| Toros'a veda |
| Çarşamba, 18 Ocak 2012 19:34 |
|
Rauf Denktaş'ın cenaze törenini adına, şanına, davasına ve bu milletin asaletine yakışır şekildeydi. Kıbrıs var olduğu tarihten bugüne böyle bir kalabalık, böyle bir ihtişam, böyle bir saygı, böyle bir sahiplenme görmemiştir. Adaya gidemeyen, ancak bu milletin bir evladı olmaktan, Türkiye Cumhuriyeti'nde yaşamaktan büyük onur ve gurur duyan herkesin, bulundukları yerde aynı duyguları yaşadıklarını, aynı saygıyı gösterdiklerini, aynı heyecanla sahiplendiklerini biliyorum. Asil Türk milleti kimi muhatap aldığını, itibarın ne olduğunu, büyük kahramanları hiçbir zaman ve hiçbir şartta unutmayacağını bütün dünyaya bir defa daha haykırdı. Ne söylediler, ne yaptılar? Adadaki törenleri izlerken, protokolde bulunanların ruh hallerini merak ettim. Yanlarında olup, özellikle "artık o bitmiştir. Muhatap olmaktan bile çıkmıştır. İtibar kaybına girdi" diyenlerin ne düşündüklerini, ne hissettiklerini sormayı çok isterdim. Zira, bu sözlerin üzerinden çok fazla zaman geçmemiştir. Şimdi tam tersini söylüyor, tam tersini yapıyorlar. Daha doğrusu yapmak ve söylemek zorunda kalıyorlar. Annan planını kabul ettirmek için yaptıklarını ve söylediklerini, Mehmet Ali Talat'ı Cumhurbaşkanı seçtirmek için kurulan tezgahları, onunla yaptıkları telefon konuşmalarını bir anda unutuyor ve taziye defterine "Merhum Denktaş, bütün hayatını Kıbrıs'ta barış ve istikrarı tesis etmeye adamış, gerektiğinde Kıbrıs Türk'ünün bağımsızlık mücadelesine liderlik etmiş, gerektiğinde de barış, diyalog ve uzlaşma için büyük devlet adamlığı vasfıyla temsil ettiği aziz milletinin hukukunu yılmadan savunmuştur. Merhum Denktaş'ın vefatı, KKTC halkı için olduğu kadar hiç kuşkusuz Türkiye için de acı bir kayıptır. Ancak merhum Denktaş'ın Kıbrıs'ta başlattığı ve cesaretle yürüttüğü mücadele KKTC ve Türkiye vatandaşları tarafından aynı samimiyetle sahiplenilecek, aynı kararlılıkla yürütülecektir." Diye yazıyorlar. Bu özür dilemedir Rauf Denktaş farkı işte tam da budur. Böyle yola getirir, böyle kabul ettirir. Söylediklerinizi inkar edebilirsiniz, ama yazdıklarınız kayda geçmiştir. Bu bir özür dilemedir. Eğer milletin ilgisini ve muhteşem sevgisini görüp de duruma göre vaziyet almadıysanız, eğer zerre kadar samimiyetiniz varsa bu yazdıklarınızın arkasında durmak ve gereğini yapmak zorundasınız. Denktaş'ın başlattığı ve cesaretle yürüttüğü mücadeleyi kararlılıkla sürdürmek için verdiğiniz sözü yerine getirmelisiniz. Törenlerin eksiği Cenaze töreninin eksik olan tarafı, Türk ve İslam dünyasının ilgisizliğiydi. Hiç olmazsa Azerbaycan Devlet Başkanı Haydar Aliyev'i orada görmek isterdik. Diğer Türk Cumhuriyet'lerinden gelmesi gerekenleri de gözlerimiz aradı. Çelenk göndermek bir teselli değildir. O kadarını Rum tarafı da yaptı ve çiçek gönderdi. Bu ilgisizliğin sebebini düşünürken, aklımıza gelen ne yazık ki yine AKP'nin sicili oldu. Siz Kıbrıs'ı yük olarak görür, Denktaş'ı saf dışı bırakmak için her türlü kumpası kurarsanız, başkalarından daha sıcak, daha farklı bir yaklaşım bekleyemezsiniz. Siz, BOP Eşbaşkanlığını herşeyin üzerinde tutar ve ne pahasına olursa olsun gereğini yaparsanız, bunun bedelini ödemek zorunda kalanlar da size karşı mesafeli durur. Sonra itibardan, saygınlıktan söz ederken, geri baktığınızda yalnızlaşmış, en yakın dostlarını, kardeş saydıklarını bile kaybetmiş bir tablo görürsünüz. Dost bildikleriniz en acı gününüzde bile yanınızda olmazlar. Ümidimiz arttı Söylenecek, konuşulacak o kadar çok şey var ki. Biz bunları şimdilik bir kenara bırakıyoruz. Türk milletinin Rauf Denktaş'ı sahiplenmesini, davasına sahip çıkmasını, hakka uğurlarken gösterdiği vefayı herşeyin üzerinde tutuyoruz. Herşey mutlaka aslına dönüyor. Bu tablo aynıyla Türkiye'ye de yansıyacaktır. Hiçbir zaman ümitsiz değildik. Kıbrıs'da gördüğümüz vefa ümidimizi daha da arttırdı. Bu vesile ile Rauf Denktaş'a bir defa daha Cenab-ı Allah'tan rahmet, ailesine ve bütün Türk milletine başsağlığı diliyoruz.
|
