SON DAKİKA

Neyi Seçtik ?

Bu haber 02 Nisan 2014 - 12:11 'de eklendi ve 18 kez görüntülendi.

Orhan Karataş

Türkiye mahalli idarecilerini belirlemek için seçim yaptı. Haliyle sorulması gereken soru, neyi seçtik değil, kimi seçtik olmalı. Ancak, henüz 48 saat dolmadan, kimlerin seçildiğinden çok ülkenin bu seçimlerden sonra neler yaşayacağı öne çıkmaya ve konuşulmaya başlamıştır. Haliyle bu seçimlerin asıl sorusu, neyi seçtik olmuştur ki, aklı başında hiç kimse bu soruya rahatlatan, umutlandıran ve heyecanlandıran bir cevap veremiyor.

Güvensizlik

Ortak kanaat ne yazık ki, Türkiye’nin 30 Mart’tan sonra yeni gerginliklere, yeni yasaklara, yeni hukuksuzluklara ve yeni çatışmalara daha açık hale geldiğidir. Bunun temel sebebi hangi partinin kazandığı değil, hukukun ve demokrasinin rafa kaldırılmış olmasıdır. İnsanların güvenecekleri kurumlar yok edildiği içindir ki, başka arayışlara yönelinmiş, başka çıkış yolları aramak ihtiyacı hissedilmiştir. Sandıkların kapanmasından hemen sonra yaşananlar bu tespitimizin ne kadar doğru ve haklı olduğunu ispatlıyor. Daha önceki seçimlerde yaşanan güvensizlikler, katlanarak bu seçime de yansımıştır. Sayım sırasında yine sebebi açıklanamayan elektrik kesintileri yaşanmış, oy çalma, kaydırma iddiaları ayyuka çıkmıştır. Başta Ankara olmak üzere birçok ilde ve ilçede sandık sonuçlarına yoğun itirazlar geliyor. Bu itirazlara bağlı büyük ve tehlikeli gerginlikler yaşanıyor. Bütün bunların altında yatan temel sebep güvensizliktir. Milletin hukuka ve dolayısı ile devlete olan güveni sarsıldı. Haliyle kendi gözüyle görmediği, kendi kulağıyla duymadığı, yüzde yüz emin olmadığı hiçbir şeye inanmıyor ve güvenmiyor. Onun içindir ki, huzur ve rahatlama getirmesi beklenen seçim, tam tersine daha büyük tartışmalar, daha büyük gerginlikler ve ne acıdır ki daha ileri endişeler doğurmuştur.

İnsani ve kurumsal değerler

Bunun sebebi AKP’nin 12 yıllık sicili ve özellikle de 30 Mart öncesinde ortalığa saçılan yolsuzluk ve rüşvet iddialarının üzerine gidilmesi yerine, devletin bütün imkanları ve iktidar gücü kullanılarak üzerinin kapatılmak istenmesidir. Bu çok büyük bir travma oluşturmuştur ve bunu seçim sonuçlarına bakarak değiştirmek de, yok saymak da, izah etmek de mümkün değildir. TBMM Başkanı Cemil Çiçek, Türkiye’nin yıpranan insani ve kurumsal değerleri için bir onarım dönemine ihtiyaç duyulduğunu söylerken, aslında bizim tespitimizi doğruluyor. İnsani ve kurumsal değerleri yıpratan hukuku ve demokrasiyi rafa kaldıranlardır. Nitekim sayın Çiçek’in bir sonraki cümlesi de, “17 Aralık’la ilgili de hukukun işletilmesi gerekir” şeklindedir.

Acil ihtiyaç

Türkiye seçim yapmıştır, ama hukuku işletememiştir. Seçim artık her rejimde var. Acil ve ivedi ihtiyaç hukukun işlemesidir. Başbakanın balkon konuşması bu ümitleri hepten tüketmiştir. Hukuk önüne çıkarılması gerekenler, bir hanedan görüntüsüyle ve meydan okuyarak milletin önüne çıkarılmışlardır. Milletin bu duruma el koyması ve en azından hükümete uyarı yapması gibi bir beklentimiz vardı. Bu sadece bizim şahsi beklentimiz değildi. Demokrasinin işlediği, ahlakın ve vicdanın önde olduğu her durumda olması gereken budur. Nitekim, bütün dünyada böyle bir beklenti içindeydi. Ancak, ülkenin yüzde 43’ü bu düzenin devam etmesine onay verdi. Sebep her ne olursa olsun bu kararı saygıyla karşılıyoruz. Bu davranışın sebebi elbette uzun uzun tartışılacaktır. Nerede yanlış yapıldığı, tehlikenin bu millete neden daha iyi anlatılamadığı araştırılacaktır. Mutlaka doğru ve gerçekçi analizler yapılmalıdır. Fakat bütün bunlar, bizi bekleyen tehlikeyi ve doğuracak sonucu ortadan kaldırmaya yetmeyecektir.

İhanet daha da ilerleyecektir

Bize göre, Türk milleti AKP’ye onay vermekle bir defa daha ayağına kurşun sıkmakla kalmamış, zaten boynuna geçirilmiş olan ipi iyice germiştir. PKK ihanetinin daha da ilerlemesi ve seçim öncesinde ilan ettikleri “özerklik” sürecine geçilmesi, İmralı’daki bebek katilinin serbest bırakılmasında yeni aşamalar kaydedilmesi artık sürpriz olmayacaktır. Hatta Cumhurbaşkanlığı seçimlerine bağlı olarak yeni ve daha ileri pazarlıklar yapılması kuvvetle muhtemeldir. Zaten sessiz kalarak, çeşitli bahanelerle düzenlemeler yaparak alt yapıyı hazırlamışlardır. Bu pazarlıkları artık gizli kapılar arkasında ve ikinci elden yapmalarına da gerek kalmamıştır. Ülkenin bölünmesi sürecinin ülkenin başkentinde aleni görüşmelerle sürdürülmesine artık herkes hazırlıklı olmalıdır.

Sosyal gerilim

Bu kadarla da kalmayacaktır. Yasaklamaların, fişlemelerin, kendileri gibi düşünmeyen, kendilerinden olmayanları yıldırma ve yok etme gayretlerinin, medya üzerindeki baskıların daha da ileri boyutlara taşınması artık sürpriz değildir. Başbakanın balkon konuşmasının satır aralarında bunlar vardı. Hırsızlıkta, yolsuzlukta, rüşvette, istismarda, milli ve manevi değerlere savaş açılmasında yeni ve çok daha ileri şeyler yapılması kuvvetle muhtemeldir. Milletin verdiği oyu, bütün bunların onaylanması olarak değerlendireceklerdir. Önlerinde hiçbir engel kalmamıştır. Bu gelişmelere muhatap kalan insanların başka arayışlara yönelmesi, yeni sosyal gerilimleri de tetikleyebilecektir.

Dünya şaşkın

Dünya basınında seçim sonrasında çıkan yorum ve haberler çok ağır ve acıdır. Dünyanın ne dediğini ciddiye almayacaklarını bizzat kendileri ilan etmişlerdir. Bunun anlamı, daha çok içe kapanma, daha çok yalnızlaşma ve daha çok itibarsızlaşmadır. Hızla üçüncü sınıf bir dünya ülkesi olmaya doğru gidiyoruz. Bunun bir takım uluslar arası sonuçlar doğurması, Türkiye’nin yeni tehdit ve tehlikelere açık hale gelmesi, üzerimizdeki baskının artması kaçınılmazdır.

Tablo çok net. 30 Mart’ta işte bu tabloya onay verildi. Bu durumun devam edilmesi seçildi. Aslında herkes bunun farkında ve hiç kimse memnun değil. Ne kimse kazandığına seviniyor, ne kimse kaybettiğine üzülüyor. Bu ülkede yaşayan her vatandaş çok iyi biliyor ki, durum iyi değil ve iyiye de gitmiyor.

Orhan Karatasorhan@asikurtlar.com

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

Yorum Yok
YASAL UYARI! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen kişiye aittir.