22 Mayıs 2012 Salı
Live tracking and statistics
Paylas
MİT ve Uludere
Cuma, 06 Ocak 2012 18:57

Milli İstihbarat Teşkilatı Müsteşarı'nın basınla biraraya gelmesi istisnai durumdur. Bu türden son buluşma Şenkal Atasagun döneminde yapılmıştı ve daha dar kapsamlıydı. Hatırladığım kadarıyla benim de aralarında bulunduğum 14 Gazetenin Ankara Temsilcisi katılmıştı ve bir akşam yemeğinde sohbet şeklinde geçmişti. Konuşulanların yazılmasında önce bir sakınca görülmemiş, fakat daha sonra katılan gazeteciler tek tek aranarak yazılmaması talep edilmişti.

MİT tarihinden kesitler

Basınla son buluşma daha organize, daha kapsamlı, ama daha teknik bir seviyede oldu. Her ne kadar Uludere olayı başta olmak üzere gündemdeki bir çok konuyla ilgili ayrıntılı açıklama yapılacağı gibi bir izlenim doğmuş olsa da, toplantı kurumun 85'nci yılı çerçevesindeki etkinlikler çerçevesinde düzenlenmişti. Nitekim, gazeteciler kurumun tarihinden kesitler sunan bir sergininde bulunduğu salonda ağırlandılar. Salonun bir tarafında kurumda görev yapmış Müsteşarlara ait şilt ve eşyaların bulunduğu vitrinlerin yer alıyordu. Diğer tarafta ise geçmişte kullanılmış film ve fotoğraf makineleri, tutulan kayıt defterleri, ayakkabı topuğuna gizlenmiş, kalem veya saat şeklinde olan dinleme cihazları, yabancı ülkelerin dinleme ve bilgi edinme için kullandığı bir takım cihazlar, dürbün, maymuncuk gibi malzemeler sergileniyordu. Özellikle takip edilen şahısların özel hayatlarıyla ilgili notların da bulunduğu kayıt defteri büyük ilgi çekti.

Yeni yapılanma

MİT'in kısa tarihçesiyle ilgili bir görüntüyü, kurumun imajıyla ilgili bir başka film izledi. Bu görüntülerde, "istihbarat, geleceği doğru öngörmektir. Küresel oyuna mükemmel başlayabilirsin, ama önemli olan mükemmel bitirmektir. En az 10 hamle sonrasını görebilmek esastır. Biz MİT'iz ve sizin için varız. Adanmış hayatlarla çalışırız" gibi mesajlar dikkat çekti. Sonrasında Müsteşar Hakan Fidan kurumun yeni yapılanması ve hedefleriyle ilgili detaylı bilgiler verdi. Bölgesel olarak çok başarılı olduklarını, ancak büyük ölçekli başarı hedeflediklerini açıkladı. Yeni oluşturulan Milli istihbarat Koordinasyon Kurulu Genel Sekreterliği'nin önemine dikkat çekti ve bu kurulda toplanan istihbaratın icrası kurumlara paylaşıldığını söyledi. Genelkurmay'a ait Gölbaşı Elektronik Sistemler Komutanlığı'nın MİT'e devredilmesinden sonra Elektronik ve Teknik İstihbarat Başkanlığı ile birleştirildiğini ve böylece milli kapasitemizi görme imkanının ortaya çıktığını anlattı. En dikkat çeken cümlelerinden biri de, "dünyanın en gelişmiş istihbarat servislerinin, en gelişmiş demokrasilerde olması bir tesadüf olmasa gerekir" oldu.

Görüntülü istihbarat yok

Daha sonra soru cevap kısmına geçildi. Sorular doğal olarak Uludere olayı noktasında yoğunlaştı. Ancak, daha konuşmasının başında bu konuda yazılı bir metin dağıtılacağını söylediğini hatırlattı. Genelkurmay Başkanlığı ve hükümet adına yapılan açıklamalarda çok fazla detay olduğunu ve kendisinin başka bir yorum yapmayacağını tekrarladı. Başka bir soru üzerine görüntülü istihbaratın kendilerine gelmediğinin altını çizdi. Tek çatı altındaki analiz merkezlerinin daha verimli olduğunu, 2-3 yıl içinde istihbarat alanında küresel oyuncu olmayı hedeflediklerini, sadece idari, teknik ve görev ifası bakımdan değil, fiziki olarak da yenilenme ve büyüme ihtiyacı duyduklarını ve buna yönelik bir takım çalışmalar yapıldığını söyledi.

İktidarın beklentisi

Toplantı öncesinde özellikle görüntülü medyanın, beklentileri çok yüksek tuttuğunu biliyordum. Nitekim, bizim için farklı olan, sürpriz olan bir şey söylenmedi. Söz konusu olan ülkenin en hayati kurumlarından birisidir ve işleyişi, yapılanması, hedefleri elbette önemlidir. Bu bakımdan tatmin edici bir açıklama yapıldığını belirtmeliyiz. Burada önemli olan MİT'in dünya ölçeğindeki başarısı ve yeri kadar, iktidarın bu kuruma nasıl baktığıdır. Türkiye'nin güvenliği ve geleceğinin mi, iktidarın özel hedef ve beklentilerinin mi ön plana geçtiğidir. Zira, özellikle son dönemlerde bu konularda ciddi endişeler doğmuş ve tartışmalar başlamıştır. Her ne olursa olsun bu hayati kurumun siyasi hedeflerin, günlük çekişmelerin dışında bırakılmasının şart olduğu kanaatindeyiz.

Yazılı açıklama

Toplantı sonrasında katılan bütün gazeteciler gibi biz de yazılı açıklamaya odaklandık. Açıklamada yine Genelkurmay Başkanlığı ve hükümet adına yapılan açıklamalara atıfta bulunuluyor ve operasyonla ilgili bütün detayların kamuoyu ile paylaşıldığı kaydediliyor. Bir gazetecinin teşkilata yönelik ithamlarını sürdürdüğü belirtildikten sonra, "öncelikle şu gerçeği bir kez daha ifade etmek isteriz ki, 28 Aralık 2011 tarihinde hayatını kaybeden 35 vatandaşımızla ilgili olabilecek grup, yer, tarih, sayı ve geçiş güzergahlarına ilişkin teşkilatımızca herhangi bir istihbarat paylaşımı gerçekleştirilmemiştir." Deniliyor. Sonraki bölümlerde de gazetenin iddialarının hiç birinin Uludere olayı ile alakalı olmadığının altı çiziliyor.

 

Yorum ekle


Güvenlik kodu
Yenile