Asikurtlar©

Ömer Halisdemir Fırat Yılmaz Çakıroğlu ve CHP

Ömer Halisdemir Fırat Yılmaz Çakıroğlu ve CHP
02 Kasım 2016 - 10:00 'de eklendi ve 4358 kez görüntülendi.

CHP’nin özellikle 7 Haziran seçimleri sonrası artan HDP/PKK ilgisi ve ilişkisine yönelik yazılar yazmaya başlayınca, bazı CHP’lilerin bu yazılara karşı tepkileri olmaktadır.

Oysa, PKK’lı teröristin cenazesinde “Anılarını yaşayacağız” diyenlerin CHP’de Genel Başkan yardımcısı olduğu, HDP’ye oy verenlerin CHP’de Genel Başkan Yardımcısı olduğu, PKK’lılarla aynı kavramlar etrafında işbirliği yapanların CHP’de milletvekili, yönetici olduğunu görerek bu yazıları yazmaktayız. Son günlerde de herkes görüyor ki, HDP’li belediyelere kayyum atanıyor, HDP’den önce CHP tepki gösteriyor. Dağlarda PKK’lı terörist karşılayıp, onlarla sarmaş- dolaş olan HDP’li Belediye Başkanları tutuklanıyor, HDP’den önce yine ilk tepkiyi CHP veriyor.

CHP mi HDP’nin güdümünde yoksa HDP mi CHP’nin güdümünde inanın artık birbirinden ayırmak imkânsız hale geldi. AKP’nin HDP ile olan ilişkisini şimdi CHP üstlendi. Biz dün nasıl AKP’ye bu manada aşırı tepkimizi gösterdiysek, şimdi de aynısını CHP’ye göstermekteyiz.

CHP içindeki gerçek Atatürkçüler, gerçek vatanseverler bizi anlıyor. Zaten CHP’nin HDP/PKK ilişkisine onay verecek gerçek bir Atatürkçü olur mu?

Bizim yazılarımıza tepki gösterenler, herhalde CHP’nin bu halinden memnun ve bu halin bozulacağından korktuğundan dolayı tepki göstermektedir. Oysa biz CHP içindeki Atatürkçü ve vatanseverleri gerçeklerle yüzleştirme gayreti vermekteyiz. CHP yönetiminin HDP/PKK ilişkisine bakarak tüm CHP’lileri suçlamamız elbette mümkün değildir.

İşte yazı başlığımızdaki ” Ülkücü şehit Fırat Yılmaz Çakıroğlu, 15 Temmuz şehidi Ömer Halisdemir ve CHP ismi niçin yanyana getirildi” sorgusuna bu noktada gireceğim.

Vatan için şehit olan Fırat Yılmaz Çakıroğlu’nun ailesinin ve bir zamanlar kendisinin de CHP’li olması, FETÖ’nün 15 Temmuz darbe girişimde kahramanca şehit edilen Ömer Halisdemir’in ailesinin CHP’li olması, CHP’de varolan vatansever damarı göstermektedir.

Şehidimiz Fırat Yılmaz Çakıroğlu’nun babası Mahir Çakıroğlu’nun Sözcü’ye verdiği röportajdaki “Biz sülale olarak CHP’liyiz. Fırat da öyleydi. Fakat İzmir’e gelip okula kaydolurken Ege Üniversitesi içinde PKK’lıların yuvalandığını, ‘Çözüm Süreci’nde kampüste serbestçe terör örgütü propagandası yapıldığını görünce buna itiraz etti. Duyarlı ve vatansever bir genç olarak harekete geçti, ülkü ocakları temsilcisi oldu, tüm yurtseverleri birleştirici bir rol oynayarak ve Atatürkçü gençler ile dayanışma içinde olarak demokratik mücadele verdi” şeklindeki ifadeleri ne anlatmaya çalıştığımızın delilidir. Sülalesi CHP olan, kendisi de o atmosferde CHP’li olan Fırat Yılmaz Çakıroğlu, üniversiteye geldiğinde PKK’ya karşı mücadelede Ülkücü oluyor, Ülkücülere önderlik ediyor ve son nefesini Ülkücü olarak veriyor. CHP’nin PKK’ya karşı bir mücadelesi ve duruşu olsaydı, belki de Fırat Yılmaz Çakıroğlu gibi gençleri bünyesinden kaybetmezdi. Şehit Ömer Halisdemir’in ailesi bile çıkan haberlerden sonra bilinen CHP’li kimliklerini inkâr yoluna gitmiştir. Ve CHP’den bahsederken vebalı bir parti gibi bahsetmiştir.

CHP yıllar geçtikçe, Atatürk’ün miras bıraktığı çizgisini tamamen kaybetmektedir. Şuan HDP ile iç içe geçmiş görüntüsü, bünyesindeki birçok vatansever CHP’liyi de kaybetmesine neden olacaktır.

Fırat Yılmaz Çakıroğlu ve Ömer Halisdemir ismini vatan savunmasında örnek olsun diye verdim.

CHP’nin PKK’ya özgürlük ve demokrasi isteyen gidişi gidişat değildir. Fırat Yılmaz Çakıroğlu ve Ömer Halisdemir gibi kahramanları yetiştiren aileler, bu özellikleri taşıyan CHP’de kalması, durması mümkün değildir.

Hangi parti olursa olsun, vatanseverlik Türkiye’de ortak bir kaygı ve birleşme mekanizması olmalıdır. Türkiye’deki ve yine ülkemizi etkileyen bölgemizdeki terör belası bunu gerektiriyor. Teröre karşı birleşmemiz gereken, her gün şehit ve gazilerimizin olduğu şu ortamda, CHP’nin terör uzantıları yanında birleşmesini millette, tarihte asla affetmeyecektir.

Milli konularda birlik ve beraberlikten bahsetmişken, Hüseyin Nihal Atsız’ın “makaleler” kitabında okuduğum şu bölüm yine aklıma geldi:

Hitler zamanında bir fıkra anlatılırdı: “Yüzbaşı, çavuşu çağırarak bölükteki erlerden kaçının hangi partiye veya siyasî doktrine mensup olduğunu öğrenmesini emreder. Birkaç gün sonra çavuş, elindeki listeyle bölük kumandanının karşısına çıkıp raporunu verir. “Şu kadarı Kayzerci, şu kadarı Hıristiyan Demokrat, şu kadarı Merkez Katolik Partisinden, şu kadarı liberal, şu kadarı sosyalist, şu kadarı da tarafsız”. Yüzbaşı sert bir sesle sorar: “Hiç Nazi yok mu?”. Çavuş esas duruşuna geçerek cevap verir: “Hepsi Nazi efendim!”.”

Alman ruhunu anlatan bu fıkradan yola çıkarak, Türkiye’de de hangi parti, hangi mezhep, hangi düşünce olursa olsun “Türk milleti” ruhunu oluşturmalıyız. AKP’lisi, MHP’lisi, CHP’lisi ve diğerleri bu ruhla hareket etmelidir. Bölücüye, ayrımcıya karşı asla taviz verilmemelidir.

Bundan en fazla ders çıkarması gerekende, Türkiye Cumhuriyetini kuran iradeyi bünyesinde barındırmış olan CHP’dir. O CHP’nin, bugün Türkiye Cumhuriyetini yıkmaya çalışan HD(P)KK ile nasıl sarmaş dolaş olduğunu sorguluyoruz. Sorgulamaya da devam edeceğiz.

Yıldıray Çiçek

SON DAKİKA HABERLERİ
İLGİLİ HABERLER