|

Hrant Dink davasının sonucu ve buna dayalı olarak başlayan tartışmalar Türkiye'de yargının ne hallere getirildiğinin yeni ve çarpıcı bir örneği olarak önce vicdanlara, sonra da tarihe kazındı. İşin ilginç yanı yargıyı bu hale getirenlerin de, buna alkış tutanların da, uygulamak ve karar vermek zorunda olanların da, "yetmez ama evet" diyenlerin de işin içinden çıkamamaları ve birbirlerini suçlamalarıdır.
Çifte standart
İçimiz sızlayarak gelişmeleri izliyoruz. Ancak çok da şaşırmıyoruz. Zira bu yolun sonun buralara varacağını biliyor ve söylüyorduk. Bunlar daha başlangıç. Kim bilir daha neler görecek, neler duyacak, nelere şahit olacağız? Verilen karara itiraz edenler, cezaları yetersiz bulanlar, olayın yeteri kadar aydınlatılmadığını ve arkasındaki güçlerin ortaya çıkarılmadığını düşünenler, bunun için ortalığı ayağa kaldıranlar; eğer zerre kadar samimi olsalardı, aynı ölçüleri herkes için uygular, aynı beklentileri bütün olaylar ve bütün davalar için sıralarlardı. İnsanların neyle suçlandıklarını dahi bilmeden yıllarca içeride tutulmasını alkışlayan ve bunu "hukuk ve demokrasi gelişiyor" diye değerlendirenlerin, Hrant Dink davasında istedikleri ve bekledikleri yönde bir karar çıkmamasını "skandal" olarak değerlendirip sokaklara dökülmeleri, en hafif şekliyle bir çifte standarttır. Çifte standardın olduğu bir yerde hak, hukuk, adalet, vicdan bekleyemezsiniz.
"Evet" diyen siz değil miydiniz?
Hani yargı daha hızlı ve adil işleyecekti? Hani Anayasa ve kanunlar ölçü alınacaktı? 12 Eylül referandumu yapılırken bunlar söylenmedi mi? "Yetmez ama evet" diyenler, bugün Hrant Dink kararını beğenmeyip sokaklara dökülenler değil miydi? Ne oldu şimdi? Beklediğiniz, istediğiniz gibi bir karar çıkmayınca mı özel yetkili mahkemeleri konuşmak ve tartışmak aklınıza geldi? Hadi bu muhteremleri anladık. Bunlar zaten geçmişte de böyleydiler, şimdi de böyleler. Tek doğru kendileri ve kendi düşündükleridir. Demokrasi, hukuk, insanlık değerleri her türlü hakareti ve yakıştırmayı yapmalarına, her türlü ihaneti sıralamalarına, bu milletin bütün değerlerine saldırmalarına izin veriyorsa yerindedir ve değerlidir. Birileri sokağa çıksa, eline bir Türk bayrağı alıp, üzerinde "ben Türk'üm" yazan bir pankart açsa, bu ağır tahrik ve büyük suç olur. Bunu Türkiye'de de, Ermenistan'da, Fransa'da yapamazsınız. Yaptırmazlar. Yaparsanız başınıza gelecekleri tahmin bile edemezsiniz. Ama Türk vatanında "hepimiz Ermeniyiz" diye bağırmak, pankart açmak demokrasi ve hak aramak oluyor.
Yanlışlık kararı verendeymiş
İktidar ve iktidar sözcülerinin durumu "yetmez, ama evet" diyenlerden çok mu farklı? Duruma göre vaziyet almaktaki hünerlerini burada da gördük. Sanki bu düzeni onlar kurmadılar. Herkesten çok eleştiriyor, herkesten çok ses çıkarıyorlar. Hani adil ve hızlı yargılama yapılacaktı? Hani yargı kararlarına saygı gösterilecekti? Onun da kolayını bulmuşlar. Yanlışlık kurulan düzende değil, kararı verenlerdeymiş. Cumhurbaşkanı, başbakan, bakanlar ve AKP yanaşmaları yaptıkları açıklamalarla dikkatleri kararı veren yargıçlara çekip, kurulan düzeni gizlemeye çalışıyorlar. Özellikle, Bülent Arınç yine başrolü oynuyor. Yargıçlar vicdanlarına göre karar verirlermiş. Mahkeme başkanının, "karar beni de tatmin etmedi. Örgüt yok diyemem, ama delil yok" sözleri kabul edilemezmiş. Sayın Arınç, Genelkurmay Başkanı ve ömrünü terörle mücadeleye adamış komutanların, "terör örgütü kurmak" gerekçesiyle tutuklanması çok mu kabul edilebilir bir durum? Onlar sabırla mahkeme sonucunu bekliyor. Ama, "Hepimiz Ermeniyiz" diye sokaklara dökülenleri tatmin etmek için Anayasayı, hukuku, teamülleri yerle bir ederek, yeni bir seferberlik başlatıyorsunuz. Sonra da, "dava süreci henüz tamamlanmadı" diyerek, bir yerlere mesaj veriyorsunuz. Bu şartlarda adil ve doğru bir karar çıkacağını iddia edebilir misinizr? Yargıyı etkilemek başka nasıl olur? Temyiz mahkemesinin bütün bu olanlardan etkilenmeyeceğini kim söyleyebilir?
Hukuk herkese lazım
Türkiye'de her alanda olduğu gibi, ne yazık ki yargının da çivisini çıkardınız. Yargıyı yardınız ve tartışmalı hale getirdiniz. Burada iddia ile söylüyorum. Yargı bu kadar müdahaleye 12 Eylül düzenlemelerine maruz kalmadan kendi seyrinde devam etseydi ve böyle bir karar çıksaydı, belki ufak tefek homurtular olurdu, ama bu kadar tartışılmaz ve gündem oluşturmazdı. Kurduğunuz düzen bu sonuçları doğruyor. Anayasa, kanunlar, vicdan ve adalet ölçüleri yerine, adama göre, davaya göre sonuç isteniyor. En haklı, en doğru kararlar bile tartışmalı hale geliyor. Daha da vahim olanı bu tartışmayı bizzat iktidar mensuplarının yapması ve alevlendirmesidir. Bu her şeyden önce vicdanıyla karar verenlere, adalet dağıtan mahkemelere, çok zor şartlar altında adalet dağıtmaya uğraşan hukuk adamlarına haksızlıktır. Duruma göre vaziyet alarak, sureti haktan görünerek siyasi sonuç alabilirsiniz. Topu başka yerlere atarak, kendinizi masum gösterebilirsiniz. Ama unutmayın ki, bu düzeni siz kurdunuz. Hukuku, muhalifleri, sizden olmayanları, size itiraz edenleri susturmak için bir baskı aracı olarak kullanmaya ve buna göre düzenlemeye uğraşırsanız, bir gün gelir aynı şeyi sizin için de yaparlar. Hukukun herkese lazım olabileceğini unutuyorsunuz.
|