22 Mayıs 2012 Salı
Live tracking and statistics
Paylas
Yalana Fransız kalmanın bedeli
Çarşamba, 25 Ocak 2012 18:45

Ermeni iftiralarının kabul edilmemesini suç sayan yasanın Fransa'da kabulü, ne yazık ki Türk milletini ve Türkiye Cumhuriyeti'ni hedefine koyan yeni bir süreç başlatmıştır. Fransa'nın bu yaptığı kendisiyle sınırlı kalmayacak ve Ermeni iftiralarının kabulü örneğinde olduğu gibi, yeni bir furya başlayacaktır.

Basiretsizlik devam ediyor

Fransa ve benzer ülkelerin ne yaptığını, ne hedeflediğini görüyor ve anlıyoruz. Önemli olan bizim ne yaptığımızdır. Hangi tepkiyi veriyor, bu ihanet sürecini terse çevirmek için ne tür politikalar üretiyoruz? Püf noktası tam da burasıdır. Politika üretmekte, tepki vermekte ortaya çıkan her yetersizlik, telafisi imkansız sonuçlar doğurmakla kalmıyor, bir sonraki adımın da hazırlayıcısı oluyor. AKP iktidarıyla birlikte içeride ve dışarıda Türkiye ile hesabı olan her kim varsa harekete geçmiş olması, mesafe kat etmesi asla tesadüf değildir. Bu zihniyetin, bu politikaların, bu yaklaşımların varacağı yer başka türlü olamazdı. Hükümet adına yapılan açıklamalar aynı basiretsizliğin, aynı teslimiyetin devam ettiğini gösteriyor. Bu başımıza daha çok belanın geleceğinin, Fransa örneğinin yaygınlaşacağının habercisidir.

Bu yolu siz açtınız

Fransa'nın kendi kanlı tarihine bakmadan Türkiye tarihine yönelik iftiralara yol vermesinin sebeplerini önce kendi içimizde aramalıyız. Sıfır sorun denilerek çıkılan yolda, hiçbir tedbir alınmadan uyuyan bütün köpekler uyandırılmış ve saldırıya geçmeleri sağlanmıştır. Bu da yetmemiş içeriden zemin hazırlanmıştır. Siz, Dersim örneğinde olduğu gibi kendi tarihinizi aslı-astarı olmayan şeylerle karalar ve özür dilerseniz, başkaları bir adım daha ileri gider iftiraları da sıraya sokar. Siz "hepimiz Ermeniyiz" diye sokaklara dökülürseniz, başkaları da bu Ermeni hevesinizi alır bir sonuca bağlar. Siz, Karabağ işgalini, Hocalı katliamını görmezden gelirseniz, kendi tarihinize hakaret edenlerle, Ağrı'ya açık ve aleni şekilde göz dikenlerle oturur maç seyrederseniz, başkaları da bu iftiraları kabul etmemeyi suç sayar. Siz, Kıbrıs'ı teslim etmek için bu kadar hevesli olursanız, Ermeni'de, kendi payına düşeni ister. Ümitlerini arttırmakla kalmaz, bütün destekçilerini harekete geçirirsiniz.

Söylediğinizi yapın

Bu kadarla da bitmiyor. Türkiye Cumhuriyeti ağırlı olan, saygınlığı olan, iddiası olan bir devlettir. Böyle bir devlet adına söz söyleme ve hareket etme yetkiniz varsa, bunu doğru kullanmak zorundasınız. Bugün dediğinizi yarın unutmak, bugün yaptığınızı yarın değiştirmek bir politika olamayacağı gibi, ciddiyetinizi de, ağırlığınızı da yok eder. Türkiye AKP iktidarıyla birlikte bu durumlara düşmüştür. Sayısız örneğine bir de Fransa ihaneti karşısında yaşananlar eklenmiştir. O kanun Ulusal Meclis'ten geçtiği zaman yeterli tepki verilse, bunun bir bedelinin olacağı net şekilde gösterilseydi, Senato'dan geçmesi bu kadar kolay olabilir miydi? Çağırdığınız büyükelçiyi bile hiç bir şey olmamış gibi geri gönderdiniz ve herşeyin kaldığı yerden devam edebileceği mesajı verdiniz.

Utanmazlığın bu kadarı!

İktidarın bu basiretsizliği, yanaşma ve beslemelerine katlanarak yansıyor. Nitekim, çok dehşet verici yazılar okuyor, açıklamalar duyuyoruz. Ermeni iftiraları karşısında bugüne kadar hiç bir şey yapılmamışmış. Bunların ciddiye alınması ve karşılanması gerekiyormuş. Dinlerken gerçekten nutkum tutuluyor. Bunları yazıp söyleyebilmek için ya kara cahil veya en bu milletle bir sorun yaşamak lazımdır. Tarihini ve geçmişini bilen, nasıl bir ihanetle karşı karşıya kaldığımızdan haberdar olan, bu ülkenin vatandaşı olmayı şeref sayan hiç kimse, böyle bir şeyi ne aklına getirir, ne söyler, ne de kabul eder. Utanmasalar Fransa'yı haklı ilan edecekler.

Cevapsız bırakılmamalı

Yanlışa, yetersizliğe, teslimiyete artık tahammül kalmamıştır. Zira, Türkiye Cumhuriyeti artık ağır bedellerle karşı karşıyadır. Fransa'ya yeterli tepkinin gösterilmemesi, yeterli yaptırımların uygulanmaması, sırada bekleyenleri de cesaretlendirecektir. AKP artık kendi saplantılarını, özel hesaplarını bir kenara bırakmak ve Türk milletinin beklediği ve istediği kararlılığı göstermek zorundadır. İçi boş övünmelerle kaybedecek zaman kalmamıştır. Varlığı ve hedefi Ermeni'den farklı olmayan BDP güruhunu bir kanara bırakacak olursak, muhalefet partileri her türlü yardım ve desteğe hazır olduklarını açıklamışlardır. MHP Genel Başkanı Dr. Devlet Bahçeli, "bu küstahlığın cevapsız bırakılmaması konusunda AKP hükümeti atalet ve zafiyet göstermemeli" çağrısı yapmış ve daha önce gündeme getirilen yedi maddelik teklif setinin caydırıcılık adına bir an önce hayata geçirilmesini istemiştir.

Irak bile meydan okuyor

Türkiye çok zor bir dönemdedir. 10 yılın biriken yanlışları artık acı meyveler veriyor. İçeride yaşadıklarımızı bir şekilde telafi ederiz. Ancak dışarıdaki kayıpların telafisi çok zordur. En yakın komşularımızdan, en ilgisiz devletlere kadar herkesle sorunlu hale geldik. Irak bile kendi haline bakmadan Türkiye'ye dikleniyor ve meydan okuyor. Gerisini varın siz hesap edin. Bütün bu gerçekler Türk milletinin gözleri önünde yaşanırken, hala çıkıp itibardan, saygınlıktan, hukuktan, demokrasiden, aydınlık gelecekten bahsetmelerini şaşırarak izliyoruz. İnsan aklıyla alay etmenin de bir sınırı olmalı…

 

Yorum ekle


Güvenlik kodu
Yenile

BAŞBUĞ DİYORKİ

Ülkücüler, insanlık âlemi içinde ne uşak olmayı, ne de başkalarını uşak olarak kullanmayı kabul etmeyen şerefli bir bayrağın taşıyıcısıdır.
Alpaslan Türkeş -

En Cok OKUNANLAR

Şu anda 51 konuk çevrimiçi