22 Mayıs 2012 Salı
Live tracking and statistics
Paylas
Dindarlık
Pazartesi, 06 Şubat 2012 19:20

Düzeni kendi hedeflerine göre oluşturan AKP, gerçek niyetine yönelik icraatları daha hızlı ve kararlı biçimde yapıyor. Burada dikkate edilmesi gereken husus, hedefin Türkiye'nin geleceği, yücelmesi ve yükselmesi değil, AKP zihniyetinin yerleşmesi ve sonuç almasındaki kararlılıktır. Dünyadan bihaber olan bir güruh, AKP zihniyeti ile uzaktan yakından ilgisi olmadığı halde gidişattan memnun görünebilir. Hatta, korku, yalakalık ve daha çok da cehaletten kaynaklanıyor olsa da, yapılanlardan hayırlı ve faydalı sonuç çıkaranlara da rastlıyoruz.

Bu zihniyeti tanıyoruz

Gerek sosyal çevremiz, gerek siyasal birikimimiz, gerek ülkemize ve milletimize olan bağlılığımız dolayısı ile AKP zihniyetini çok iyi tanıyoruz. Bu yüzden de 10 yıldır yazdığımız hiçbir yazıda, söylediğimiz hiçbir lafta yanılmadık. Türk milletinin geneli itibariyle bu zihniyetle hiçbir ilgisi ve yakınlığı yoktur. Yüzde 50 oy almış olmaları bu gerçeği değiştirmez. Bu millet bu zihniyeti biraz tanısa, hedefledikleri Türkiye'yi biraz tahmin edebilse, durum çok farklı olur. Olağanüstü şartlarda geldiler ve ilk işleri milletin gerçek hedeflerini fark edemeyeceği bir düzen oluşturmak oldu. Medyayı hızlı ve kararlı biçimde bu yüzden ele geçirdiler. Devleti buna göre dizayn edip, dünyada eşi emsali görülmemiş bir toplum mühendisliği ile milleti maniple ettiler ve sonuç aldılar.

Kendileri de şikayetçi

Oy verenleri bir kenara bırakıyorum, bugün AKP grubunu oluşturan milletvekillerinin çok büyük bölümünün bu zihniyetle hiçbir ilgisi ve yakınlığı yoktur. İçlerinde çok yakın tanıdıklarım, birlikte çalıştıklarım var. Birebir konuşun, bizden farklı düşünmediklerini görürsünüz. Hatta daha çok şikayet eder, daha çok dert yanarlar. (MHP Genel Başkanı Dr. Devlet Bahçeli bir süre önce AKP milletvekillerine, "bu gidişe daha ne kadar seyirci kalacaksınız?" çağrısı yaparken bu durumu dikkate almış olmalı.) Ama sıra siyasi tercihe gelince iş değişir. Kimi iktidar nimetlerinden faydalanmanın cazibesinden, kimi milletvekili olmaya duyulan minnetten, kimi özel hesaplardan, kimi de hesaplaşma fırsatından dolayı oradadır. İçlerinde, saf ve temiz duygularla gerçekten iyi şeyler olacağına inananlar da olabilir ki, aslında en kabul edilebilir olanlar da onlardır.

Kimse rahatsız olmaz

Zihniyetin ne olduğunu anlayabilmek için güncel bir örnek üzerinden gidelim. Sayın başbakan dindar gençlik yetiştireceklerini söylüyor. Aklı başında hiç kimse dindarlıktan rahatsızlık duymaz. Dindar bir neslin yetişmesi bütün siyasi partilerin ortak hedefi olmalıdır. Bütün mesele dindarlıktan ne anladığınızdır. Eğer dinine, milli değerlerine, ailesine, ülkesine, vatanına bağlı, haramı helali bilen, iyiyi kötüyü ayırt eden bir yapıdan söz ediliyorsa, buna kimsenin bir itirazı olamaz. Bizim bildiğimiz, anladığımız ve yaşamaya çalıştığımız dindarlık tam da budur. Çok şükür Türk milleti geneli itibariyle de dindarlığı böyle bilir ve böyle yaşar.

Ne kastediyorsunuz?

Ancak siz "dindarlık" derken, kendiniz gibi düşünen, kendinize bağlı kalan, kendi hedeflerinize hizmet eden bir anlayışı kast ediyorsanız, bunun adı başka bir şey olur. Dini kendinize uydurmuş olursunuz ki, bunun bırakın İslam dinini hiçbir dinle, hiçbir inançla bir ilgisi ve alakası olamaz. AKP zihniyetinde dindarlıktan neyin kastedildiğini anlayabiliyoruz. Nitekim, gördüklerimizin, duyduklarımızın, şahit olduklarımızın bizim bildiğimiz, bizim kabul ettiğimiz, bizim yaşamaya çalıştığımız dindarlıkla izahı mümkün değildir.

Bazı örnekler

Şimdi soruyorum: Millet malını değerinin beşte bir fiyatına satmak, bu satışı yaparken Yahudi iş adamıyla otel odalarında buluşup, sonra da görüşmediğini açıklamak dindarlık olabilir mi? Kamu parasının özel işlerde kullanılması, akraba ve yanaşmaların beslenmesi, akıl almaz bir lüks ve israf dindarlığın neresine sığar? Dindarlık Irak'ta binlerce Müslüman'ı katledip, Ebu Gureyb cezaevinde Müslüman kadınların ırzına geçen ABD askerlerinin, 'sağ salim evlerine dönmeleri' için dua etmek midir? Bölücü hainlerin Zerdüşt olduğunu söyleyip, sonra onların elebaşlarıyla pazarlığa oturmanın dindarlıkla bir ilgisi olabilir mi? Libya örneğinde olduğu gibi bugün söylediğinin ertesi gün tam tersini yapmak, Davos'da "van minüt" deyip, Türkiye'ye gelince İran tehdidine karşı İsrail'i korumak için füze savunma sistemini topraklarımıza kurmak dindarlıkla izah edilebilir mi?

Dindar bunları kabul etmez

Eğer "dindarlıktan" bunlara uyan, bunlara biat eden, bunlara onay veren bir nesil kast ediliyorsa, ortaya meselelere sadece kendi menfaatlerinden bakan, işine geldiği gibi yorumlayan, belli bir dünya görüşünü esas alan bir yapı çıkar. Bunu anlamamız da, kabul etmemiz de hiçbir şartta mümkün değildir. Eğer İslamı, imanı, haramı, hakkı, hukuku, bilen bir nesil kastediliyorsa buna bir itirazımız olamaz. Böyle bir nesil de bu yaşananları kabul etmez ve onaylamaz.

 

Yorum ekle


Güvenlik kodu
Yenile