22 Mayıs 2012 Salı
Live tracking and statistics
Paylas
Denktaş'ı uğurlarken
Salı, 17 Ocak 2012 19:25

Türk dünyasının, Türk tarihinin büyük lideri Rauf Denktaş bugün ebedi istirahata çekiliyor. Söyleyecek, konuşacak çok şey var. Biz, bu aşamada tarihe tanıklık eden daha önce yazdıklarımızdan bir derleme ile yetineceğiz.

Denktaş AKP'nin baskısı ile Cumhurbaşkanlığı görevini bırakmadan kısa bir süre önce yayınlanan bir makalesinde şöyle diyordu: "Uzlaşma ve Barış yanlılarının uzlaşma yolunda attıkları adımlarda büyük bir eksiklik vardır. 'Uzlaşma' yoluna Rumları tanımadan, onların Kıbrıs üzerindeki 125 yıllık siyasetlerini bilmeden çıkmış bulunuyorlar. Kendi kimliklerini, yani self-determinasyon hakkını haiz, Rumlara denk, eşit egemen bir halk olduklarını yeterince savunmuyorlar. Türk halkını 42 yıldır bir 'Rum Cumhuriyetinde işgal altında yaşayan azınlık' olarak görüp takdim eden ve kendi kendilerini meşru hükümet addeden Rum'la dalaştıklarını bilmiyorlarmış gibi davranıyorlar.

Uzlaşma, birleşme, barış sözleri çok ulvidir. Ancak, bu deyimlerden Rum neyi kastediyor, neler istiyor bilmezsek, 'uzlaşma' yerine siyasi haklarımızın teslimiyetini; 'birleşme' yerine, toprağımızın teslimiyetini, 'barış' yerine birkaç yılda yeniden yırtılıp atılacak bir kağıt anlaşmasını almış olacağız. Bu nedenledir ki, 'bağımsızlığımız, eşit egemenliğimiz masaya yatırılmamalı, pazarlık konusu yapılmamalıdır' diyoruz. Atatürk'ün 'Barış diyorsam, bağımsızlığımızı murad ediyorum' sözünü yeniden kalbimize yazalım. Rum'un kulu kölesi olmak istemiyorsak bağımsızlığımıza sahip çıkalım. Sonradan pişmanlık beş para etmeyecektir."

Kıbrıs'dan Diyarbakır'a

Yapılacak şey, Kıbrıs'da da, Diyarbakır'da da aynıdır. İddialı, tutarlı, kararlı ve devamlı bir tavır ortaya koyup, bunu ne pahasına olursa olsun devam ettirmek. Bu kadar basittir. Bunun geçerli tek çözüm olduğu ispatlıdır. AKP hükümeti kuruluncaya kadar Türkiye Cumhuriyeti böyle davrandığı için KKTC, bir Türk devleti olarak ayakta kaldı. Kıbırıs'a barış ve huzur geldi. Bölücü örgüt bütün kanlı saldırılarına, kahpeliklerine ve arkasındaki destekçilerine rağmen çökertildi. Akan kan durdu. Bölücübaşı hak ettiği cezaya çarptırıldı. Bölgeye yeniden huzur, devlete yeniden güven geldi. Ama, AKP hükümetinin gelmesiyle herşey tersine döndü. Türkiye'nin hassasiyetleri, öncelikleri yerle bir oldu. Ne kadar hain, bölücü, kahpe, düşman varsa harekete geçti. Önemli mesafe kat ettiler. Her geçen gün bir önceki günü aratıyor.

Annan planı ve sonrası

Biran için verdiklerimizin, tam üyelikten sonra alacaklarımızın yanında çok az kalacağı yalanlarının doğru olduğunu düşünelim. Başbakanımızın tüccar siyaseti işe yarasa ve yapılan kirli pazarlıklar sonuç verse dahi, bunun AB için bir garanti olduğunu kim söyleyebilir? Tek taraflı mekanizma işliyor. Onlar istiyorlar biz veriyoruz. Biz veriyoruz, onlar daha çok istiyorlar. Sonra geri dönüp bakıyoruz, kaynaklarımızı, itibarımızı, onurumuzu kaybetmiş, ülke bütünlüğünü dinamitlemişiz, ama kat ettiğimiz mesafe bir arpa boyunu geçmemiş. İşte size Kıbrıs örneği. Annan planın kabul edilmesi için Kıbrıs Türk halkına neler söylendiğini hatırlayın. Ambargo kalkacaktı. KKTC tanınacaktı. Yatırımlar aratacaktı. Turizm patlayacaktı. Daha neler neler? Ne oldu peki? "Evet" demekle ne kazandık? Kocaman bir hiç. Söylenenlerin hepsi unutuldu. KKTC daha fazla yalnızlığa itildi. Kuzey Kıbrıs Türk halkının adanın Ruma teslim edilmesine itiraz etmediği düşünülerek baskılar daha da arttı. "Ruma teslim olmayı halk istiyor ama siyasiler engelliyor" gibi bir sonuç çıktı ortaya. Başta AKP hükümeti olmak üzere, kastedilen siyasiler de bu baskının altında kalmamak için formül arıyorlar şimdi. Buna karşılık "hayır" diyen Rumların durumuna bir bakın? AB'ye tam üye oldu. Büyük ekonomik imkanlara kavuştu. Arkasına Avrupa'yı aldı. Adayı temsil etme konusunda Türkiye'nin bile itirazı kalmadı. Hiçbir pazarlığı kabul etmiyor. Tek formülün Türk tarafının Rum Cumhuriyeti'ne ilhakı olduğunu savunuyor. Şimdi kim karlı çıktı bu işten. "Evet" diyen mi, "hayır" diyen mi? Bugün geriye baktığımızda tek görünen şey şudur; Kıbrıs Türk halkı kandırılmıştır. KKTC'nin varlığı çok daha zorlaşmıştır. Adada kontrol tamamen Ruma geçmiştir. Kıbrıs'ın Ruma teslim edilmesi AB'nin en önemli kriteri haline gelmiştir. İşte size teslimiyetin nelere mal olduğunun açık ispatı.

Oyun bozuldu !

Neyse ki, Kıbrıs Türk halkı uyandı. Mehmet Ali Talat hükümeti yerle bir oldu. Şimdi yeni bir hükümet, olmazsa bir seçim gündemde. Hiç şüphe yok ki, değişen dengeler seçim sonuçlarına da yansıyacak ve Kıbrıs Türk halkı bir daha gaflete düşmeyecektir. Aynı ölçüyü alın Türkiye'ye de uygulayın. Ancak bir fark var. Kıbrıs'ta oyun bozuldu. Ama Türkiye'de hala sürüyor.

Tekerlek kırılmadan yol gösterdi

KKTC Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş, son günlerde çok açık ve net şeyler söylüyor. AKP hükümetinin yanlış ve teslimiyetçi politikaları yüzünden tekrar aday olmadığını, ancak daha azimli bir şekilde mücadeleye devam edeceğini açıklıyor. Denktaş'ın açıklamalarının zamanlaması çok dikkat çekicidir. Hükümetin Ankara Antlaşması ek protokolünü imzalamaya hazırlandığı bir sırada gemileri yakıyor. Yani tekerlek kırılmadan yol gösteriyor. Çünkü bu antlaşmanın imzalanması demek adanın Ruma teslimi demektir. Sonradan ah vah etmenin, nutuk atmanın, kimseye bir faydası olmayacaktır. İşte bunun içindir ki, Denktaş'ın ikazları karşısında bir defa daha düşünmesi ve biraz üzülmesi, sıkılması gerekenler daha da saldırganlaşıyorlar. Denktaş'ı hedef tahtası haline getiriyorlar.

İhanet sıradanlaştı

AKP'nin bu millete yaptığı en büyük kötülük ihanetin sıradanlaşmasıdır. Bölücülük hak olmaya başladı. Bilinçli, kasıtlı ve uzun vadeli bir programla Türk insanını bu hale getirdiler. Bunun içindir ki, bölücülük hak olmaya başladı. AB'ye bu kadar kolay teslim oluyoruz. ABD, bu kadar açıktan tehdit ediyor. Misyonerlik faaliyetleri bu kadar kolay yapılıyor. Başbakan işçiyi, köylüyü, hak arayanı bu kadar kolay azarlıyor. Daha önce dağlarda bile barınamayan hainler, meydanlara, televizyon ekranlarına bu kadar kolay yuvalanıyor. Bayrak bu kadar kolay yakılıyor. Kıbrıs bu kadar kolay teslim ediliyor. Denktaş bu kadar kolay harcanıyor.

Herşey olup bittikten sonra, akılımız başımıza geliyor. Önemli olan iş işten geçmeden tedbir alabilmektir. Önemli olan bayrağı yaktırmamak, ülkeyi böldürmemek, Kıbrıs'ı teslim etmemektir. Hiç olmazsa bundan sonrasını kurtaralım.  

 


 

Yorum ekle


Güvenlik kodu
Yenile

BAŞBUĞ DİYORKİ

Kendinizi küçük görmeyiniz. Sizler büyük kuvvetsiniz. Vazifenizi hiçbir zaman unut¬mayınız. Kuvvet birliktir. Dâvamızın geleceği birliktedir. Birlik, beraberlik içinde olmaktır.
Alpaslan Türkeş -

En Cok OKUNANLAR

Şu anda 60 konuk çevrimiçi