Asikurtlar©

Olağanüstü Dikkat!

Olağanüstü Dikkat!
07 Mayıs 2016 - 9:22 'de eklendi ve 4231 kez görüntülendi.

 

 

Matematik dersinde kazandığımız ilk bilgi: “elmalarla armutların alt alta konularak toplanamayacağı”ydı.
“Elma – armut” denince biraz da küçümsenen bu basit örnek, aslında insana hayat boyunca lazım olan “tasnif” melekesini kazandırmayı amaçlıyordu.
Tasnif, yani “ayrıştırma” bir sonraki aşamada “analiz”i yani verileri “irdeleme”yi de mümkün kılıyor, böylece insana “analitik düşünce”nin yolunu açıyordu.

Böylece sapla samanı birbirinden ayırmakla başlayan medeniyet yolculuğu, DNA kodlarını ayrıştırma yönünde devam ediyordu.
Dört işlemle başlayan eğitim hayatımızın sonunda ortaya bir “düşünce estetiği” çıkıyordu.
Sözü Ahmet Davutoğlu’na, AKP erken kurultayına ve bu değişimin bizim değişimcilerde yarattığı heyecana” getireceğim.

Dünden beri can havliyle: “adam başbakanlık koltuğunu bıraktı; bir de muhalefete bakın” gibi laflarla topu taca atan yandaş yazarlar görüyoruz.
Bizdeki “meyve ise koy sepete; elma armut fark etmez!” havasındakilerin düşüncesi de farklı değil.
Olağanüstü bir şeyler yapmak marifetmiş gibi, elmalarla armutları alt alta yazıyorlar; toplayıp çarpıyorlar sonra da bölüyorlar!
Bir kere Başbakan Davutoğlu, koltuğunu delegeden, seçmenden veya MKYK’den değil, bizzat Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’dan almıştır.

17-25 Aralık’taki “kirlenme” veya “lekelenme”den sonra dürüst ve mütedeyyin bir üniversite hocası olarak AKP’nin temizlik maskesi ve seçim vitrini olmuştur.
“Yörük’tü Türkmen’di!..” derken 24 Temmuz’da terör operasyonlarıyla başlayan AKP’nin “yerli ve milli” olma iddiasına bir nebze inandırıcılık kazandırmıştır.
Davutoğlu, AKP’nin genel siyasi gevşekliğinden dolayı milletimize fazladan yüzlerce şehide mal olan Milliyetçilik gösterisine konu mankeni olmuştur.
Bu “inandırma veya kandırma” hamlesinin, 1 Kasım’da MHP’nin 2 Milyon oy kaybetmesine doğrudan katkısı vardır.
Yani Davutoğlu’nun başbakanlık süreci, Milliyetçiliği ayaklar altına alan AKP’nin, daha fazla
Milliyetçi seçmene ulaşmak için kullandığı bir vasıtadır!
Şimdi işi bitmiş, fişi çekilmiştir!..
Böylesine vesayet ve diyet kokan bir siyasi taktik koltuğunu, MHP’nin şehitler ve Başbuğ emaneti olan Genel Başkanlık koltuğuyla kıyaslayamazsınız!
Saray, bayrama açılış yetiştirme gayreti içindeki bir müteahhit gibi çalışmakta ve kendince
Başkanlık sisteminin önündeki engelleri kaldırmaktadır.
Bu engellerden biri de “rolüyle bütünleşme hatasına düşen” başbakandır.
22 Mayıs itibariyle ortadan kaldırılacaktır.
Bir diğer engel, bu “başkanlık operasyonu”nun ters gitmesi halinde, AKP’den ciddi oy kaymalarına sebep olabilecek bir suhuletle gemisini, merkez sağa yakın limanlarda gezdiren Devlet Bahçeli’dir.
Devlet bey, seçmeni rencide edecek davranışlardan kaçınarak ustaca direnmektedir.
Diğer engeller ve başlarına gelenler zaten bellidir: 17-25’te doğrudan “saraya” hatta hanedana hücum eden cemaate nazik dokunuş sürmektedir.
“Vallahi seni başkan yaptırmayacağız” diyen İmralı cemiyetinin dağdaki kandiline kuvvetlice üflenmiş; düzdekilerin dokunulmazlık dosyaları da meclise düşmüştür.
Şimdi eğri oturup, doğru konuşalım:
Ortada “başkanlık sistemi”ni hedefleyen ve bunu da 2023’te halifeliğe tahvil etmek isteyen bir “saray” var.

Bu az buz bir iş değildir.
Bunun için Türkmen Dağında Rus uçağı düşürmekten, Keş dağında parti genel başkanı öldürmeye kadar her türlü operasyonu gönül rahatlığıyla yapabilecek bir ekip de faaliyet halindedir!
Böyle bir ekibin MHP’ye ve Devlet Bahçeli’ye “operasyon yapmaması” mümkün değildir.
Kimseyi, hele de yıllardır her seçime, her sandığa, her umuda yelken açan MHP’li kardeşlerimi asla itham etmiyorum.
Bazen oyuncular kendi hayatlarını yaşarlar ve kendilerinden “bekleneni” yaparlar. Seneler sonra ise yaşananların bir senaryonun parçası olduğu ortaya çıkar.
Yönetmenin ve senaristin farkına varmazlar; çünkü senaryo “kendilerinden beklenene” göre yazılmıştır. Onlar sadece kendi doğal rollerini oynarlar.

Hava dumanlı ve satıh kaygan olduğunda insanın adımların dikkatli atması, hatta mümkünse hiç kıpırdamaması, bu yüzden daha hayırlıdır.
Dolmabahçe mutabakatı imzacısı AKP’nin Kandil’e uçak kaldırması ve ardından yaşananlar “olağanüstü”dür.
Mecliste yaşanan dokunulmazlık kavgaları “olağanüstü”dür.

AKP-Cemaat kavgası, karmaşık ve “olağanüstü”dür.
Parçalanmış Ülkücülerin tarlasının sürülmesi ve Muhsin başkan hakkında alındığı ileri sürülen ölüm fetvası “olağanüstü”dür.
AKP’nin Davutoğlu’nu yemek üzere 22 Mayıs’ta toplayacağı kurultay “olağanüstü”dür.
Senaryo bu “olağanüstü” sahnelerle ilerlerken MHP’nin “olağanüstü” kurultay çağrısıyla geldiği nokta da “olağanüstü”dür.

Bana fikrimi sorarsanız: “Yeni Türkiye” vizyonuyla yapılan ilk operasyondan beri ben “olağanüstü statükocu”yum!
“Son yıllarda neden her şey olağanüstü?” diye kendi kendime soruyorum.
Ve sonra da: “Olağanüstü zamanlarda olağanüstü dikkat gerekir!” diyorum.

Şükrü Alnıaçık

Etiketler :
SON DAKİKA HABERLERİ
İLGİLİ HABERLER