Asikurtlar©

ÖNCE AYNAYA BAKIN

ÖNCE AYNAYA BAKIN
27 Mayıs 2015 - 17:37 'de eklendi ve 4196 kez görüntülendi.

Vali, kaymakam, tehdit, baskı, şantaj, menfaat, para zoruyla meydanlara toplayabildikleri kalabalıklara anlattıkları, çaresizliklerinin, telaşlarının ve bitmişliklerinin ilanı olmaktan başka bir anlam ifade etmiyor. Zira, söylediklerine inanmak ve kabullenmek için insanın ya gerçekten raporlu aptal olması lazım veya aklını kiraya vermiş olması gerekir.
CUMHURBAŞKANININ DURUMU
Sayın Cumhurbaşkanının artık, her şeyi göze alarak açık, net, kesin bir şekilde siyaset yapıp AKP’ye oy istemesini geçtik, bir de hakaret ediyor. Bunlara cevap verilmesi durumunda da emrindeki yanaşmalar derhal mahkemelere koşuyor.
Ne güzel düzen! Sayın Cumhurbaşkanı Anayasayı yok sayacak, hakaretin her türlüsünü sıralayacak, devlet imkanlarını, milletin malını kendi özeli gibi kullanacak, ama buna hiç kimse itiraz edemeyecek. İşte size AKP demokrasisi, ahlakı, hukuku ve siyaseti. Böyle bir imkanı, böyle bir anlayışı, böyle bir siyaseti darbe komutanları bile yürütemedi. Dünyada benzeri var mıdır, diye araştırılırsa, karşımıza Kaddafi, Saddam, Esat, Mübarek örnekleri çıkar.

MİLLİ BİR HÜKÜMET OLSAYDI
Sayın başbakanın meydanlarda yaptıklarını anlatırken dinlerken, zannedersiniz ki, AKP’den önce bu ülke çölden ibaretti. Gökteki ayı, yıldızı bile bunlar getirmişler. Havaalanı, yol yapmışlarmış. 13 yıl tek başınıza iktidar olacaksınız, ülkenin 80 yıllık birikimlerini satacaksınız, her vatandaşı 10 bin dolar borçlandıracaksınız, sonra da çıkıp şunları yaptık diye övüneceksiniz. Tam bir komedi. Bu ülkede hiç “hükümet” diye bir kurum olmasaydı, 13 yıldır millet kendi arasında imece usulüyle işlerini görseydi, bu kadar borç ve masrafla çok daha fazlası yapılırdı. Böyle bir fırsatı, böyle bir kaynağı dürüst, çalışkan, hak ve hukuk bilen, milli bir hükümet kullansaydı, emin olun Türkiye bugün dünyanın en büyük 10 ekonomisine çoktan girmiş olurdu. Yapılanlar, çalınanlardan geriye kalanlardan ibarettir.

BU SİCİLLE Mİ?
Sayın başbakan çaresizlik içinde çırpınırken birilerinin kendine ulaştırdığı ve son günlerde diline doladığı bir tekerleme var. MHP’nin CHP ve HDP ile işbirliği yaptığını söylüyor, paralel yapıyı ve terör örgütlerini de bunlara ekleyerek, bir altıgen oluşturuyorlar. Bu sicile sahip olup, sonra da çıkıp MHP’yi bu şekilde suçlayabilmek için bir akıl tutulması yaşamak gerekir. Zira, bu iddialarda bulunmak ve milletin de bunlara inanması beklemek nasıl bir ruh halidir, merak ediyorum. CHP ile yıllardır tahterevalli siyaseti yapacaksınız. HDP ile kurduğunuz işbirliğinin şahidi sadece Türk milleti değil, bütün dünya olacak. Bebek katili ile kurulan şeref masaları, İmralı’nın parti genel merkezine dönüştürülmesi, Habur, Oslo gibi rezilliklerin mimarı olarak tarihe geçeceksiniz. Eli silahlı katilleri dağlardan indirip şehirlere salacaksınız. Ülkenin bir bölgesini bu hain güruhuna teslim edip geri çekileceksiniz. Dolmabahçe’de imzalanan Sevr anlaşmasıyla övüneceksiniz. Paralel yapı dediklerinizle 12 yıl her şeyi paylaşıp, “ne istedilerse verdik” diye itiraflarda bulunacaksınız. 17-25 Aralık gibi dünyanın gördüğü en büyük yolsuzluk ve rüşvet iddialarının merkezinde bulunacaksınız. Aşırı sol örgütleri yeniden diriltip, bu memleketin başına bela edecek ve İstanbul Adliye Sarayı gibi bir yerin gündüz basılıp bir savcımızın şehit edilmesi gibi bir kepazeliğin sorumluluğunu taşıyacaksınız. Sonra da bu sicille çıkıp MHP’ye laf söyleyecek, altıgen kuracaksınız.

BAŞBAKANA SORULAR:
Sayın başbakan, doğrudan size soruyorum: Bir başka partili peygamber efendimiz için yapılan salavatı, bir fani için koro halinde söyletseydi ne yapar, ne söyler, nerelere çekerdiniz?Bir başka partiden birisi Kur’anı pasta yapıp yeseydi, eline mukaddes kitabımızı alıp seçim meydanlarında sallasaydı, hangi yakıştırmayı yapardınız? Bu kadar israfın, böyle bir saltanatın, millet malının bu kadar yağmalanmasının tarihte başka bir örneği var mıdır? İktidarda kalabilmek için feda edemediğiniz hiçbir değer yok. Orantısız, adaletsiz, haksız, mesnetsiz bir seçim kampanyası yürütüyorsunuz. Devleti şasi malınız gibi kullanıyor, millet malını har vurup harman savuruyorsunuz.Bu durumu ahlaka, vicdana, imana nasıl sığdırıyor, nasıl kabulleniyorsunuz? Hadi, diyelim ki başarılı oldunuz ve sonuç aldınız. İktidarı bir dönem daha ele geçirdiniz. Lütfen söyler misiniz sayın başbakan, bu şartlarda elde edilmiş bir iktidardan, kime ne fayda gelebilir? Haksızlığın üzerine kurulmuş bir iktidarın, abat olması, abat etmesi görülmüş şey midir?

DURUMA GÖRE VAZİYET ALMA
Seçim meydanlarında AKP sözcülerini dinlerken bunları düşünüyor, bunları soruyor ve cevap bulamıyoruz. Pişkinliğin, uyanıklığın, duruma göre vaziyet almanın ancak bu kadarı olabilir. Bir defa daha “pes artık” diyoruz. Hadi yaptıklarınızı unutuyorsunuz diyelim, aynaya da hiç bakmaz mısınız? Bir milletin aklıyla nasıl bu kadar alay edilebilir? Anlıyoruz, çaresizsiniz, telaştasınız, kaybedeceğiniz çok var. İktidarın gitmesi durumunda bütün bunların hesabını vermek zorunda kalacaksınız. Ancak, her şeyin bir sınırı olmalı. Kendini feshetmek için oy isteyen bir başbakan, dünyanın neresinde görülmüştür?

HER ŞEYİ YAPARLAR
Bu kadar açık ve kesin şeylerin, bu kadar çarpıtılması, milletin aklıyla, irfanıyla, imanıyla bu kadar alay edilmesi, daha nelerin göze alınabileceğinin de ipuçlarını veriyor. Bunları yapanlardan dürüst, adil, eşit bir seçim yapmalarını nasıl bekleyebiliriz? Nitekim, daha önceki seçimlerde neler olduğunu biliyoruz. 2011 seçimleriyle ilgili elimizdeki belgeleri, daha önce bu köşede paylaşmış ve Ortadoğu Gazetesi’nde manşete taşımıştık. Sandık tutanakları ile Yüksek Seçim Kurulu’nun ilan ettiği tutanaklar arasındaki farkı, Türkiye’nin her yerinden örnekler göstererek ortaya koymuştuk.Elimizdeki belgeler, AKP’nin 2011 seçimlerinde yüzde 10 oranında bir oyu bu tutanaklardaki kaydırmalarla hanesine yazdırdığını ve bu yolla 32 milletvekili fazla çıkardığını ispatlıyor. Aynı şeylerin, çok daha fazlasıyla bu seçimde yapılmayacağının bir garantisi olmadığı gibi, gelen haberler karanlık yerlerde şimdiden hazırlıklar yapıldığı yönündedir.

SAYIN BAHÇELİ’NİN CEVABI
Sayın başbakanın infialine gerekli cevabı, Sayın Devlet Bahçeli Sivas konuşmasında vermiştir. Bu konuşmanın tamamı bugünkü haber sayfalarımızdadır ve herkesin bu konuşmayı tekrar tekrar okumasını tavsiye ederim. Sayın başbakanın işi gerçekten çok zordur. Bu söylediklerine milletin inanması ve buradan bir iktidar çıkarmaya çalışması karşısında söyleyebileceğimiz tek şey şudur:Allah kimseyi bu durumlara düşürmesin.

Etiketler :
SON DAKİKA HABERLERİ
İLGİLİ HABERLER