SON DAKİKA

Trump Ve Almanya

Gündem Yazıları

BEDAVA ÜLKÜCÜLÜK

Gündem Yazıları

KADER MAHKÛMLARINA AF

KÖŞE YAZILARI

NEVRUZ KİMİN BAYRAMI?

Bu haber 19 Mart 2017 - 19:39 'de eklendi ve 108 kez görüntülendi.

Nevruz, “Eski takvimlere göre yılın ve baharın ilk günü sayılan, martın yirmi birine rastlayan gün” olarak sözlüklerde tanımlansa da, halk arasında; “baharın gelişi, müjdecisi, gece ile gündüzün eşit ve tabiatın en adaletli olduğu gün ve Türk’ün Bayramı” gibi geleneksel tanımlar yapılır…
Genel olarak yapılan bütün tanımlamalar, birbiriyle aynıdır/birbiriyle örtüşür. Fakat eksik bir nokta vardır!..
Biz(ler), kendi milli kültürümüzü sadece tanımlamalarla biliriz ve sadece tanımlarda kalır!.. Çünkü şuan milletin büyük çoğunluğuna, “Nevruz nedir?” diye sorduğumuzda, Doğu ve Güneydoğu’da yaşanan olayların etkisiyle “Kürt Bayramı” olarak anlatacak çok kişi vardır…
-“Peki, bunun nedeni nedir?” desek.
-Bunun neden böyle olduğu, böyle tanımlandığı; tanımının bilinip de, sahip çıkılmama nedeni çok basittir!
Yıllarca unutulmaya yüz tutmuş, tutturulmuş milli kültürümüze sahip çıkılmaması, çıkmamak, başka bir değişle “bananelazımcılık”, yani boş vermişlik gibi nedenleri sıralayabiliriz…
İşte bu, “bananelazımcılık” ve hep başkasında bir şeyler beklemek, ummak, bu gün bizi kendi kültürümüze yabancı yapmakla birlikte düşman etmiştir…
Aslında bu gidişat; kültürel yozlaşma, gideceğimiz noktayı, yani sonu göstermektedir…
Yıllar yılı baharın gelişi; müjdecisi, gece ile gündüzün eşit ve tabiatın en adaletli olduğu gün ve Türk Milletinin yüzyıllar ötesinden devam edip gelen, geleneksel bayramlarından birisi olan ve Türklerin yaşadığı en uzak bölgelerde dahi çeşitli yöresel etkinliklerle kutlanan, 21 Mart Nevruz Bayramı, Türk’ün öz be öz bayramlarından birisidir!..
Kaşgarlı Mahmut, “Bayram” kelimesinin anlamını Divan-ı Lügat-it Türk’te, “Bedhrem: Halk arasında gülme ve sevinme, bir yerin ışıklarla ve çiçeklerle bezenmesi ve orada sevinç içinde eğlenilmesi” olarak tarif nitelemektedir…
İnsanlar arasında karşılıklı sevgi ve saygının perçinleştiği, perçinleştirildiği günler değimlidir bayramlar?!..
Bayramlar, insanların birbirleriyle olan dargınlıklarını unuttukları, barıştıkları, kardeşçe kucaklaştıkları gün değil midir?!..
Bayramlar, toplumlarda milli birlik ve beraberliğin, bir arada yaşama arzusunun kuvvetlendiği günler değil midir?!..
Bayramlar, milli ve dini duyguların, inançların, örf ve adetlerin uygulandığı, sergilendiği, bir toplumda millet olma şuurunun şekillendiği, kuvvetlendiği günler değil midir?!..

Nevruz Bayramı da, bu bayramlardan birisi değil midir?!..

Eski Türklerle ve İranlıların “Yıl-başı” olarak kabul ettikleri gün, Farsça bir kelime olan “Nevruz” terimiyle ifade edilmektedir. Kelime anlamı bakımından ise, “yeni gün” demektir.
Türklerde her kültür, Türk’ün yaşam şekline yansıdığı gibi, Nevruz’da çok eskiden beri baharın gelişi, tabiatın canlanışı, destanlarda, masallarda, türkülerde, şiirlerde ve âşıkların nakış nakış işlediği sözlerinde, bahardan coşkunlarla söz edilirdi…
Türklerde Nevruz, baharın gelişi; yeni gün’ün; yani yeniden uyanış olması nedeniyle, suların çoğalması, havaların ısınması, doğanın canlanması; türlü çiçeklerin açılması, yeryüzünün yemyeşile bürünmesi, hayvanların çoğalması olarak da yorumlanır…

-Öyle de değil midir zaten?!..

Türk topluluklarında yaygın olan Nevruz geleneği, “Nevruz-ı Sultani”, “Sultan Nevruz” veya Orta Asya Türk topluluklarında görüldüğü üzere “Sultan Navrız” olarak kutlamaktadır…
Türklerde Nevruz’la ilgili en dikkat çekici ve öne çıkan unsur ise, bu günün bir kurtuluş günü olarak kabul edilmesidir!..
Bu bakımdan bu gün, Türk’ün esaretten kurtuluşunun günüdür. Yani, Ergenekon veya Bozkurt Bayramı olarak kabul edilip, kutlanır…
Ergenekon Destanı’nda resmedilişe göre, düşmanları Türkleri bir hile ile yenerler ve çoğunluğu öldürülür ya da tutsak düşer. Kurtulanlar, kimsenin bilmediği dağlık, fakat çok verimli bir yer olan Ergenekon’a gelirler. Burada kaldıkları zaman içerisinde nüfusları o kadar çoğalır ki; bulundukları yer onları almaz olur ve buradan çıkmak isterler. Yıllarca kaldıkları bölgeden çıkmak zordur tabii ki…
Bulundukları bölgenin etrafı sarp dağlarla çevrilidir; geçit vermez… Fakat etraflarını çevreleyen ve geçit vermeyen sarp dağların demir madeninden olduğu görülür…

kurt

-Geçit vermeyen sarp dağlar eritilmeli; Türk’ün gücü yeniden meydana çıkmalıdır…

Bunun için büyük ateşler yakılır ve dağlar eritilir ve yüklü bir deve geçecek şekilde yol açılır… Sonra gök yeleli bir BOZKURT çıkar ortaya; nereden geldiği belli olmayan bir BOZKURT Türk’ün önüne düşer…
Sonra BOZKURT yürür, ardından Türk Milleti…
Bu gün Türk’ün kendine simge olarak seçtiğimiz BOZKURT’un, yol göstermesi, önderlik etmesiyle, Türk Milleti ERGENEKON’dan çıkarak, tekrar eski yurtlarına geri dönerler…
..ve o yılın, o ayının, o gününü, “kutsal gün” sayarlar…

kurt-bayram

İşte, Türk Kültürüne göre Nevruz, takvim başlangıcı olan Ergenekon’dan çıkış günüdür!..
İşte, bu adet Türklerdeki demirciliğin milli bir sanat olması ve demircilik kültü ile açıklanmıştır!..
İşte, Türkler için Nevruz, bir milletin yeniden doğuşu demektir!..
İşte, O günün; Nevruz’un bayram sayılması ondandır!..
İşte, bir parça demirin ateşe atılması, kızdırılıp, kıskaçla tutup, örse konularak çekiçle dövülmesi ondandır!..
İşte, bu inanışın gerçekliği budur!..
İşte, bu bir inanıştır; Yüce Allah’a şükür etmenin günüdür!..
İşte, bu inanış; sarı, kırmızı ve yeşilin yan yana gelmesiyle bir bütünlük kazanır!..
İşte, YEŞİL; dirilişi, tazelik ve gençliği… SARI; merkezi, hükümranlığı(bağımsızlık, galip, hakim, egeme vs.)… KIRMIZI; Yüce Allh (c.c)’ı, koruyucu ruhu, ocak (ev)’ı, dirilik, bağımsızlık ve hürriyeti ifade eder!..

nevruz-bayram-ergenokan
İşte, Nevruz kutlamalarında Türk kültürünün sergilenmesi; yani edebiyat, sanat, spor ve diğer sanat alanlarının erbabı olan kişilerin hünerlerini sergilemeleri bir bayram havası yanında aynı zaman da bir güç gösterisi halidir!..
İşte, Nevruz, geçmişten günümüze kadar kutlana gelen ve Cumhuriyetin ilanından sonrada, Ulu Önder Mustafa Kemal Atatürk’ün önderliğinde, “Ergenekon Bayramı” adıyla kutlanmıştır…

ataturk-nevruz

(Atatürk 1921’de Ankara’da NEVRUZ kutlamalarında)

Bu gün Nevruz geleneğinin gelişim tarihi incelendiğinde; İslamiyet’ten çok be çok önceleri Türk kültürüne girdiği görülecektir!..
Bu açıdan bakıldığında ise, bir dinin ve mezhebin bayramı olmamakla birlikte, mezhep adına, bir din adına veya meşrebi ne olursa olsun, ne adına kutlanırsa kutlansın, bir yere götürülüp, bağlanması veya gösterilmesi veya istismar edilmesi veya bir ayrılık ve ayrımcılık unsuru olarak sunulması yanlıştır!!!
Bunu ancak ve ancak tarihten nasibini almamış zihniyetler yapar!..
..ve yapmaktadırlar!..
..ve bu yanlış, tarihin ve kültürün bütünlük dokusuna, doğasına; gerçeklerine aykırıdır!..
Bu aykırılık, birinin kendisine ait olmayana sahip çıkması, diğerinin sahip çıkılana küsmesi, milli kültür üzerinde şüphelerin meydana getirilmesi ve akabinde milli kültürde yozlaşmayı beraberinde getirmektedir!..
..ve bu bir yok etme oyunudur…
Yok etmek için oynanan kültür kadar, bu rolü oynayanın kültürüne de zarar vermektedir!..
Bu oyunu oynayanlar, ister bunun bilincinde olsunlar, ister olmasınlar, hangi oyunu oynanmaya çalışırlarsa çalışsınlar, bizim millet olarak yapmanız gereken tek şey, kendi kültürümüze sahip çıkmak, bizden sonraki nesillere kendi kültürümüzü anlatmak, aktarmaktır!..

Bu kesindir ve kesin olarak bilinmelidir ki; Nevruz’un bölücü Kürt’ün bayramını asla değildir!!!

PKK paçavrasın da yer alan; YEŞİL, SARI, KIRMIZI renkler, gerek Göktürklerde, gerek Selçuklularda, gerekse Osmanlılarda; yani Türklerin sancak, bayrak ve tuğlarında yer alan ana renklerdir!..
Bu renkler, hiçbir şekilde bölücü Kürt’ün rengi, renkleri değildir!..

nevruz-bayram

Kendi öz kültürümüze ve öz değerlerimize sahip çıkmamanın sonucunda, bugün kendi değer ve kültürlerimize öcü gibi bakar hale gelmiş, kendi kültürümüzü düşman bellemişizdir!..
Kendi öz değerlerimiz ve kültürümüz üzerinden bizi, bize düşüren, düşman eden zihniyet; emperyalist güçler -bir devletin veya ulusun başka devlet veya uluslar üzerinde kendi çıkarları doğrultusunda etkide bulunmaya çalışmasıdır- kendi çıkarları için her türlü yolu denemektedirler!..
Bu yolla, önce bir millet kendi öz kültürüne karşı soğutulur ve milli kültür üzerinde şüpheler yaratılır!.. Meydana getirilen soğutmalar ve şüpheler yoluyla bir milleti, kendi öz kültürüne kin duyması sağlanarak, düşman ederler!.. Bu kin ve düşmanlık, bir milletin kendi öz kütüğüne mesafeleri derinleştirir!.. ve her derinleşen, açılan mesafe; ayrışmayı ve bölünmeyi getirir!..
..yani emperyalistlerin, “BÖL, PARÇALA, YUT” taktiği uygulanmış olur!..

Bilmelidir ki; Milli değerlerimize, öz kültürümüze sahip çıkmak, tarihi bilmekten geçmektedir!..
Nevruz’u, “bölücü Kürtlerin bayramı” gibi düşünüp, kin duyarak ötelemeyin!
Kendi öz be öz bayramınıza sahip çıkın!
Nevruz’u kutlamaktan korkmayın; eviniz uygun bir yerde ise, evinizin önüne, değilse yakınında uygun bir yere ateş yakın. Çocuklarınızı, hatta mahallenizdeki çocukları toplayın, onlara Nevruz’un anlamını, nasıl ve neden kutlanması gerektiğini anlatın ki, bilinçli kutlasınlar ve onlarda kendinden sonra gelecek nesillere bunu anlatsınlar!..

Mustafa Kemal Atatürk’ün, tarih öğrenmenin ve öğretmenin önemi üzerine söylemiş olduğu şu söz yukarıda izah etmeye çalıştığım konunun önemini daha iyi açıklamaktadır: “TÜRK ÇOCUĞU ECDADINI TANIDIKÇA DAHA BÜYÜK İŞLER YAPMAK İÇİN KENDİNDE KUVVET BULACAKTIR”

Türk evladı!
Nevruz Bayramın kutlu olsun…

 
Cengiz KORKMAZ

Cengiz Korkmazcengiz@asikurtlar.com

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

Yorum Yok
YASAL UYARI! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen kişiye aittir.