| Fransa bu cüreti nereden buldu? |
| Salı, 24 Ocak 2012 20:55 |
|
Türkiye'de teslim olmuş, her istenileni vermeye hazır bir iktidarın varlığını ganimet sayanların son marifetini, Fransa örneğinde gördük. Ermeni iftiralarını kabul etmemeyi bile suç sayacak kadar ileri gittiler. Senatodan çıkan karar bir tarafa, böyle bir düzenlemeyi meclislerine getirmiş olmaları bile hiçbir şekilde kabul edilemez bir durumdur. Hele Fransa gibi tarihi her türlü soykırım, işgal ve insanlık suçlarıyla dolu bir ülke için, lafının dahi edilmemesi gerekir. AKP geldi, herşey terse döndü Bütün mesele bu siciline rağmen Fransa'nın böyle bir şeye nasıl cüret ettiğidir. Bu sorunun cevabı AKP'nin sicilinde gizlidir. Unutmayalım ki, AKP iktidar olurken Ermeni iftiralarını kabul eden ülke sayısı son derece sınırlıydı. Böyle bir kabulün mutlaka bedeli oluyordu. Bu yüzden de her ne sebeple olursa olsun, her ülke bir değil bin defa düşünmek zorunda kalıyor ve çoğu zaman bütün baskı ve Ermeni oyunlarına rağmen, bunu göze alamıyordu. AKP geldi ve her şey tersine döndü. Ermeni iftiralarını gündeme getirmek, tartışmak, hak vermek ve kabul etmek sıradanlaştı. Siz kendi ülkenizde bu alçak iddialarla ilgili toplantılar düzenler, alenileştirir, hak verir ve özür kampanyaları başlatırsanız, birileri de çıkar bunları kabul etmemeyi bile suça dönüştürür. Aliyev farkı Bağımsız Devlet Topluluğu'nun 20'nci yıl toplantısı sırasında Azerbaycan Devlet Başkanı İlham Aliyev'in Ermenistan Devlet Başkanı Sarkisyan'ı dövmesini Rusya lideri Medvedev'in önlediği haberi, kısa bir süre önce gazetelerde yer aldı. Kavganın sebebi Sarkisyan'ın Azerbaycan aleyhine yaptığı açıklamalardı. Ne tür açıklamalar olabileceğini tahmin edebiliyoruz. Zira, eğer bir soykırım aranacaksa fazla uzağa gitmeye gerek yok. Karabağ'da devam eden zulüm ve daha 20 yıl önce Hocalı'da yapılan katliam kimin ne olduğunu anlamaya da, anlatmaya da fazlasıyla yeterlidir. O Sarkisyan ki, bizzat içinde olduğu Karabağ işgalini ve burada yaptıkları soykırımı kendi gençliğine övünerek anlatmakla yetinmiyor, daha fazlasını yaparak Türk toprağı olan Ağrı'yı ele geçirmelerini de hedef gösteriyor. Çok büyük ihtimalle Aliyev'de bunları hatırlatmıştır. Hatırlattı da ne oldu? O Sarkisyan'la yumruk yumruğa kavga ederken, arkasını döndüğünde, bizim sayın Cumhurbaşkanımızın aynı Sarkisyan'la birlikte Türk kanını temsil eden Ermeni bayrağı altında oturup maç seyrettiğini gördü. Bursa'daki maçtan önce Azerbaycan bayraklarının toplanıp çöp kutularına atıldığını izledi. Akıl tutulması! Sonuç ortadadır. Ermeni, bu akıl almaz yanlışları ve kayıtsız şartsız teslimiyeti fırsata dönüştürerek, yaptığı bütün katliamları, bütün soykırımları dünyaya yutturmakla kalmamış, bir de üste çıkmıştır. Azerbaycan gibi kendi kanımızdan ve canımızdan olan bir ülke hayal kırıklığına uğratılmış ve küstürülmüştür. Fransa bu cüreti işte buralardan bulmuştur. Bütün bu gelişmeler orta yerde dururken, AKP takımının çıkıp itibardan, saygınlıktan, sıfır sorundan, komşularla iyi ilişkiden, bölgemizde ve dünyada söz sahibi olmaktan söz etmesi bir akıl tutulması değilse nedir? AKP'ye yakınlığıyla da bilinse, biraz insaf ve vicdan sahibi olan herkes bunları görüyor ve söylüyor. Bu kadarına artık onlar da dayanamıyor ve ilginç yazılar yazıyorlar. Dersim özrünü emsal gösterdiler Dünya ve bölgemizdeki gelişmeleri izleyen ve yaşananlardan rahatsızlık duyan herkes, bir vicdan muhasebesi yapmak zorundadır. Bu noktaya nasıl geldiğimiz doğru değerlendirilmezse çok daha ağır sonuçlarla karşılaşmamız kaçınılmazdır. Her yanlış başka bir yanlışı besliyor. Bugüne kadar olan yetersizlik ve teslimiyeti devam ettirmek, yeni ihanet yolları açacak ve sırada bekleyenleri harekete geçirecektir. Fransa'nın yaptıkları, ABD'den Arjantin'e kadar diğerleri için de emsal teşkil edecektir. Kendi tarihimizi karalayarak, aslı astarı olmayan iddiaları doğru kabul ederek, özür furyaları başlatarak varacağımız yer, daha çok baskı, daha çok iftira, daha çok tavizden başka bir şey olamaz. Dersim özrünün Fransa'yı daha da cesaretlendirdiğini, yapılan savunmalarda kullanıldığını içimiz sızlayarak gördük. Özür dileyeceğimiz birşey yok Bir defa daha altını çizerek söylüyorum. Daha doğusu, insaf ve vicdan sahibi herkesin bilip söylediği bir şeyi tekrarlıyorum: Türk tarihinde bizi utandıracak, yere baktıracak, özür diletecek birşey yoktur. AKP iktidar olduğu ilk günden itibaren özellikle yakın tarihimizle bir hesaplaşma içine girmiş, yalan-yanlış bilgilerle, asılsız ve uydurma suçlamalarla bir süreç başlatmıştır. PKK ihanetlerine de, dışarıdan dayatılan yalanlara da, içimizdeki hainlerin iftiralarına da yol verilmiştir. Bu anlayış devam ettikçe, karşılaşacaklarımız Fransa örneğinden başka bir şey olamaz. Bu ülke sahipsiz değil Bir musibet, bin nasihatten iyiymiş. AKP'nin teslimiyeti ve buna bağlı Fransa örneği gibi gelişmeler, beraberinde bir milli uyanışı da getiriyor. Bu bakımdan Paris'te yapılan yürüyüşü çok önemli bir dönüm noktası sayıyoruz. Sadece Fransa'ya değil, Türk milleti ile hesaplaşma gayretinde olan herkese bir mesaj verilmiştir. Bu ülkenin, bu milletin sahipsiz olmadığı gösterilmiştir. Bu dalganın bundan sonra artarak devam edeceği kanaatindeyim. Zira, artık silkinmenin, özümüze dönmenin, ülkemize, vatanımıza, tarihimize sahip çıkmanın zamanı çoktan gelmiştir.
|
