SON DAKİKA

Ona ‘Yeni Osmanlı’ değil, BOP Denir Davutoğlu!

Bu haber 26 Mart 2013 - 17:09 'de eklendi ve 4 kez görüntülendi.

NEVAL KAVCAR

Dışişleri Bakanımız “Avrupa sınırları kaldırıp bütünleşirken, yeni kutsal Roma-Germen İmparatorluğu olmuyor da, niçin biz 100 sene önce bir arada yaşayan halklar bir araya gelsin derken, suçlanarak yeni Osmanlıcılık ilan ediliyoruz. Onlar ne derse desin. Bütün şehirlerimiz kendi hinterlandlarıyla buluşarak güçlenecektir” dedi. (Basın – 15 Mart 2013)

AB belli bir aşamadan sonra işe Washington’un el koymasıyla üniter devletlerden kurtulma süreci sayılabilecek ‘Tek Avrupa Devleti’ni düşünmüştü bir dönem. Küreselleşme kapsamında bir projeydi. Sınırlar kalkacak tek bir devlet kurulacaktı.

Amerika’nın Avrupa’da her kafadan bir ses çıkmasını engellemek, tek elde toplamak ve en önemlisi üniter yapılardan, Milletlerden kurtulma gayesiyle öne sürdüğü bir projeydi. ‘Savaşmayın, birlik olun, küreselleşin, güzelleşin’ propagandasında Almanlar ve Fransızlar durumu anlayıp, karşı çıktı. Hatırlarsanız o dönem bir ‘Frans-Almanya’ birliği ortaya atılmıştı. Tabii, yine ABD çomak sokunca o iş yattı. Haliyle ‘AB tek devlet’ konusu da yattı. AB tek Avrupa devleti olmayacağı halde, Davutoğlu milleti niye yanıltıyor?

Düşünebiliyor musunuz Davutoğlu ‘Tek Avrupa Devletinde’ Türk kimliği erir olmaz’ demiyor. Zaten üzerinde uğraştıkları Anayasa’da Türk, otuzaltı etnik kökenden biri yani azınlık olacak. Üstelik AB anayasasında atıf yapılan iki din var. Yahudilik, Hıristiyanlık. Bizim Müslüman liderler Erdoğan ve Gül, o Anayasayı 29 Ekim 2004 yılında, koskoca Roma’da başka yer kalmamış gibi papa heykeli önüne konulan masada imzalamıştı. Hangi bir vukuatlarını anlatayım bilmiyorum ki.

Dönelim Davutoğlu’nun ‘Osmanlı’ rüyasına. Millî Görüş mensupları yıllar boyunca ‘Osmanlı tarzı’ bir yönetim kurma hayali ile yaşadı. Niye böyle bir düşüncede derseniz, güya dinlerini en rahat şekilde yaşayacakları ve otuzaltı etnik kimliğin de rahatça dolaşacağı bir ortam düşlüyorlardı. Kendilerine vatan olmuş, kucak açmış Türkiye için böylesine bir gelecek düşünmüşler. Geçmişte laikliğe aykırılıktan değil, böyle bir bakıştan yargılanmalıydı partilileri. (Kendisini Türk Milletinden addeden, samimi Milli Görüşçü kardeşlerimi kırmak istemem. İnanıyorum ki, ölüyü dirilteceğiz diye vatanımızın parçalanmasına omuz vermeyecekler.)

Şimdi dinlerini, etnisitelerin kültürlerini yaşamasına bir mani mi var? Sadece o kadar mı? Muhtemeldir ki otuzaltı etnik kökenin kendi dilleri ile eğitim falan kısmı da var. Bunu seslendirmiyorlar fakat öyle. Şimdi Türkiye içinde her etnisiteye ayrı okul demek, onları azınlık kabul etmek demek. Ona da razı değiller muhteremler. Var olan yapıda bunu halledemeyince, Osmanlı gibi gevşek federasyonlu yapı düşlüyorlar.

TSK’nin neredeyse tüm üst kadrosu darbe suçlaması ile cezaevine doldurulunca, NATO toprağı dedikleri vatanımızı korumayı da NATO’ya bırakacaklar belli ki. (İşgal mi demeli acaba?)

***

Milli Görüş gömleğinin cebinde Yeni Osmanlıcılık var

Hani gömlek çıkarma hadisesi falan var ya hikâye. Hepsinin kafasında bu Osmanlıcılık durumu var. Gömlek çıkarma durumu yok. Bir nevi bölücülük yani, içinde bulunduğumuz şartlarda. ‘Aziz milletim’ derler meselâ oradaki milleti sadece ‘Müslümanlar’ yerine kullanırlarda, bizim garip vatandaş onu ‘Türk’ olarak algılar.

Batı emperyalizmi rakamlara, geçmişine çok bağlıdır. Geçmişi içindeki Türk düşmanlığı da öylesine kuvvetlidir. Osmanlı İmparatorluğunu Sevr Antlaşması ile işgal edip, Türkleri bu coğrafyadan defettiklerini düşünürken elleri boş kalmıştı.

Şimdi ne yapıyorlar? Cumhuriyet bayramında AB Anayasası imzalatıyor, İnkılap tarihine gerek yok deyip kaldırılmasını istiyorlar. AB müktesebatına uyum adı altında çıkarttıkları yasalarla devletin kendini koruma fonksiyonunu yok ediyorlar. Yetmiyor ‘Kürtleri tanıyın’ baskısı yapıyorlar. Gaz verdikleri kimliklerle de ‘Osmanlı tarzı’ yönetim kurun diyorlar:

Dışişleri Bakanı Davutoğlu’nun ‘Ne var yani yeniden Osmanlı benzeri devlet kursak’ özleminin ilk nüvesi de Avrupa da atılmış olabilir iddiasına tekrar dönmek gerek. Güçlenen Demirel’e karşı askerle anlaştığı söylenen Erbakan’ın Türkiye’ye getirilip parti kurdurulması vs. gibi konuları geçmişte okuya geldik. Fatih’in İstanbul’u fethi organizasyonlarını Türk tarihini yad ettikleri anlamında sanıyordu vatandaş. Değil efendim, rahmetli liderleri de Osmanlı özlemi içindeydi.

Cumhuriyet Türkiye’sinde yüzecek göl bulamadıklarından Osmanlı gibi tehlikeli bir rüyanın peşine düşürülmüşler gibi. Bu rüya en çok vahşi batının hoşuna gidiyor-dur. Etnik kökenlerin cennet gibi bir yapı içinde yaşama hayalinin işgalle son bulduğu Osmanlıya dönüş, Sevr kapısına götürür bizi. Batının tam bize kasap bıçağı sallayacağı sırada kurtulduğumuz noktaya.

Zerre kadar bunu düşünmüyorlar. O yapıyı nasıl ayakta tutacaklar derseniz, işte her etnik kökenin ayrı devlet kurduğu, irili ufaklı gevşek federasyonlu yapıyı İslam’la ayakta tutacaklar güya. Dini devlet yapısından bahsediyoruz haliyle. Ölen canlanır mı? Kıyamet mi geldi? İşte böyle besle iştigal edip, Türk’ün kıyameti demek olan Osmanlıyı yani BOP(Büyük Osmanlı projesini) dillerinden düşürmüyorlar.

Amerika’da zaten onu istiyor. İslâm coğrafyası ile tek tek uğraşmak yerine, İstanbul’dan kontrol edilen Osmanlı yapısı. Halifesi ve ılımlı İslâmıyla. Velhasıl Amerika’nın Büyük Ortadoğu projesi için Osmanlı hayali kuran Milli görüşçüler biçilmiş kaftan oldu. Kürt açılımına bir de bu pencereden bakın efendim.

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

Yorum Yok
YASAL UYARI! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen kişiye aittir.