SON DAKİKA

Bir de Trabzon’a sor

KÖŞE YAZILARI

Söz Konusu Olan Vatanın

Gündem Yazıları

“Önce ülkem” demenin gereği

Bu haber 16 Şubat 2017 - 14:46 'de eklendi ve 21 kez görüntülendi.

Türkiye’nin biran önce ayakbağlarından kurtularak asıl gündemine yoğunlaşmasının ne kadar elzem olduğunun ve MHP’nin nasıl doğru bir karar verdiğinin son belgesi, açıklanan işsizlik rakamlarıdır. Ülkemiz sadece terör ve ihanetle sarmalanmıyor, her tarafından saldırıya maruz kalmış durumdadır. Ekonomi ne yazık ki, imdat sinyalleri vermektedir ve hepimizin aynı gemide olduğu unutulmamalıdır.

EKONOMİNİN DURUMU

İçi boş övünmeler, hamasi nutuklar artık fayda etmiyor. AKP’nin 15 yılının ekonomik tablosu keşke söylendiği gibi parlak ve başarılı olsa. Ama devletin resmi rakamları tam aksini ortaya koyuyor. AKP öncesinde, Cumhuriyet tarihinin kalkınma hızı ortalaması yüzde 5’tir. AKP ile geçen 15 yılın ortalaması yüzde 3,8’de kalmıştır. Başka hiçbir bilgi olmasa dahi, sadece bu kadarı yıllardır nasıl oylandığımızı anlamaya da, anlatmaya da fazlasıyla yeter.AKP’ye devredilen Türkiye’de ekonomimizin dünyadaki yeri 17’nci sıraydı. Bugün 19’ncu sıraya gerilemiş durumdayız. Enflasyon yeniden tırmanmış ve yüzde 10’un üzerine çıkmıştır. Kişi başına düşen milli gelir bütün masa başı düzenlemelere rağmen yıllardır yerinde saymaktadır.

RESMİ RAKAMLAR

Bu tablo son derece düşündürücüdür ve açıklanan son rakamlar endişelerimizi çok daha arttırmıştır. Vatandaşın günlük hayatını doğrudan ilgilendiren konularda durum çok daha hazindir. Türkiye genelinde 15 ve daha yukarı yaştakilerde işsiz sayısı 2016 yılı Kasım döneminde geçen yılın aynı dönemine göre 590 bin kişi artarak 3 milyon 715 bin kişiyi bulmuş durumdadır. İşsizlik oranı ise 1,6 puanlık artış ile  yüzde 12,1 seviyesine ulaşmıştır. Aynı dönemde; tarım dışı işsizlik oranı 1,9 puanlık artış ile yüzde 14,3 olarak gerçekleşmiş, genç nüfusta (15-24 yaş) işsizlik oranı 3,5 puanlık artış ile yüzde 22,6’ya ulaşmıştır. Kayıt dışı işsizlik de dikkate alındığında bu oranların çok daha yüksek olduğunu söylemek durumundayız.Bütün bunların yanında Kredi kartı ve tüketici kredisi borcunun 424 milyar lirayı aştığı, takibe düşen kredi kartı borcunun 65 milyar lirayı bulduğu açıklanmıştır. Türkiye’nin genel borçları da bu duruma paraleldir. Bir borç ve rant ekonomisiyle bugüne kadar geldik, ama daha fazla gitmediğini içimiz sızlayarak görüyoruz.

ÜLKEYİ İDARE EDENLER FARKINDA

Akıl ve izan sahibi herkes tehlikenin farkındadır. Nitekim, daha bu rakamlar açıklanmadan sayın Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan bir şeyler yapılması gerektiğini görerek harekete geçmiştir. TOBB Ekonomi Şurası’nda patronlara yaptığı istihdam çağrısının bir karşılık bulması en samimi dileğimiz ve beklentimizdir. Hükümetin de artık şah damarımıza dayanmış olan bu tehlikeyi aşabilmek için bazı tedbirler aldığını görüyoruz. Sayın Başbakan Binali Yıldırım “İstikrar ve güveni sekteye uğratmak için her türlü gayreti gösteriyorlar. Ama biz ekonomimize, milletimize, işadamlarımıza güveniyoruz. Oyunları boşa çıkaracağız. 2017 bazılarının sürekli olarak karamsarlık pompaladığı bir yıl olmayacak, Türk ekonomisinin şaha kalkacağı bir yıl olacaktır. 12.5 milyon çalışan için 12 milyar liralık kaynağı hükümet olarak karşılıyoruz. Sigorta primleri vergileri bizden net ücreti sizden olacak.” Sözü hayati önemdedir. Ekonominin şaha kalkması ne kadar mümkün olabilir bilemem, ama bir şeyler yapmak gerektiği ortadadır.

TOPLUMDAKİ ETKİ

Ekonomideki çöküntünün toplumsal hayatı çok daha hızlı ve derin etkilediği tecrübeyle sabittir. Kaldı ki, endişelerimizi arttıran başka gelişmeler de var. Bir sınırötesi operasyon yapıyoruz. Bunun bedelini hem canımızla, hem milli kaynaklarımızla ödüyoruz. Terörle mücadele için harcadığımız parayı eğitime ve yatırıma harcayabilseydik, bugün çok farklı, çok daha ileri bir Türkiye’de yaşıyor olurduk. Ülkemizde 3,5 milyon Suriyeli’nin olduğunu ve bu insanlar için 25 Milyar dolar harcama yapıldığını, daha dün İçişleri Bakanımız açıklamıştır.

DERDİ MİLLET OLANIN DEVASI HİZMETTİR

AKP’nin gitmesi uğruna bütün bu tabloya rıza gösterenler olabilir, ama bizim duruşumuz, varlık sebebimiz buna müsait değildir. “Önce ülkem” diyorsak, bunun gereğini de yapmak ve önce ülkemizi düze çıkarmak zorundayız. MHP’nin yaptığı tam olarak budur. “Bu ülke için bir yeminimiz var, vazgeçilemez” sloganı, tam olarak bunun özetidir. Sayın Devlet Bahçeli, Konya’da yaptığı konuşmada,  “Derdi millet olanın devası hizmettir. Sevdası vatan olanın sedası devlettir. Samimiyetle söylemek isterim ki, neyi istiyorsak Türkiye lehinedir. Neyi arıyor, neyi amaçlıyor, nereye varmayı arzuluyorsak  Türk  milletinin varlığını güvenceye almak, güvenli bir şekilde geleceğe taşımak içindir. Çünkü biz bu ülkeyi, bu ülkenin her ferdini canımızdan aziz biliyor ve çok seviyoruz. Bu itibarla Türkiye’nin sorunlarından kurtulması için üzerimize düşen milli ve ahlaki sorumluluğu harfiyen yerine getiriyoruz. Muhalefet demek olmanın yalnızca eleştirmek, yermek, eksik aramak, kusur araştırmak, kısır tartışmalara gömülmek olmadığını biliyor, bunun da gereğini yapıyoruz.” Sözleriyle yapılmak isteneni çok veciz şekilde izah etmiştir.

Hala anlamayan ve bu gerçeği çarpıtarak, özel hesaplarına ulaşmaya çalışanlar için daha ne söylenir?

Orhan Karatasorhan@asikurtlar.com

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

Yorum Yok
YASAL UYARI! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen kişiye aittir.