22 Mayıs 2012 Salı
Live tracking and statistics
Paylas
Siyasetin yapışık ikizleri
Çarşamba, 01 Şubat 2012 18:24

Türkiye'de bugün muhalefet yapmak, iktidar düzenine karşı durmak büyük sabır ve cesaret gerektiriyor. Ancak devlete kafa tutmak, ihanetin ve bölücülüğün her türüne bulaşmak, hatta içinde olmak sıradanlaşmıştır. Daha da ileri giderek bunun adına "ileri demokrasi" diyorlar. Başbakan istisnasız her konuşmasında BDP'yi yerden yere vuruyor, her türlü suçlamayı yapıyor, ancak arkası bir türlü gelmiyor. Bu durum BDP'yi ve ihanet güruhunu daha da cesaretlendiriyor. Meydanın boş olduğunu ve hiçbir engelle karşılaşmayacaklarını biliyorlar. Ne Anayasa kalıyor, ne kanun. Her türlü ihaneti yapıyor ve meydan okuyorlar.

Hukuk nerede?

Bu noktada akla şöyle bir soru geliyor: Siyasi iradenin ne yapmak istediğini biliyor ve anlıyoruz. Peki, bu ülkede hukuk yok mu? Durumdan vazife çıkarıp, olmayacak dava açanlar, Türkiye Cumhuriyeti'nin varlığına yönelik saldırılar karşısında niçin sessiz kalıyor ve gereğini yapmıyorlar? Yapılanlar da göstermelik olmaktan ileri gitmiyor. Bu soruların cevabı bölücü güruhun bu cesareti nereden aldığında saklıdır ve Türkiye'de neler olduğunu da belgelemektedir.

Birbirlerini kullanıyorlar

BDP bölücü terörün siyasi uzantısıdır. Hükümetin bütün üyeleri de, her fırsatta bunu söylüyor ve eleştiriyorlar. Fakat, bu durum BDP ile AKP'nin birbirlerini tamamladıkları gerçeğini değiştirmiyor. AKP, BDP'yi kullanarak kendi özel hedeflerine ulaşmayı kolaylaştırıyor, BDP'de AKP'yi kullanarak ihanetini her gün bir adım daha ileri götürüyor. MHP Genel Başkanı Dr. Devlet Bahçeli grup toplantısında bu işbirliğini çarpıcı biçimde ortaya koymuş ve şunları söylemiştir: "Siyasetin bu yapışık ikizi bir taraftan sahnede birbirleriyle kavga eden görüntü çizmektedir. Diğer taraftan ise arkadaki makyaj odasında, birbirlerini süslemekte ve sergiledikleri kirli oyunda kullanacakları replikleri karşılıklı olarak prova etmektedirler. AKP ile BDP aynı yolun iki yolcusu, aynı rotanın iki takipçisi, aynı sayfanın iki yüzüdür. AKP ile BDP isim ve kelime farklılığı dışında her şeyiyle örtüşen bir sinsiliktir, karanlık emeldir ve milletimizin hayat hakkını eritmeyi hedefleyen asit siyasetinin iki failidir. AKP ile BDP; aynı yolu değişik kılıkta yürüyen, aynı amacı farklı sözlerle sahiplenen bir vücudun iki ayağıdır. Bu nedenle Başbakan Erdoğan'ın BDP'yle kavga edişi günü kurtarmaya dönük sanal bir diklenmedir. Karşılıklı söz düelloları, ithamlar, yüksek perdeden konuşmalar AKP ile BDP arasındaki siyasi ulaşımın gizli şifrelerini barındırmaktadır."

Türkiye'nin geleceğine darbe

Sayın Bahçeli bu tespitlerine örnek olarak da TRT Diyarbakır stüdyolarındaki açılış töreninde ortaya çıkan manzarayı gösteriyor ve ortaya çıkan ibretlik duruma dikkat çekiyor: "Bizim için tek ve vazgeçilmez bir kural vardır; o da, Türk devletinin dilinin tek ve bunun da Türkçe olduğu hususudur. Diyarbakır'da Kürtçe hayranlığını ve bağlılığını itiraf eden AKP'nin bozuk sicilli bakanlarının, bu halleriyle Türk milletine hakaret ettikleri ve bölücülüğün ikmalini sağladıkları kuşkuya yer bırakmayacak şekilde ortadadır. Başbakan Erdoğan medyada köşe tutmuş eski dostlarına tazminat davası açmakla uğraşacağına, bakanlarına odaklanmalı ve gereğini süratle yapmalıdır. Diyarbakır'da başka, Ankara'da başka konuşan, Yozgat'a gidince ağız, Manisa'ya uğrayınca tarz değiştiren bu siyaset kaypaklığının, Türkiye'nin geleceğine darbe üstüne darbe vurduğu kesinlik kazanmıştır."

Benzerlik ne zaman fark edilecek?

Bakanlık sorumluluğu taşıyanlar bunu yaparsa, varlık sebebi bu ülkeyi bölmek olanlar bu fırsatı kaçırır mı? Kaçırmıyorlar ve iktidarın bu yetersizliğini sonuna kadar kullanıyorlar. Bu durumda da Sayın Bahçeli'nin sorduğu şu sorular daha bir önem ve anlam kazanıyor: "Bu yüzkarası beyanlardan ve gelişmelerden sonra, merakımız, bu ülke bölünmüştür de bizim haberimiz mi olmamıştır? Bu bakanlar, görev alanlarının kendilerine yüklediği vazifeleri bir kenara bırakmışlar da, şimdi de hıyanet yarışına mı girmişlerdir? AKP'nin içinde bulunan, millet ve vatan sevgisinden asla şüphe duymadığım vatansever milletvekilleri bu rezilliklere daha ne kadar katlanacaklardır? Hükümetin bu bölücü ve art niyetli üyelerini daha ne kadar taşıyacaklar, haklarını ne kadar yedireceklerdir? Hükümetin içinde vatanına bağlı, milletine sevdalı bakanlar ne zaman bulunacaktır? Cumhuriyet'i savunmakla mükellef savcılar kepazeliklere daha ne kadar sessiz duracaklardır? Sürekli örgüt peşinde koşan hukuk anlayışı, AKP'nin bölücü şahsiyetleriyle BDP'nin kin kusan bereketsizlerini ne zaman fark edecektir?"

Ortak noktaları

Bu soruları daha da anlamlı hale getiren bir başka nokta iki partinin söylemlerindeki paralelliktir. Birbirlerini nasıl tamamladıklarıyla ilgili olarak Sayın Bahçeli'nin yaptığı şu tespitler çok çarpıcıdır: AKP'nin demokratik açılım iddiaları ve BDP'nin demokratik özerlik talepleri, aynı hedefe iki kapıdan geçme ve ulaşma kurnazlığından başka bir şey değildir. İmralı canisi iki partinin de ilgi ve müzakere çabasının odağındadır. İkiside İmralı'ya saygı ile yaklaşmakta ve sayın diye hitap etmektedir. Ana dilde eğitim taleplerine ikisi de sıcak ve meraklıdır. Birisi gizli, diğeri açık olmak üzere İmralı canisinin affı ikisinin de gündemindedir. Milli kimliğe ikisi de hasım ve tahammülsüzdür. İkisi de dağdaki eşkıyaya gençlerimiz diyerek seslenmektedir. Üniter yapının bozulması, millet birliğinin dağıtılması ikisinin de planları arasındadır. Peşmerge reisi Barzani ikisinin de dostu ve kardeşidir. "Ne Mutlu Türküm diyene" sözünü duyunca ikisi de küplere binmekte, ikisini de hafakanlar basmaktadır. Türk milletinin vazgeçilmezlerinden, kırmızı çizgilerinden ve milli değerlerinden bu iki parti de rahatsız ve tepkilidir. AKP ile BDP; Dersim isyanı konusunda aynı düşüncelere, Türkiye'nin akıbetiyle ilgili benzer düşlere, federasyon konusunda birbirine yaklaşık eğilimlere sahiptirler. Bu gelişmelerin ışığında hiç kimse, AKP eşittir BDP denklemini inkar edemeyecek ve görmezden gelemeyecektir."

 

Yorum ekle


Güvenlik kodu
Yenile