SON DAKİKA

O helikopter kürt bölgesinimi vuruyordu?

Bu haber 18 Eylül 2013 - 12:22 'de eklendi ve 9 kez görüntülendi.

Neval KAVCAR /

Değerli okur, Erdoğan’ın paşa olduğu Suriye savaşına lojistik destek verdiğimizi bizzat kendisi söyledi. Lojistik desteğe bir de Suriye ordusuna ait helikopteri düşürmek mi eklendi diye hepinizin aklına gelen soruyu köşemde dillendirmek, bazı sorulara cevap aramak isterken ilginç bir netice ile karşılaştım.

 

Türkiye’nin vurduğu helikopter o sırada muhalif denilen kesimi bulmak için oradaymış. Bizimle zerre kadar ilgisi olmayan o helikopteri düşür emrini veren, bölgede yoğun olarak Kürtlerin yaşadığının da bilincinde olmalı.

 

Bakın o konu ile ilgili araya sıkışmış şu habere: “Muhaliflere yakın Suriye İnsan Hakları Gözlemevi’ne göre Kürt Dağı bölgesinde düşen helikopter, muhalifleri varil bombalarıyla vuruyordu.’ (1)

 

Özetle Suriye, milislerle vuruşuyormuş. Türkiye’yi hedefine oturttuğu falan yok. Meselâ Türkiye’nin PKK ile mücadele ettiği dönemde Irak sınırını geçmesi gibi. Suriye helikopteri gerçekten geçmişse bile geri dönmüş, vurulduğu yer ise Suriye içi. Zaten Düştüğü noktada Suriye toprakları.

 

Karanlık bu savaşta, Osmanlı bakiyesi toprakları batıya peşkeş çekme projeleri içinde yer almak, vicdanları kanatacak cinsten. İnsanın içi acıyor. Neyse efendim duygusallığın ne yeri, ne de zamanı. Türk Milletini, devletini Müslüman coğrafyada Truva atı rolü benimsetenlere, benimseyenlere karşı mücadele etmek için duygusal girdaplardan uzak durmalı. Yoksa yanlış mecralarda oyalanıp dururuz..

 

Emperyalist sahte ilâhların, yarın başımıza ne öreceğini bilmiyoruz. İktidarsa ‘Esed halkını öldürüyor’ cümlesinin peşine büyülenmiş gibi takılı vaziyette yürürken, ne yaptıklarını bize anlatmıyor. ‘Sandıktan çıktık’ diye sanıyorlar ki ‘kimseye hesap vermeden’ yürüyecek, savaş ilan edecekler. Yok öyle bir şey.

 

Savaş sıradan bir iş değil. PKK ile masaya oturabilmek için ‘Analar ağlamasın’ argümanını kullanan Erdoğan, Suriye bize aleni savaş açsın diye uğraşıyor bir görünüme sahip.

 

Saçı sakalı ağarmış Arınç ‘Suriye helikopteri vurduk’ diyor, önemli bir iş yapmışçasına. Gaye helikopterin sınırımızı az biraz geçtiğini duyurmak. Dış İşleri Bakanıysa ‘ulusal çıkarlarımız’ diyordu yaptığı açıklamayla.

 

Türkiye’nin millî çıkarı, haksız Suriye saldırısında taraf olmamaktan geçiyor. BM kararı olmadan, başka bir devletin altını oyan teröristlere lojistik destek vermekten değil.

 

Yazımın ana fikri, ‘Suriye’ye ait helikopter sınırımızı geçince bile bırakın gezsin dolaşsın çıksın, niye vurdunuz’ değildir. Ülkemin millî çıkarını, PKK ile masaya oturup anlaşan ve giderek bölgede ‘özerk yaşamaya’ dönüşen isteklerine sessiz kalan AKP iktidarının koruyacağına inanamıyorum o kadar.

 

***

 

Helikopter Kürt Dağı’nda düşürülmüş

 

Az önce anlattım. Suriye ordusu, muhaliflerle ve muhtemelen Türkiye’den geçen teröristleri püskürtme gayeli oradaydı. Esad’ı beğenirsiniz, beğenmezsiniz şu anda ülkesinin bütünlüğünü koruma mücadelesi veriyor.

 

Kimyasal silahı ise kimin attığı belirgin değil. Amerikan aklını kullanırsak, Esad’ın atması akılcı değil. BM denetçileri, oradaki kimyasalın atılıp atılmadığını denetlemek için bulundu, sonuç pozitif. Bunu zaten biliyoruz.

 

Suriye’nin elindeki kimyasal silahların denetime-yok edilmeye açılması kararını kabul etmesinden bile ‘elinde kimyasal var, işte o attı’ neticesine gelmek için çaba gösteriyor koskoca ABD. Başkomutan Gül ise ”kimyasal silah kullanılmamış olsaydı Suriye’de hiç bir problem yok muydu?’ diyor. Söylediğinin ne anlama geldiğini ben anlayamadım, umarım siz anlamışsınızdır.

 

Topyekûn Suriye’ye savaş açmamız, ön cephede olmamız, her ne ise o problemi çözmek için, Türk Silahlı kuvvetlerinin, 9 km menzilli stingir füzelerle ‘Allah Allah’ diyerek Esad’ı indirmeye gitmemiz gerek gibi konuşuyor her biri.

 

Bu arada savaş durulmaya yüz tutmuş, Esad kimyasallar teklifini kabul etmiş haberleri yok gibi davranıyorlar. Hayır, Suriye ile ilgili bunları söylerken, bölgenin en önemli silâh deposu İsrail’deki silahlarında denetime açılmasını isteseler ya. Kendileri değil mi ezilen Filistin halkının yanında durup, İsrail’e her daim küfrederek geçiren.

 

***

 

Hatay

 

Helikopterin düşürüldüğü bölgenin en önemli yanı ise şu efendim. Şimdi Cebel Ekrad diye anılan bölgede (Kürt Dağı), ağırlıklı olarak Kürtler yaşıyor. Hatay’a az bir mesafe bahsettiğim yer. Bahsettiğim yerdeki alevi köyleri ise, ağustos başında muhalif grupların eline geçmişti.

 

Bölgedeki olası Kürdistan’ın önündeki şehir ise Hatay. O bakımdan, Allah muhafaza Sözde Kürdistan’ı kurarak, Türkiye’den sadece bölgeden toprak koparmakla kalmayacak, Hatay’ı da alıp, Akdeniz’e açılmadan durmayacak yedi düvel. Hatay ilimize bir daha dikkat çekiyorum. İktidar ateşle oynadığının farkında değil.

 

***

 

“İran: İsrail, Suudi Arabistan ve Türkiye de Kimyasal Silahları Teslim Etmeli”

 

“İran Meclisi Ulusal Güvenlik ve Dış Politikası Komitesi Sözcüsü Huseyin Nakavi, “Suriye’nin kimyasal silahlarına ilişkin anlaşma uygulanacaksa eğer, İsrail rejimi, Suudi Arabistan ve Türkiye’nin de kimyasal silahları teslim etmeli” iddiasında bulundu.” (2)

 

Kaynak: (1) Hürriyet – 17 Eylül 2013 – Varil bombası ile mi vuruyordu?

 

(2) Sözcü – 17 Eylül 2013 – İran’dan Türkiye’ye şok çağrı!

 

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

Yorum Yok
YASAL UYARI! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen kişiye aittir.