22 Mayıs 2012 Salı
Live tracking and statistics
Paylas
Tutuklamaya kimler sevindi?
Pazartesi, 09 Ocak 2012 12:05

Genelkurmay Başkanlığı yapmış birin tutuklanması beklendiği gibi beraberinde büyük tartışmalar getirdi. Geçen birkaç günlük süre ve yapılan açıklamalar, bu tutuklamayla birlikte zirve yapan endişeleri daha da arttırdı. Ortada cevap arayan çok yönlü yığınla soru var ve bunlara hergün yenileri ekleniyor. Kuvvetle muhtemeldir ki, eğer yeni ve çok daha sarsıcı bir gündem ortaya çıkmazsa, siyasi partilerin grup toplantılarında da bu konu öncelikli olacak ve haftayı bu tartışmalarla geçireceğiz.

SİYASİ SORUMLULUK

Hukuki ve siyasi açıdan başlayan tartışmalar, tutuklamanın ve davanın seyrini de etkileyecektir. Davaya hangi mahkemenin bakması gerektiğinden, İlker Başbuğ'un Orgeneral olmasından sonraki bütün atamalarını yapanların siyasi sorumluğuna kadar, herşeyin masaya konulması kaçınılmaz görünüyor. Ortadaki soru işaretlerinin bir kısmına bir önceki manşetle gazetemizde dikkat çekildi. Özellikle siyasi sorumluluk taşıyanların ne diyeceği daha da bir önem kazanmıştır. Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç'ın değerlendirmesi, hiçbir sorunun cevabı olmadığı gibi, kafaları daha çok karıştırmıştır.

ARINÇ'IN SÖZLERİNİN ANLAMI

Bülent Arınç AKP siyasetinin temel belirleyicilerinden biridir. Aynı zamanda bir hukuk adamıdır. Dolayısı ile söyledikleri önemlidir. İlker Başbuğ'un tutuklanmasını değerlendirirken iki husus dikkat çekiyor. Birincisi ve bize göre işin esasını ortaya koyan birinci değerlendirmesi şöyle: "Çok önemli bir olay. Tutuklanma sebebiyle bütün samimiyetimle ve dürüstlüğümle söylüyorum, hiçbirimiz sevinmemeliyiz. Bu üzüntü verici bir olaydır."

MİLLET HERŞEYİ BİLİYOR

Çok önemli bir olay olduğuna şüphe yok. Üzüntü verici olduğu da muhakkaktır. Ancak, "tutuklamaya hiçbirimiz sevinmemeliyiz" kısmında durmak gerekiyor. Her şeyden önce cümlenin kuruluş biçimi zaten her şeyi gösteriyor. Sevinenler olduğunu görüyor ki, böyle bir uyarı yapma ihtiyacı hissediyor. Zira, sayın Arınç'ın askerle ilgili düşüncelerini bu millet çok iyi biliyor. Suikast hikayeleri ve sonrasında yaşananlardan biliyor. Ergenekon ve Balyoz değerlendirmelerinden biliyor. "İyi ki bu komutanlarla savaşa gitmemişiz" açıklamalarından biliyor. Daha önceki tutuklamaları gözyaşları içinde nasıl siyaset malzemesi yaptığından, bindirilmiş kıtalar karşısında askeri nasıl hizaya soktuklarını bağıra bağıra anlatıp kahramanlık naraları atmasından biliyor.

BAYRAM YAPTILAR

Zaten kurduğu cümle mefhumu muhalifinden bakıldığında her şeyi ortaya koyuyor. Temsil ettiği zihniyetin bu tutuklamaya çok sevindiğinin farkında. Ama vicdan ve hukuk açısından sevinilmemesi gerektiğini de görüyor. En azından askerine her zaman ve her şartta sahip çıkan Türk milletine karşı ayıp olmasın diye ve açık düşmemek için böyle bir cümle kurma gereği hissediyor. Kaldı ki, sayın Arınç'ın ve zihiyetinin daha önceki icraat ve açıklamalarından cesaret alarak, açtığı yoldan giderek, bu tutuklamaya bırakın sevinmeyi bayram yapanları, bunu bir meydan okumaya dönüştürenleri, çok daha acı olanı hızını alamayıp mevcut Genelkurmay Başkanı'nı "onbaşı" olarak niteleyenleri de içimiz sızlayarak gördük.

KESİNLEŞMİŞ HÜKÜM GİBİ BAHSEDİYOR

Arınç'ın tutuklamayla ilgili sözlerinin ikinci kısmı daha da ilginç ve ne yapıldığını da, hukuki tartışmaların önemini de fazlasıyla ortaya koyuyor. İddianamenin ana merkezini 2004-2005-2006'lı yıllarda psikolojik harekat amaçlı bazı internet sitelerinin kurulduğu ve buradan yayın yapılan yayınlarla AKP hükümetinin yıpratılmak istendiği iddialarının oluşturduğunu hatırlatıyor. Hatta bunu bir iddiadan öte, kesinleşmiş bir hükümden bahseder gibi ortaya koyuyor, sonra da ekliyor: "Ceza avukatlığı yaptığım için başıma gelen birçok olaydan da bilirim, atfı cürüm diye bir şey vardır. Türkçesiyle 'suç atma' derler. Mahkemeler bunu incelerler, gerçek mi yoksa gerçek dışı mı olduğuna karar verirler. O davanın sanıklarından bir kısmı 'Sayın Komutan' ifadesinin Başbuğ'la olduğunu, onun da bu suça iştirak ettiğini gösterecek birtakım beyanları esas almaktadır."

ATFI CÜRÜM DELİL MİDİR?

Bir defa daha altını çizerek söylüyorum. Ben hukukçu değilim. Ancak bazı şeyleri anlamak için akıl sahibi olmak yetiyor. İddianameyi, tutuklama kararını tartışacak değilim. Sadece sayın Arınç'ın sözlerinden yola çıkarak ne olup bittiğini anlamaya çalışıyorum. Bir olayda "atfı cürüm"den, yani suç atmadan bahsediliyorsa, zaten temelinden bir yanlışlık var demektir. Küçük bir araştırmayla gördüm ki, ceza davalarında atfı cürüm delil olarak kabul edilmiyormuş. Arınç'ın sözlerinin başında bütün iddialar doğruymuş gibi değerlendirip, sonunu da atfı cürüme bağlaması ilginç bir durum değil midir? Bu ayrıntı, hukukçuların dikkatinden kaçmayacaktır. Muhtemeldir ki, örneğini defalarca gördüğümüz gibi, yine çıkıp böyle demek istemediğini, yanlış anlaşıldığını söyleyecektir.

 

Yorum ekle


Güvenlik kodu
Yenile

BAŞBUĞ DİYORKİ

Gençliğimizi büyük bir savaş beklemektedir. Bozgunculuğa, tembelliğe, ahlaksızlığa, cehalete, yalancılığa karşı büyük bir savaş.
Alpaslan Türkeş -

En Cok OKUNANLAR

Şu anda 59 konuk çevrimiçi