22 Mayıs 2012 Salı
Live tracking and statistics
Paylas
İyi bayramlar!
Perşembe, 19 Ocak 2012 13:04

Kıbrıs'ın ve Türk dünyasının büyük lideri Rauf Denktaş'ın rahmete kavuşması birkaç gündür herşeyin önüne geçti. Bizde 3 gün boyunca yazılarımızı ve manşetlerimizi bu büyük lidere ayırdık. Zamanı ve yeri geldikçe daha çok yazacak, daha çok konuşacağız. Diğer taraftan herşey kaldığı yerden devam ediyor. Türkiye tarihinin en zor ve sıkıntılı dönemini artan bir tempoyla yaşıyor. Sorunları gün geçtikçe daha da büyüyor ve ne yazık ki artık bedel ödetiyor.

Kimsenin aklına gelmemişti

Konuşulacak, yazılacak o kadar çok şey var ki. Hangisinden başlayalım? Türkiye Cumhuriyeti'nin varlığı ve birliğine çok yönlü saldırı yapılıyor. Bu ülkenin ve bu milletin sembolü ve vazgeçilmez değerlerini yok etmek için yürütülen planlı kampanyada, sıranın milli bayramlara gelmiş olmasını içimiz sızlayarak takip ediyoruz. Besleme ve yanaşmalar tarafından yazılanlara, söylenenlere bakıyorum ve hakikaten söyleyecek söz bulamıyorum. Bulduklarımı da buraya yazamıyorum. Bu milletle alay etmenin de, kendileri gibi düşünmeyenleri geri zekalı yerine koymanın da bir sınırı olur. Meğer şimdiye kadar milli bayramlar devlet zoruyla kutlanıyor, faşist uygulamalar yapılıyormuş, eğitim sekteye uğruyor, çocuklarımız üşüyormuş da bizim haberimiz yokmuş. Seksen küsur yıldır bunu kimse fark edemedi, kimse düşünemedi, sonra bir gün AKP ve beslemelerinin aklına geldi de öğrendik ve harekete geçtik.

Neyin bayramı?

Bayramlara bu millet boşuna bu kadar ilgi göstermiş, okullarda o törenlerde yer alabilmek için çocuklar, gençler boşuna çırpınmış ve hayatlarının en önemli olayı saymışlar. Zaten bu devletin kurulmasında da bir bedel ödenmedi! Bugünkü BOP tezgahlarına benzer bir şekilde birileri bize bağışladı, bizde kabul ettik! Neyin bayramını kutlayacağız ki? 19 Mayıs 1919'da Atatürk'ün Samsun'a çıkmasına ne gerek vardı? İşgalciler paylaşmış ne güzel idare ediyorlardı! Bu durumda 23 Nisan 1920'de Meclis açmaya da gerek kalmayacaktı. 30 Ağustos 1922'de Yunan'ı ve bütün işgalcileri temizlemek yetmedi, üzerine bir de 29 Ekim 1923'de Cumhuriyet ilan ettik. Şimdide dönmüş bunları kutluyoruz. Eğer ille de bir şeyi kutlayacaksak BOP Eşbaşkanlığını kutlamalıyız! AB'ye girdikten sonra gündüz havai fişek patlatarak başlattığımız törenleri daha organize hale getirmeli, Obama'nın TBMM'de konuştuğu günü mutlaka resmi tatil yapmalıyız! Askerimizin başına çuval geçirilmesi, Habur karşılamaları, Oslo görüşmeleri gerçek milli bayramlar olarak tarihteki yerini almalı ve bütün yurtta törenlerle kutlanmalıdır! Böylece millet benliğinden, kimliğinden, tarihinden de kopmamış olur!

Güzel şeyler!

AKP'nin 9 yıllık muhteşem icraatları sadece bayramlarda değil her alanda harika sonuçlar veriyor! Habur'da yapılan provalar, Diyarbakır'da oluşturulan fiili durumlar boşuna değilmiş. BDP'li belediyeler şimdi de kendi futbol liglerini kurmuşlar. Bundan daha güzel birlik, bütünlük, kardeşlik, barış olabilir mi? Cumhurbaşkanımızın "güzel şeyler olacak" diyerek açtığı yolda, Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç TBMM kürsüsünden, Beşir Atalay da basın önünde yaptığı açıklamalarla yeni müjdeler vermişlerdi. Ne isterlerse verileceği daha önce duyurulduğu için, sırada Leyla Zana ve etrafındaki güruhun talepleri vardır. Zaten böyle bir sürecin gelip dayanacağı nokta başka bir yer olamazdı.

Sürçü lisan

Cumhurbaşkanının görev süresiyle ilgili gelişmeler de yine AKP'nin varlığına ve devamına uygun bir şekilde yürüyor. Anayasa'nın ne dediğinin, hukukun ne ön gördüğünün, millet kararının ne olduğunun ne önemi var? Önemli olan AKP'nin menfaatlerinin neyi gerektirdiğidir. 5 yıl işlerine gelseydi, karar da o yönde olacaktı. Düşündüler, taşındılar, hesap ettiler, şahsi hesaplarına, parti menfaatlerine 7 yılın uygun olduğuna karar verdiler. Bazı AKP'lilerin daha önce çıkıp, "süre 5 yıldır" demiş olmalarını, hukuku ve vicdanlarını esas almalarını bir sürçü lisan olarak değerlendirmek gerekiyor.

Duruma göre vaziyet

Aynı ölçüyü Genelkurmay eski Başkanı İler Başbuğ'un tutuklanması ve yargılayan mahkeme tartışmaları için de uygulayabiliriz. Anayasa'da ne yazdığı değil, bu yolu açanların ne düşündüğü önemlidir. Bazı AKP'lilerin tutuksuz yargılama istemelerinin hikmetini arıyorsanız, "duruma göre vaziyet alma" defterinin sayfalarına bakmanız gerekiyor. O defterde çok büyük ihtimalle 12 Eylül ve Kenan Evren'i yargılama ile ilgili de bir şeyler bulacaksınız.

İran ve Suriye'den sonra Irak'dan gelen tehditleri ve buna bağlı olarak dış politikanın büyük iflasını, ekonominin imdat sinyallerini, bastıran kışla birlikte milletin neler yaşadığını, futboldaki şike sürecindeki ilginç ve çarpıcı gelişmeleri, emekli maaşları üzerinde oynanan tiyatroları da bir başka zamana bırakalım. CHP'deki gelişmeleri de unutmuyoruz. Türkiye'nin anamuhlefeti ile iktidarı birbirine bu kadar mı benzer?... 

 

Yorum ekle


Güvenlik kodu
Yenile

BAŞBUĞ DİYORKİ

Millî kalkınmamızı gerçekleştirmek, her Türk ferdini hür yapabilmek için Türk Milletini yeniden kurmak zorundayız. Vatandaşlarımız arasında parti, mezhep, ırk ve bölge farkı gözet¬meksizin karşılıklı sevgi ve saygıya dayanan bağ¬lar dokuyacağız.
Alpaslan Türkeş -

En Cok OKUNANLAR

Şu anda 60 konuk çevrimiçi