbetini hatırlatmakta fayda görüyorum.

 

Yorum ekle


Güvenlik kodu
Yenile