Asikurtlar©

Nihat Genç yazdı: Yoksa halkın karşısına çıkacak yüzleri mi kalmadı

Nihat Genç yazdı: Yoksa halkın karşısına çıkacak yüzleri mi kalmadı
23 Temmuz 2016 - 14:07 'de eklendi ve 8438 kez görüntülendi.

Askerliğini çavuş, üsteğmen ve komanda olarak yapmış son devrelere çağrı çıkmalı, ve hava ve kara harp okulundan çeşitli nedenlerden atılmış öğrenciler geri çağrılmalı.

Garnizon komutanlıkları darbeye karşı durmuş subaylara ve Balyoz’dan geri çağrılanlara ve yetmedi valilik koordinasyonuyla CHP’li AKP’li ve MHP’li il yöneticilerine geçici süre teslim edilmeli.

Birliklerde acilen yapılacak bellidir, bir, haberleşmenin başına geçmek, iki, giriş çıkışları tutmak, üç, envanteri hem kayda almak hem başında nöbet beklemek, dört, günlük olağan işleyişi sağlamak.

Bütün bunlar üç günde olacak şeylerdir, neden bekleniyor anlamış değilim, halk garnizonların kapılarında aman bir hareketlilik olur diye teyakkuzda bekliyor, tedirginlik giderilmiş değil hala fetö bir şey yapar korkusu, nereye kadar.

Aradan bir hafta geçti, genelkurmaylık çoktan ‘birlikleri’ yepyeni organizasyonla kontrolüne alabilmeliydi, yine de vakit geç değil.

Muhafız alayı gibi bir çok özel kuvvet ve komando taburunun ve birliğin kalkışma sonrası firar ve gözaltılarla ‘dağıldığı’ aşikardır.

Genelkurmay bu dağınık boşluk ve güvensizlik halini daha ne kadar seyredecek?

YAŞ’ı beklemeden darbeye karşı durmuş subaylara acilen kıdem ve üst rütbeler verilip komuta kadrosundan boşalan yerler doldurulmalı.

Bunların hiç biri olmuyor, ve genelkurmay bir bildiri yayınlayıp kalkışmaya liderlik yaptığı iddiasıyla tutuklanan Akın Öztürk’ü aklamaya çalışıyor.

GENELKURMAY’IN TÜRK HALKININ KARŞISINA GEÇİP DAKİKA DAKİKA OLUP BİTENLERİ ANLATMALI

Korkum şudur:

Felaket çok büyüktür ve Abdullah Gül’ün, Genelkurmay Başkanı’nın ve MİT başkanının pozisyonları şaibelidir ve açıklığa kavuşmamıştır.

Korkum şudur:

Genelkurmay dağılan birlikleri toparlamanın değil şaibeleşen makamlarının ve yakın arkadaşlarının enkazını kurtarma peşindedir.

Çetin Altan’ın cenazesine bile kahramanlık övgüleriyle taziye gönderen Genelkurmayımız, kalkışmayı durduran kahraman halkımıza laf arasında geçiştirilen bir iki cümle ile değil şöyle hak ettiği takdir ve övgüyle özel bir mesaj yayınlamamıştır.

Ordunun halk nezdinde kaybolan itibarını gidermek için ilk yapılacak şey Genelkurmay’ın Türk halkının karşısına geçip dakika dakika olup bitenleri hiçbir boşluğa ve şaibeye yer vermeyecek şekilde konuşup cevaplamasıdır.

Yoksa halkın karşısına geçecek ‘yüzleri mi’ kalmadı!

Kardeşlerim, darbe savuşturuldu ama tehlike geçmedi.

Devlet ve ordu boşluk kabul etmez, boşluk ve kontrolsüzlük sürdükçe bir müddet daha tedirginlik ve teyakkuz halimizin süreceği aşikardır.

Ancak iç savaş gecesini yaşayan halkımız çok da korkmasın, bilsin ki, Fetöcü hain katillerin iç savaş gecesi kullandıkları silahlar ve uçaklar ve helikopterler ve tankları artık kullanma şansları yoktur.

Şimdi ‘devlet’ dersimize çalışalım.

İç savaş gecesi, en sert en amansız muhaliflerin bile, savaş uçakları bombardımana başladıktan sonra ekranda cep telefonuyla Tayyip Erdoğan’ı görünce sevinmelerinin sebebi nedir?

Şudur!

Kaos dediğimiz şeyi günlük hayatımızda test etme şansımız yoktur, kaos, tarihte ancak birkaç defa ortaya çıkan bir durumdur.

Evimizde oturduğumuz koltuklarda bir ömür yaşar ve başımızda bir devlet var mı yok mu diye dert bile etmeyiz.

Ancak ‘devletin’ ortadan kaybolma haliyle ‘kaosun’ ne olduğunu idrak ederiz.

BU MİLLET AYAKTAYKEN BU TOPRAKLARIN İŞGAL EDİLMESİ MÜMKÜN DEĞİLDİR

Türkiye halkı iç savaş gecesi birkaç saat ‘devletsiz’ ‘başsız’ kaldı ve kaosu bedeninde beyninde korkunçluğuyla idrak etti.

Devletsiz başsız kalma korkusunu yaşayan kitleler hızla devlet ve ordunun yeniden toparlanmasına kadar siyasi parti kimlikleri ve muhalif duruşlarını askıya aldılar.

Bu ‘muhteşem’ bir organizasyon olma halidir.

Hızla muhalifliğimizi askıya alıp erteledik ve devletin ve ordunun yeniden kontrolüne zaman tanıdık.

Bu milli refleksi anında gösteren Türkiye, iç savaşın sabahında, kanlı hain darbeyi zaferle kazanmıştır.

Türk milleti kahramanlığını bir kez daha göstermiştir, bu millet ayaktayken bu toprakların işgal edilmesi mümkün değildir.

Bize düşen halkımıza canlarımızı sokaklarda vermek zorunda kalmadan ‘akıllı’ ve çok ‘uyanık’ siyasetleri çok önceden öğretmektir.

Mesela, bu halka, Türk Ordusu’nun tasfiye edilmesine nezaret eden Abdullah Gül gibilerin gerçek suratlarını, Abdullah Gül’e, güle oynaya hiç düşünmeden oy verip baş tacı etmelerini tarih döndükçe hatırlatmaktır.

Mesela, cemaatin yayın organlarında on yıl yüksek maaşlarla ‘vesayet’ deyip ‘balyoz’ deyip PKK ağzıyla Türk Ordusu’na bugünkü kaos halini hazırlayan yayınlar yapan Etyen Mahçupyan, Ali Bayramoğlu, Şahin Alpay, Mehmet Altan, Eser Karataş, vs. gibi mendebur insanları yıllarca ekranlara kim çıkartıyor halen kim yazdırtıyor diye çok haklı sorular sormaktır.

Mesela, demokrasi ve darbelere karşı süslü yazılarla on yıllarca ucuz kahramanlığını yapan kahramanlık ödülleri alan onlarca gazeteci ve yazarı, kim istihdam etti, kim konuşturdu, kim saldırttı, kim fişfişledi, kim bir plan dahilinde Türk Ordusu’na karşı sinsi planlarla harekete geçirdi diye sormaktır.

Ve bize düşen, gerçek kahramanları artık tanımaktır, Akıncılar Mahallesi’nden hava üssüne koşup makineli tüfeklerle taranıp şehid düşen onlarca insanımızı ve bugün viedosu dönen 70 yaşındaki amcanın söylediklerini çoluk çocuğumuza ve bütün dünyaya dinletmektir, ne diyor gazi amca, makineli tüfekler insanların üstüne bir o tarafa tırrr bir bu tarafa tırrr, bir Allah diyebildiler.

Bu ülkenin yiğit insanlarıydı ve ölürken, ‘bir Allah diyebildiler’…

Bize düşen, darbenin katil generalini alnından vurup sonra şehid olan subayımızın adını çoluk çocuğumuza ve bütün dünyaya öğretmektir.

Bize düşen, İstanbul havaalanı yolunda: Tankları durduramayan halkımız sağa sola bağırıyor, bu tankları nasıl durdururuz Allahım. Karanlık içinden bir ses, ben oto tamirciyim, o tankların egzozuna çaput fanile gömleklerini tıkın o tanklar zınk diye durur, diye sesleniyor. Halkımız fanilesi gömleğiyle tankların egzoslarını sıkıştırıyor ve onlarca tank duruyor. Tankın egzosuna fanilesini sokup durduran adam, bir müddet sonra, karanlıktan seslenen oto tamircisi için: ‘herhalde Hızır Aleyhisselamdı’ diyor.

10 YIL ÖNCE TÜRKİYE’DE FETÖ DİYEN TEK ADAM VARDI; İLHAN SELÇUK

Bu muhteşem direniş hikayeleri bu topraklarda onlarca yıl belgeselleşip tarih döndükçe dönecek.

Halkımıza ilk söyleyeceğimiz şey, bu toprakların ‘hızır’ gibi yazarları polisleri askerleri kanaat önderleri vardı, hepsi Abdullah Gül ve AKP hükümetleri sürecinde kovuldular sürüldüler atıldılar…

Yerlerine getirilen şaibeli sinsi nerden emir aldıkları bilinmeyen yüzlerce güya liberal yazar, işte gördünüz PKK iç savaşının yollarını açtılar işte gördünüz Fetö iç savaşının yollarını açtılar.

Onlar kabus gibi konuştu hortlak gibi yazdı canilerle işbirliğine girdi ve bu korku ve trajedileri bu halka yaşattı.

Tanıyın onları!

Onbeş yıl önceye gidin ve bugün bu ihaneti sergileyenlerle nasıl kol kola nasıl iç içe nasıl keyifle gün gün bu iç savaşı hazırladıklarını okuyun.

Kendi yoksul köylerimizden kendi kasabalarımızdan kendi sokağımızdan kendi içimizden kendi öz evlatlarımızı nasıl ajan haline getirdiler nasıl onları gözü dönmüş vatan hainleri olarak devşirip kandırdılar, okuyun, tanıyın, ibret alın!

Şimdi hepsi ağır ve öldürücü bir sessizlik içindeler ama hala hiç biri ‘utanç’ duymuyor.

Tanıyın onları.

Vahşi emperyalist Amerika’yı tanıyın, ajanlarını, köpeklerini tanıyın!

Siyasi fikirlerinizi bir müddet askıya alın, iyileri kötüleri ayırt edin, dostu düşmanı fark edin.

Siyasi hükümetin en hafif deyimle gafleti hepimizi aldatmış sırtımızdan vurmuştur.

Sözlerimi İslamcı bir genç kızın attığı twitle bağlamak istiyorum, İslamcı genç kız twitinde:‘Nihat Genç’in yazılarına bile çok güzel dediğimiz günler yaşıyoruz daha ne kadar birlik beraberlik içinde olalım’ diyor.

Ablam, bu kadar zekice yazdığınıza göre, bu iş olmuştur, bu dünya güzeli twitinizi görünce, hiç birimiz için artık korku ve panik yoktur, dedim.

Vatan savunmasının şakası yoktur!

CHP’nin Taksim mitingini ve mitinge destek veren AKP’li yapıların tutumu bize neyi gösteriyor?

Büyük tarihi anlar zihinlerimizde büyük devrimler yapar!

Bizler eşit yurttaşlık laiklik cumhuriyet ve hukuk ve liyakat değerlerinden asla vazgeçmeyiz ve bugün vatanı savunmasında herkesle kolkola yan yana kucak kucağayız.

Kahrolsun Amerikan Köpekleri!

Yaşasın Cumhuriyet!

Yaşasın kahraman halkımız!

Sevgilimiz Anadolu, şehirlerini ovalarını dağlarını ormanlarını kasabalarını ve yoksul çocuklarını bir daha yalnız bırakmayacağız!

Bu amansız vahşi emperyalist saldırılar sürdükçe, asla:

Meydanlarını boş bırakmayacağız!

(NOT 1: Sayın Kılıçdaroğlu dün söyledi: ‘şayet CHP içinde cemaat üyesi varsa MİT bize söylesin gereğini yapalım’.

Sayın Kılıçdaroğlu, bu kaos günlerinde MİT’in beyni dağıldığı için istihbarat ana üssü görevini bu OHAL günlerinde ODA TV olarak biz yerine getiriyoruz, makamınıza bilgi notumuzu geçiyorum. Halk TV’nin başındaki adamı oraya kim getirdi nerden geldi, bu bilgi notumuzu bir iç incelemeye tabi tutup değerlendirmeniz, dileğiyle, saygıyla.

NOT 2: 10 yıl önce Türkiye’de FETÖ diyen tek adam vardı; İlhan Selçuk. Bugün herkes FETÖ diyor. Türkiye’de 10 yıl önce ‘Tehlikenin farkında mısınınız’ diyen tek bir yer vardı; Cumhuriyet gazetesi. Ey Cumhuriyet gazetesi kasma kendini, geçmişinle iftihar et.)

Nihat Genç

Etiketler :
SON DAKİKA HABERLERİ
İLGİLİ HABERLER