|

Türkiye'nin dış politikada nasıl bir çıkmaza saplandığını içimiz sızlayarak izliyoruz. "Sıfır sorun" denilerek çıkılan yolda geldiğimiz yer, bütün komşuları ile kavgalı, güvenilmez, etrafından dolaşılan ve gerektiğinde hedefe konulan bir noktadır. Siz milli çıkarlarınızı, geleneksel politikalarını terk eder, adına Büyük Ortadoğu Projesi (BOP) denilen, aslı Büyük İsrail Projesi olan ve içine Türkiye'yi de alan bir yıkım planının Eşbaşkanlığı'nı yüklenir ve seferber olursanız, başka bir yere varamazsınız.
Daha iyi olan bir şey yok
İnsaf ve vicdan sahibi birisi çıksın da Libya'da, Mısır'da, Tunus'ta ne olduğunu, bizim bu gelişmelerden ne elde ettiğimizi anlatsın, biz de öğrenelim. Birileri her meseleye menfaat olarak bakmamak gerektiğini, demokrasinin ortak fayda olduğunu söyleyerek bu ülkelerde yaşananları bu açıdan değerlendirebilir. Nitekim, özellikle yanaşma ve besleme medya bu konularda destanlar yazılıyor. Çok şükür gözümüz var görüyoruz, kulağımız var duyuyoruz ve beynimiz var anlıyoruz. İster demokrasiyi, ister ekonomiyi, ister dış ilişkileri ve ABD bağımlılığını ölçü alın, bu ülkelerin hiçbirinde öncekinden daha iyi, daha ileri, daha ümit veren zerre kadar bir şey yoktur. Hatta, daha da kötü oldukları ortadadır. Tamamı iç çatışmalarla, mezhep ve menfaat kavgaları ile bölünmenin eşiğine gelmiş durumdadır.
Devrilen liderlerin ortak özelliği
BOP'un hedefleri içinde yer alan İran, Irak ve Suriye'yi özellikle ayırıyorum. Zira bu ülkeler bizim komşularımızdır ve tarihten gelen, yaşadığımız coğrafyadan gelen sorumluluklarımız vardır. Din ve kültür yakınlığımız ayrı kriterdir. Fakat gelin görün ki, BOP'un gerekleri sebebiyle her biriyle neredeyse savaşın eşiğindeyiz. Suriye ile yaşadıklarımızın makul ve mantıklı bir izahını yapabilmek hiçbir şartta mümkün değildir. İran'la karşı karşıya gelme sebebimiz ibret vericidir. Davos tiyatrosunun niye oynandığı, 9 canı niçin kaybettiğimiz şimdi daha iyi anlaşılmaktadır. Yine BOP'un gereği olarak, İsrail'i İran tehdidine karşı korumak için topraklarımıza savunma sistemi yerleştirmeyi Türk milletine bu tiyatrolarla yutturdular. Devrilen liderlerin, karıştırılan ülkelerin hepsinin ortak özelliği İsrail için tehdit oluşturmalarıdır. Başka türlü olsaydı, başka ölçüler esas alınsaydı bugün Arap Birliği'ni oluşturan 22 ülkenin hiçbiri bu fırtınanın dışında kalamazdı. Anlayışı, uygulaması, yaklaşımı ve varlığı Suriye ve Beşar Esat'la aynı olan 22 Arap ülkesinin aralarında toplanıp Esat'a ültimatom vermeleri bir komediden ileri gidememektedir.
Irak'da sonuç alıyorlar
BOP'un ilk uygulama alanı Irak olmuştur. Dolayısı ile ilk sonucu da orada almak üzereler. ABD'nin çekilmesinden sonra ne olduğunu, ne olacağını daha net görüyoruz. Irak artık üçe bölünmüş durumdadır. Nitekim, Barzani bölgesel yönetimle yetinmeyip, bağımsızlık ilanı için hazırlanmaktadır. Irak Haber Ajansı El Nexil'den, Barzani'nin Irak Dışişleri Bakanı Hoşyar Zebbari ile görüştüğü ve ilan edilmesi düşünülen bağımsız Kürt devletin için bir çok devletin desteğinin alındığı duyurulmuştur. Türkiye ile görüşmeler yapıldığı ileri sürülmüştür. Bu haberin asılsız olmadığını Wall Street Journal'de çıkan bir başka haber belgelemektedir. WSJ haberinde Kuzey Irak'taki Kürt Yönetiminin Bağdat'ın muhalefetine rağmen Exxon Mobil şirketi ile bir anlaşma yaptığını hatırlatıyor ve bunun Türkiye'yi ikna için verilmiş bir taviz olduğunu ileri sürüyor. Bu gelişmelerin bağımsız bir Kürt devleti ortaya çıkarabileceğinin altı çiziliyor.
Bunlar tesadüf mü?
İşte size BOP'un sonucu. İşte size BOP Eşbaşkanlığının ne anlama geldiğinin ispatı. İşte size Türkiye'de terörün niye yükseldiğinin, Barzani'ye niçin bu kadar itibar edildiğinin, Habur'da ne olduğunun, İmralı ve Oslo'da neler görüşülmüş olabileceğinin izahı. İşte size Davos tiyatrosunun bedeli. Barazani'nin Yahudi asıllı olduğunu, bütün bu gelişmelerin sadece ve sadece İsrail'in işini kolaylaştırdığını bilmem söylemeye gerek var mı? Hiç kimse bunların tesadüf olduğunu, BOP Eşbaşkanlığının bu gelişmelerle bir ilgisinin bulunmadığını söyleyemez.
Kırmızı çizgilerimiz vardı
Unutmayalım ki, AKP öncesinde Irak'ın toprak bütünlüğünün korunması, bölgede bir Kürt oluşumuna izin verilmemesi, Türkmen varlığının korunması ve bölücü örgütün yuvalanmasına göz yumulmaması bizim kırmızı çizgilerimizdi. Bunlardan birinin bozulmasını savaş sebebi sayacağımızı bütün dünyaya ilan etmiştik. AKP geldi ve ilk iş olarak bu kırmızı çizgilerden vazgeçtiğini duyurdu. Sonrası kendiliğinden geldi. Ne Irak'ın toprak bütünlüğü kaldı, ne Türkmen varlığından söz eden oldu. PKK bölgeye yeniden yerleşti. Oradan tehdit etti ve saldırdı. Barzani önce özerk bölge oluşturdu, şimdi de devlet ilanına hazırlanıyor.
Artık sonuç almaya başlamışlardır. Burada kalmayacaklardır. Büyük Kürdistan için Suriye, İran ve Türkiye diğer ayakları oluşturuyor. İran ve Suriye bu yüzden hedeftedir. Türkiye'nin bunun dışında kalacağını düşünenlere bu saatten sonra bizim söyleyecek bir sözümüz kalmamıştır.
|