SON DAKİKA

Olgunlaştırdılar

Bu haber 18 Ekim 2012 - 11:00 'de eklendi ve 14 kez görüntülendi.

Orhan Karataş

Sayın başbakanın il başkanları toplantısındaki konuşmasını televizyondan da olsa izlemek durumunda kaldım. Başbakanı dinleyip de, hiçbir şey olmamış gibi davranmak ne aklımıza, ne vicdanımıza sığıyor. Aklımıza Fuzuli’nin o muhteşem sözü geliyor: “Söylesem tesiri yok, sussam gönül razı değil.” Bu durumda bize de yazmak düşüyor.

Hazmettirmeye ilave

Konuşmanın mahalli seçimlerin erkene alınmasıyla ilgili bölümünü bir kenara bırakıyorum. Zira, CHP’nin tutarsızlığı hakkında ne söylense yeridir ki, bu partinin görevi AKP’yi beslemek. Ancak seçilme yaşının 18’e indirilmesiyle ilgili değerlendirmede daha önce ki “hazmettire hazmettire” itirafını tamamlayan yeni bir açılım yaptı. 10 yıldır iktidarda olmalarına rağmen, böyle bir düzenleme için bugünü beklemelerinin sebebini “olgunlaştırma” olarak izah etti ve buna örnekler verdi. 18 yaş düzenlemesiyle neyin hedeflendiğini, hangi hesabın yapıldığını belgeleyen ve artık çok alışık olduğumuz popülist değerlendirmeleri bir kenara bırakıyorum. Bu zihniyete göre, bu tiyatroyu izleyen 18 yaşındakiler muhalefete kızacaklar ve bütün oyları AKP’ye verecekler! Başbakanın konuşması bütün hesabın bunun üzerine yapıldığını net biçimde bir kez daha ortaya koydu.

Oslo mutabakatı yerine geliyor

13 yeni Büyükşehir kurulmasıyla ilgili değerlendirme de 18 yaş bakışının dışına çıkamadı. Yine laf kalabalığı ile, yine mazlumu oynama gayretleri ile, yine başarı masallarıyla gerçek niyetin üzeri örtüldü. Bu düzenlemenin Oslo’da verilen sözlerin bir sonucu olduğu, ülkenin ayrıştırılmasının, dönüştürülmesinin ve bölünmeye gidecek sürecin en önemli virajını teşkil ettiği gerçeği yine gizlendi. Türkiye, tam da PKK’nın istediği ve beklediği gibi bir federasyon yapılanmasına doğru hızla gidiyor. AKP milletvekillerinin tarihi bir vebal altında olduklarını bir defa daha hatırlatmayı görev biliyorum. Bir takım özel hesaplarla da olsa mahalli seçimlerin 5 ay erkene alınmasına dahi tavır koyan ve bunun sonucunu göze alanlar, ülkeyi felakete götürecek bir düzenlemeye hiç düşünmeden parmak kaldırmanın vebalini her iki cihanda da omuzlarında taşıyacaklardır.

Esad aynı Esad

Biz yine sayın başbakanın konuşmasına dönelim. Suriye politikalarında ne kadar haklı olduklarını anlatırken, Şam’da 15 ve 17 yıl sorgusuz sualsiz mahpus yatan Türklerden bahsetti. Bunların kendi ricalarıyla serbest bırakıldıklarını söyledi. Sayın başbakanı dinlerken hakikaten kendimden şüphe ediyorum. Biz bu kadar akılsız mıyız ki, bizimle bu kadar açık ve aleni dalga geçiliyor. Sayın başbakan o Esat’la akrabalık ilişkileri kuran, ortak bakanlar kurulu toplayan, tatil programları yapan ve bunu büyük itibar olarak sunan siz değil miydiniz? Suriye ile ilişkilerin ne kadar iyi gittiğini, bunun Türkiye’ye kazandırdığı faydaları sıralayarak yüksek sesle övünen ve geçmişi suçlayan beyanlarınız televizyon ve gazete arşivlerinde bütün haşmetiyle duruyor. O zaman aklınıza gelmeyen Esad’ın diktatörlüğünün bugün gelmesinin hikmeti Türkiye Cumhuriyeti’nin menfaatleri midir, BOP Eşbaşkanlığı’nın gereği midir?

Türkiye ile oynama cüreti

Bir başka dikkat çekici durum indirilen uçaklarla ilgili değerlendirmelerde yaşandı. Başbakan Erdoğan, Rusya’dan Suriye’ye giden yolcu uçağının Ankara’ya indirilmesine itirazlara çok sert sözlerle cevap verdi. Türkiye’ye yönelik bir tehdidin bertaraf edilmesi, uluslararası anlaşmalardan doğan haklarımızın kullanılması doğru ve yerindedir. Ancak, bunu yaparken bir yerlerin oyununa gelmemek ve çok dikkatli hareket etmek gerektiği de çok açıktır. Nitekim Rusya’dan gelen uçakla ilgili tartışmalar sürerken, Erzurum’a indirilen ikinci uçakta, beyan edilen yükün olduğu anlaşıldı. Bu durum birilerinin yeni krizler çıkarmak, yeni düşmanlıklar oluşturmak için özel bir çaba içinde olduğu endişelerini doğruluyor. Birilerinin AKP üzerinden Türkiye ile oynamaya cüret etmesi, son derece vahimdir ve dışarıdan nasıl görüldüğümüzün içimizi sızlatan sonucudur.

Siz neredeydiniz?

Terör ve bölücülük konusundaki çelişkilerin AKP’nin kimliği haline geldiğini sayın başbakanın son konuşmasında bir defa daha gördük. BDP ile hiçbir şekilde muhatap olmayacaklarını söylüyor. Ama şu işe bakın ki, İmralı ile görüşmelerin devam edebileceğini de yine kendisi ilan ediyor. BDP’nin muhatap olarak KCK’yı göstermesinin kabul edilemez olduğunu belirttikten sonra, “onlar akan kan üzerinden bir saltanat kurmuşlar.” Diyor. Ama bunu söylerken birilerinin de, “sayın başbakan onlar kan üzerinden saltanat kurarken siz neredeydiniz? Hangi tedbiri aldınız ve bu saltanatı bitirmek için ne yaptınız? Sizin göreviniz onların yaptığı ihaneti anlatmak değil, bitirmek. Bu millet size bunun için tek başına iktidar verdi” diyebileceğini hesaba katmıyor.

Bu nasıl hazım ?

Niye hesaba katmadığını da aslında yine kendi sözleri gösteriyor. Sayın başbakan birçok hayati düzenlemede harekete geçmeden önce olgunlaşmasını beklediklerini söyledi. Terörün ve ihanetin buralara neden geldiğini ve ülkenin tamamını nasıl sardığını hala anlamayan var mı? Olgunlaştırmak bu olmalı. Başka türlü İmralı müzakereleri, Oslo pazarlıkları yapılabilir miydi? Önce olgunlaştırdılar, sonra müzakere ettiler, şimdi de “açılım yapıyoruz, büyükşehir kuruyoruz” maskesiyle gereğini yapıyorlar. Olgunlaştıranları, hazmettirenleri biliyoruz ve anlıyoruz da, bu nasıl bir hazım kapasitesidir kardeşim? Ne verseler gidiyor.

Orhan Karatasorhan@asikurtlar.com

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

Yorum Yok
YASAL UYARI! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen kişiye aittir.