SON DAKİKA
istanbul bayan escort escort mersin

Okulları Yakan PKK’mı AKP mi?

Bu haber 18 Eylül 2014 - 10:09 'de eklendi ve 38 kez görüntülendi.

Orhan Karataş

AKP hükümetlerinin akıl almaz yanlışlarla, yetersizliklerle, teslimiyetlerle sebep olduğu Türkiye’nin perişan halini bütün dünya ibretle izlerken, iktidar sözcülerinin yaptıklarının doğru olduğunu savunması, bizi çok daha zor ve sıkıntılı günlerin beklediğini ortaya koyuyor.

Çift başlılık

İktidar sözcüleri lafının içine Cumhurbaşkanı Erdoğan’ı da koymak durumundayız. Zira, hükümetin başı gibi hareket etmekte ve her konuda açıklamalarda bulunmaktadır. Bu durum, Başbakan Ahmet Davutoğlu’nun, “muhatap benim” lafını havada bırakmakla kalmıyor, yeni tartışmaları da beraberinde getiriyor. Henüz aradan 20 gün kadar bir zaman geçmiş olmasına rağmen, şu anda kelimenin tam anlamıyla bir çift başlılık vardır. Cumhurbaşkanı yürütmenin başı gibi toplantılar yapıyor, her yere gidiyor, her şeyi söylüyor, hatta iddia odur ki, bakanlara kararnameler hazırlatıp uygulamaya koyuyor. Bu durumun devam etmesi halinde, bakanların, hatta bürokratların Başbakanı atlayarak doğrudan Cumhurbaşkanı ile çalışmaları gibi bir durum ortaya çıkacaktır. Bu konunun önümüzdeki süreçte daha yoğun biçimde gündeme geleceği, büyük tartışmalar ve hatta kaos doğuracağı anlaşılıyor.

Paralel hükümet

İktidar sadece çift başlı değil, aynı zamanda çifte standartlıdır. Her ne kadar duruma göre vaziyet almak, nabza göre şerbet vermek, dün söylediğini bugün inkar etmek, algı operasyonlarıyla yalanı gerçek, yanlışı doğru göstermek AKP siyasetinin vazgeçilmez özellikleri olsa da, ülkenin varlığı ve birliği konusundaki çelişkili tutumlar ve sözler ihanetin daha da ileri gitmesini kolaylaştırıyor. Malum olduğu üzere ülkenin bir bölgesi tamamen bölücü hainlerin insaf ve inisiyatifine terk edilmiş durumdadır. Devlet geri çekilmiş ve meydan tamamen ihanet güruhuna bırakılmıştır. Onlar da yıllardır silahla elde edemedikleri istisnasız her şeyi, AKP’den masa başında almış olmanın rahatlığı ile heykel dikiyorlar, paçavra asıyorlar, vergi topluyorlar, mahkeme kuruyorlar, asayiş sağlıyorlar ve kelimenin tam anlamıyla paralel bir hükümet gibi hareket ediyorlar. Türkiye Cumhuriyeti devletini simgeleyen her ne varsa tamamını ortadan kaldırıp, bölücülüğün ve ihanetin zirvelerinde dolaşıyorlar.

Bu itleri kim cesaretlendirdi?

Bu itlerin son marifeti de devlet okullarını yakmak, ihanet okullarını açmak olmuştur. Müdahaleyi kabul etmiyor, mühürleri söküyor ve devleti tanımıyorlar. Bunun adı tam bir isyandır. Hiç şüphesiz bu noktaya AKP’ye teslim alarak her istediklerini elde etmenin şımarıklığı ile gelmişlerdir. Hükümet adına yapılan açıklamalardaki tutarsızlık bu hainleri daha da cesaretlendirmekten başka bir sonuç doğurmuyor. Cumhurbaşkanı, Başbakan ve İçişleri Bakanından gelen değerlendirmeler, bunların bir provokasyon olduğu yönündedir. Çözüm süreci denilen yıkımdan rahatsız olanlar, bu süreci sekteye uğratmak için sabotaj düzenliyorlarmış. Ortada bir provokasyon veya sabotaj yok, bir ihanet ve bu ihaneti hazmettirme gayreti var. Önce oturup İmralı canisi ve Kan dilli katillerle pazarlık yapacaksınız, onlarla anlaşmaya varacaksınız, elinize verdikleri yol haritasını eksiksiz biçimde hayata geçireceksiniz, sonra da çıkıp sizden aldıkları yetki ve cesaretle yaptıklarına, provokasyon diyeceksiniz. Bu söyledikleriniz milletin aklıyla alay etmekten başka bir şey değildir. Bugüne kadar sizin “provokasyon” dediğiniz heykel dikmek, bayrak yakmak, kaymakam atamak dahil herşey de olduğu gibi, okul açmayı da, devletin okullarını yakmayı da, muhatabınız olan İmralı’daki bebek katili ve Kan dilli canilerin emir ve talimatlarıyla yapıyorlar. Bu hainlerin bu kadar ileri gitmesinin kaynağı da, sebebi de, sonucu da sizsiniz. Kimi kandırıyor, kimi inandırdığınızı zannediyorsunuz. Çözüm dediğiniz şeyin esası işte bütün bu yaşananlardır ve sonuç ülkenin varlığının ve birliğinin çözülmesidir.

Kamu düzeni mi kaldı?

Başbakandan gelen açıklamaya bakın. Sayın Davutoğlu aynen şöyle diyor; “Türkiye bir hukuk devletidir ve kamu düzeni esastır. Birileri ben burayı okul ilan ettim ve eğitim yapıyorum derse kaos çıkar. Okullara yapılan saldırılar şiddettir, terördür.” Gel de şaşırma. Hangi kamudüzeninden, hangi hukuktan bahsediyorsunuz sayın Başbakan? Orada hukuk mu kaldı, kamu mu kaldı ki, düzeni olsun? Okullara yapılan saldırılar şiddet ve terördür de, okulların yakılmasını sağlayacak ortamı hazırlamak nedir? Bu itler bu cesareti nereden aldılar, kameralar önünde mühür sökme cüretini nereden buldular? Orada belediyeler başta olmak üzere bütün kamu dairelerinde ayrı bir dil kullanılması, ayrı paçavralar asılması, vergi toplanması, asayiş sağlanması, kaymakam atanması, sözde kaymakamların denetim ve teftiş yapmaları hangi kamu düzeniyle izah edilebilir? Heykel dikenlere, bayrak indirenlere ve yakanlara seyirci kalmanız, okul yakanlara bir emsal oluşturmuştur. Her yaptıkları yanlarına kalıyor ve elde var bir oluyor. Bir sonrakinde daha da ileri gidiyor ve daha da azgınlaşıyorlar. Hiç şüpheniz olmasın yarın da askerin ve polisin bölgeden çıkarılmasını isteyecek ve bunun için saldıracaklardır. “Çözüm” dediğiniz yolun sonunun kaosa çıktığını itiraf ettiğinizin farkında mısınız sayın başbakan?

Okullara yapılan saldırıların terör ve şiddet olduğu kesindir. Bunu söylüyorsanız gereğini de yapmak zorundasınız. Aksi halde vebal ve sorumluluk altında kalırsınız.

Orhan Karatasorhan@asikurtlar.com

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

Yorum Yok
YASAL UYARI! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen kişiye aittir.