| AKP'ye Azeri dersi |
| Pazartesi, 30 Ocak 2012 18:52 |
|
AKP'nin Fransa'nın kabul ettiği ihanet yasasına da doğru dürüst bir tepki vermeyeceği ve bu durumun Türkiye'nin başına yeni belalar açacağı artık kesinleşmiştir. Fransa ne ilktir, ne de son olacaktır. Benzer bütün durumlarda önce esip gürlemiş, sonra teslim olmuşlardır. Bölücü ihanet benzer tutarsızlıklar yüzden Türkiye'nin en önemli ve ivedi meselesi haline gelmiştir. Kuzey Irak'da Kürt devletinin kurulması, Türkmen varlığının yok edilmesi bu sayede zemin bulmuştur. Libya'dan Suriye'ye, İsrail'den İran'a, Kıbrıs'tan AB üyeliğine kadar aklınıza neresi gelirse, tamamında aynı yetersizliği, aynı tutarsızlığı ve aynı sonucu görürsünüz. İSTİSNASI BİLE YOK İçeride ve özellikle de dışarıda bir tek örnek gösterin ki, AKP gereğini yapmış ve ülke ve millet menfaatine sonuç almış olsun. Sözünün arkasında durabildiği istisna cinsinden bir şey gören, duyan var mıdır? Bin defa yazdık, bir defa daha hatırlatalım. Sizin her yetersizliğiniz, her tutarsızlığınız bir sonraki ihanetin, bir sonraki saldırının, bir sonraki kaybın temelini oluşturuyor. İsrail'le oynadığınız "van minüt" tiyatrosunun bedelini Libya'da bir gün içinde üç kere karar değiştirerek ödediniz. O da yetmedi İran tehdidine karşı İsrail'i korumak için Malatya'ya füze savunma sistemi kurulmasına izin verdiniz. Suriye'yi, Irak'ı yüzüstü bıraktınız. Kıbrıs'ı teslim etmek için "evet" demenizin hediyesi Akdeniz petrollerini Rum'a ve Yunan'a teslim etmek oldu. Sarkisyan'la Türk kanını temsil eden Ermeni bayrağı altında seyredilen maç, Fransa'nın iftiralara itirazı bile suç saymasının yolunu açtı. BOŞUNA BEKLERSİNİZ Bu işler öyle tiyatro oynayarak, içi boş övünmelerle, sonuç vermeyen efelenmelerle olmuyor. Siz Mavi Marmara baskının 9 cana mal olan acı faturasını, boynunuzdaki madalyayı takmaya devam ettiğiniz gün kabul etmiş oldunuz. O madalyayı neden iade edemediğiniz şimdi çok daha iyi anlaşılıyor. "NATO'nun Libya'da ne işi var" dedikten saatler sonra gemilerimizi tahsis edip limanlarımızı açtıktan sonra, artık hiçbir bölge ülkesinden, hatta hiçbir dünya ülkesinden sizi ciddiye almasını, sözünüze itibar etmesini bekleyemezsiniz. Bekleseniz de boşuna beklersiniz. SÖYLEDİKLERİNİZİ KENDİNİZ ÇÜRÜTÜYORSUNUZ Bir taraftan, "Türkiye öyle büyük bir ülkedir ki dostluğu büyük paye olduğu kadar küçük insanlar için husumeti bile payedir. Ama biz Fransa'daki ırkçı yaklaşıma bu payeyi bile vermeyeceğiz. Fransa'ya 'Türkiye ile kavga ediyoruz' deyip böbürlenmesine fırsat tanımayacağız. Kabul edilen teklif aleni bir ayrımcılık, ırkçılıktır. Düşünce özgürlüğü katliamıdır. Yapılan Türkiye düşmanlığı üzerinden oy devşirme çabalarıdır. Avrupa tarihine de haksızlık ve insafsızlıktır. Bu ırkçı, ayrımcı yaklaşıma karşı sessiz kalanlar Avrupa'da ayrımcılığa destek olacaklardır." Diyorsunuz. Diğer taraftan bütün bu söylediklerinizi kendiniz çürüterek Fransa ile işbirliğini en ileri noktalara taşıyorsunuz. Milyonlarca dolarlık yeni bir özel uçak için Fransa'ya sipariş veriyor, arkasına da pasaport çipli pasaport ihalesini bağlıyorsunuz. HAZMETTİRME Önce, "yasa geçerse ne yapacağımızı görürsünüz" diye meydan okuyacaksınız, ardından "bize göre yasa yok hükmündedir." Diyerek , işi geçiştirecek ve bunu da Türk milletine hazmettirmeye çalışacaksınız. Rusya ile yaptığınız Karadeniz altından döşenecek olan Güney Akım Doğal Gaz Boru Hattı anlaşmasının yüzde 15'ini Fransa şirketlerine verdikten sonra, çıkan kanun için gösterdiğiniz tepkinin, söylediğiniz sözlerin ciddiye alınmasını nasıl bekleyebilirsiniz? İçerdeki durum daha da içler acısıdır. Dersim özrü Türkiye ile meselesi olan bütün ihanet güruhu için eşi bulunmaz bir malzeme olmuştur. Bu malzemeyi her yerde, her fırsatta kullanıyorlar. "Hepimiz Ermeniyiz" diye sokaklara dökülenlerin kime ve neye hizmet ettiklerini içimiz sızlayarak izliyoruz. DERS NİTELİĞİNDE Çok şükür ki, bizi bizden çok düşünen, ne yapılması gerektiğini muhteşem örnekleriyle belgeleyen Azerbaycan gibi dostlarımız var. Bizim Cumhurbaşkanımız Karabağ işgalini yapan, Hocalı soykırımını gerçekleştiren, Ağrı'ya açık ve aleni şekilde göz diken Sarkisyan'la maç seyrederken, Azerbaycan Devlet Başkanı İlham Aliyev yumruk yumruğa kavga ediyor. Bizim başbakanımız İsrail vahşeti karşısında boynundaki madalyayı geri vermeyi aklına bile getirmedi. Ama Oscar ödüllü Azeri yönetmen Rüstem İbrahimbeyov, Ermeni iftiralarını kabul etmeyenlere ceza verilmesini sağlayan kanunu protesto için, Fransa'nın verdiği madalyayı hiç düşünmeden iade etti. Bu kadarıyla da yetinmedi Azerbaycan-Fransa Kültürel İlişkiler Derneği başkanlığından da çekildi. Yaptığı yazılı açıklama o kanunu çıkaranlara da, sessiz kalanlara da, içi boş efelenmelerle hazmettirenlere de bir ders niteliğindedir. DOSTLARIMIZ DA BEDEL ÖDÜYOR AKP'nin zararı sadece Türkiye'ye olmuyor. Türkiye'yi ciddiye alan, saygı duyan, dost olan ülkelere de oluyor. İran, Irak, Suriye ve hatta Libya ile yaşadıklarımız ortadadır. AKP'ye güvenen her dost ülke mutlaka bir bedel ödemek zorunda kalıyor. Azerbaycan bir başka çarpıcı örnektir. Ermeni iftiraları karşısındaki akıl almaz teslimiyet Karabağ işgali ve Hocalı soykırımını da gölgeliyor. Artık şu ortaya çıkmıştır: Fransa'nın yaptığının yanına kalması emsal teşkil edecek, yeni ve çok daha vahim bir süreç başlatacaktır. AKP var oldukça, bugüne kadar olduğu gibi, bundan sonrada her geçen günün bir önceki günü aratması kaçınılmaz görünüyor.
|
