|
Siyasetini "duruma göre vaziyet almak" üzerine oturtanların, kurdukları düzende buna uygun oluyor. Ekonomiden dış politikaya, terörden hukuka kadar aklınıza ne geliyorsa hepsinde aynı şeyi görüyoruz. Durum neyi gerektiriyorsa ona göre vaziyet alınıyor. Bu sistem belki bugünün iktidarının işini kolaylaştırıp, yayılmasını, özel hesaplarını hayata geçirmesini kolaylaştırabilir. Ancak unutulmalı ki yarın birileri de açılan bu yoldan giderek bir devri sabık oluşturur ve aynı şeyi bugünküler için yaparlar. Durama göre vaziyet alır ve herşeyi tersine çevirirler.
Anayasa çok açık
Ne demek istediğimizi en son olay üzerinden biraz daha somutlaştıralım. İlker Başbuğ'un tutuklanma gerekçesini, ne yapılmak istendiğini uzun uzun tartışabiliriz. Söylenecek çok şey var. Tarihe geçecek bir durumla karşı karşıyayız. İşin siyasi boyutu kadar hukuki boyutu da çarpıcı bir hal alıyor. Anayasanın 148. maddesi son derece açık. "Genelkurmay Başkanı, Kara, Deniz ve Hava Kuvvetleri Komutanları ile Jandarma Genel Komutanı da görevleriyle ilgili suçlardan dolayı Yüce Divanda yargılanırlar" diyor. Bu hüküm AKP grubunun oyları ile 2010 yılan bir değişiklikle Anayasaya eklenmiş. İlker Başbuğ emekli bir genelkurmay başkanı olduğuna göre yargılanacağı mahkeme son derece nettir. Anayasa "görevleri ile ilgili suçlar" diyormuş, darbe yapmak, internet siteleri kurmak Genelkurmay Başkanının görevleri arasında değilmiş.
Suç, görevin dışına çıkmaktır
Eğer bu mantığı doğru kabul edersek, Anayasa Mahkemesi Yüce Divan sıfatıyla hiç kimseyi yargılayamaz. Çünkü gelecek davaların hiç biri görevle ilgili olmayacaktır. "Sen Anayasa ve kanunlara göre görev yaptın" diye bir dava açılabilir mi? Tam tersine "Anayasa ve kanunların öngördüğü görevi yapmadın veya yetki ve imkanlarını başka şeyler için kullandın, yani görevinin dışına çıktın" diye dava açılıyor. Suç oluşturan unsur görev değil, görevin dışına çıkılmasıdır. Bakan ve Başbakanlar da Yüce Divan sıfatıyla Anayasa Mahkemesinde yargılanıyorlar. Bugüne kadar yaşanmış olaylardan görevleriyle ilgili suçlardan dolayı yargılanan bir tek örnek gösterebilir misiniz? Hepsi için ortak nokta görevlerinin dışına çıkmalarıdır. Bir bakan hırsızlık yapsa veya bir suç örgütü kursa "bunlar senin görevlerinle ilgili değil" denilerek ceza mahkemelerinde mi yargılanacak, Yüce Divan sıfatıyla Anayasa Mahkemesinde mi? Ayrıca davanın özel yetkili mahkemelerde görülmesini savunanların genellikle belli bir zihniyetin temsilcileri olmaları bir tesadüf müdür?
Yüce Divan'a güvensizlik mi var?
Meselenin bir diğer boyutu daha var ki, işin esasını zaten orası oluşturuyor. Bir davanın görüleceği mahkeme neden bu kadar önemlidir? Bütün mahkemeler aynı kanunlara göre yargılama yapıp, aynı ölçülere göre karar vermiyor mu? Davlar mahkemeye göre mi, yoksa eldeki belge ve ispatlara göre mi sonuçlanıyor? Bir mahkemenin suç saydığı şeyin, bir başka mahkeme tarafından suç sayılmaması mümkün olabilir mi? Olursa zaten ortada büyük ve ciddi bir sorun olduğunu göstermez mi? Anayasa ve kanunlara rağmen davanın Yüce Divan'da görülmesi neden bu kadar sorun ediliyor? Unutmamak gerekiyor ki, Anayasa Mahkemesi'nin yapısı da yine bu iktidarın istediği şekilde değiştirildi ve üyeleri bu değişikliğe göre atandı. Buna rağmen Yüce Divan'a bir güvensizlik mi var? Mahkeme tartışması yapanlar önce bu sorulara makul cevap vermek zorundadırlar.
Hukuk ölçü alınmalı
Biz meseleyi yargı açısından tartışmıyoruz. Gerekli itirazlar yapılacak ve bir karar verilecektir. Hangi mahkeme yargılarsa yargılasın sonucun değişmeyeceğini, hukukun ölçü alınacağını kabul ediyoruz. Kaldı ki bu tür yargılamaların sonuçları uluslar arası mahkemelere de taşınabiliyor. Hukuka güvenmek esastır. Bizim yapmak istediğimiz bir çarpıklığı ortaya koymaktır. Belli bir zihniyet için Anayasa ve kanunların duruma göre nasıl şekil aldığını, hukukun duruma göre nasıl yorumlandığını göstermektir. Bu gidişin, bu usulün aslında hiç kimseye bir fayda getirmeyeceğini anlatabilmektir.
Açılan yoldan başkaları da gider
Bugün gücü elinde bulunduranlar bunu hukuk ve demokrasi yerine, menfaatleri ve özel hesapları için kullanırlarsa, yarın aynı şey kendileri için de uygulanır. Hem de bugün öne sürülen gerekçelere dayanır, açılan yoldan giderler. Başkaları da yine bu milletin oyları ile gelir, "siz insanları asılsız suçlamalarla işinden gücünden ettiniz. Yetkilerinizi, görevlerinizle ilgili olmayan şeyler için kullandınız. İnsanların yatak odalarına girdiniz. Düzmece internet siteleriyle özel hayatlara müdahalede bulundunuz ve siyasete kanun dışı yollardan müdahale edip yönlendirdiniz. Ülekeyi bölünmenin eşiğine getirdiniz" derler. Ve yine hiç kimsenin şüphesi olmasın ki, o zaman da bugün yapılanları ayrıntıları ile anlatan, gizli tanıklık yapan, bilgi ve belge getiren, mağdur olduğunu söyleyerek adalet arayan, dava açan birileri mutlaka çıkar.
|