Asikurtlar©

Nevruz bizimdir

Nevruz bizimdir
21 Mart 2016 - 19:36 'de eklendi ve 4025 kez görüntülendi.

 

 

Bu yılki Nevruz bayramını terörün ve ihanetin gölgesinde kutluyoruz. Öncelikle ve altını çizerek bir defa daha belirtelim ki, Nevruz öz be öz bir Türk bayramıdır. Bu kutlu gün dünyanın neresinde bir Türk varsa orada binlerce yıldır kutlanmaktadır. Nevruz’un ne olduğunu her yıl bu kutlu günde anlatmaya, bilmeyenlere öğretmeye, anlamayanların kafasına çakmaya çalışıyoruz. Yılmadan, usanmadan ve daha büyük bir şevkle bu yılda aynı şeyi yapacağız.

YENİ GÜN
Nevruz’un ne olduğunu, ne zaman ve nerelerde kutlandığını tarihi kaynaklar ve araştırmalar kesin olarak belgelemiştir. Bütün bayramların, dinî ve millî bir inanıştan, o toplumu ilgilendiren ortak bir hatıradan, geleneklerden, duygulardan ve tabiatın insanlara etki eden bir olayından doğduğuna inanılır. Tabiatla iç içe, kucak kucağa yaşayan, toprağı “ana” olarak vasıflandıran Türk’ün düşünce sisteminde “baharın gelişi” elbette önemli bir yere sahip olacaktı. Nevruz, yani “Yeni Gün”, insan ruhunun tabiattaki uyanışıyla birlikte kutladığı bir bayramdır. Türk dünyasının kuzeyinden güneyine, batısından doğusuna kadar uzanan engin coğrafyada yaşayan toplulukların tamamı tarafından yaygın olarak kutlanır. Kısacası Nevruz Bayramı, tüm Türk coğrafyasında yeni yıldır. Baharın gelmesi ile birlikte tüm tabiatta yeni bir hayatın başlamasını müjdeler. 1990 yılında bağımsızlıklarını ilan eden Türk Cumhuriyetleri’nde Kırgızistan, Kazakistan, Özbekistan, Türkmenistan ve Azerbaycan ile Rusya Federasyonu bünyesindeki Tataristan, 21 Mart Ergenekon/Nevruz Bayramı’nı “Milli Bayram” olarak ilan etmişlerdir. Türk kültüründen kaynaklanan Ergenekon/Nevruz bayramı, her yönüyle Türk gelenek ve görenekleriyle zenginleşmiş ananevi ve temeli beş bin yıllık Türk tarihine dayalı milli bir bayramdır. Türkiye’de de 1991 yılında Türk Dünyası ile birlikte ortak bir gün olarak resmi tatil olmaksızın bayram ilan edilmiştir.

OĞUZ BAYRAMI
Türkün olduğu bütün diyarlarında bu bayramın coşkuyla kutlanmasına büyük önem vermektedirler. Oğuz Han’dan itibaren kutlandığı anlaşılan Nevruz Bayramı, “Oğuz bayramı” olarak da kayıtlarda geçmektedir. Bu bayram geldiğinde insanlar yeni elbiseler giyerek yeni bir hayata başlamış gibi olurlar. Eski kültürümüze göre tüm örf adetler uygulanır. Türkmenistan’ın bayrağının yeşil olması bu bayramla alakalıdır. Yeşil tabiatı ve canlılığı simgeler. Aynı zamanda da bu bayram renklerin ve canlılığın bayramıdır. Bayramdan önce evler temizlenir, pilavlar, tatlılar, çörekler, börekler yapılır ve sevilen dostlar, akrabalar eve davet edilir. Bazı bölgelerde Nevruz’a özel saf buğdaydan “semene” isimli tatlı yapılır ve tüm komşulara ve tanıdıklara dağıtılır. Bu yemeğin yapımı yaklaşık 24 saat sürer. Sofralar özellikle meyve sebzelerle süslenir. Nevruz’da geleneksel oyunlar oynanır ve çeşitli şakalaşmalar yapılır. At yarışları, güreş, milli danslar ve Türkülerle, coşku doruğa çıkar. Çocuklara hediyeler dağıtılır. Nevruz gecesi bu eğlenceler devam eder. O gece tutulan dileklerin gerçekleşeceğine inanılır.

KAYNAKLARDA NEVRUZ
Çin kaynaklarından Kutadgu Bilig’e, Kaşgarlı Mahmud’dan Bîrûnî’ye, Nizâmü’ı Mülk’ün Siyasetnâme’sinden Melikşah’ın takvimine kadar, Akkoyunlu Uzun Hasan Bey’in kanunlarına kadar gelen bir çizgide Nevruz ile ilgili kayıtlar vardır. Diğer taraftan Sivas hükümdarı Kadı Burhaneddin Ahmed, Safevi Türkmen Devletinin kurucusu Şah İsmail (Hataî), Osmanlılarda Sultan I. Ahmed ve Sultan Dördüncü Murad gibi hükümdarların, Mustafa Kemal Atatürk’ün; din adamlarımızdan Kazasker Bâki Efendi ve Şeyhülislam Yahya Efendilerin, şairlerimizden Kuloğlu, Pir Sultan Abdal, Kaygusuz Abdal, Şükrü Baba, Hüsnü Baba, Fuzulî, Nev’î Efendi, Nef’î, Nedim, Hüseyin Suad ve Namık Kemal gibi şairlerimizin Fatih devri vezirlerinden Ahmed Paşa’nın; büyük Azeri şairi Şehriyar’ın ve büyük Türkmen şairi Mahdumkulu’nun tarih boyunca Nevruz bayramının gelişini “Nevruziye” veya “Bahariye” denilen şiirlerle kutladıklarını da biliyoruz. Nevruz geleneği ne Sünnilikle, ne Alevilikle, ne Bektaşilikle doğrudan doğuş bağlantısı olmayan, İslâmiyetten çok öncelere giden bir gelenektir. Yani bir dinin veya mezhebin bayramı değildir. Bu yüzden de herhangi bir şekilde bir mezhep adına, bir din adına, bir etnik menşe adına bağlı gösterilmesi, istismar edilmesi bir ayrılık unsuru olarak takdim edilmeye çalışılması beyhudedir. Tarihin ve kültürün bütün gerçeklerine aykırıdır.

HAİNLER İSTİSMAR EDİYOR
Bu güzel günün, en az 5 bin yıllık Türk bayramının, hainler ve bölücüler tarafından kendi emellerine alet etilmesi, bütün Türk dünyası için büyük bir acıdır. PKK’nın ve bu ihanetinin siyasi uzantısı olan HDP’nin, yine bir oyun peşinde olduğunu içimiz sızlayarak izliyoruz. Bu bahane ile yine artık alıştığımız alçaklıkları sahneliyor, ihanetlerini meşrulaştırmaya çalışıyor ve meydan okuyorlar. Yaptıklarının yanlarına kalmasının şımarıklığı, hükümetin akıl almaz sorumsuzluğu ve yıkım projesinin oluşturduğu imkanlarla bir taraftan yakıp yıkıyor, diğer taraftan kanunu, Anayasayı ve devleti tanımadıklarını ilan ediyorlar. Bu vahim durum ne yazık ki, her yıl artan bir şekilde tekrarlanıyor.

BÖLÜCÜLER AZDIRILDI
Şahit olduklarımız, endişelerimizi daha da arttırmıştır. “Şehide kelle, caniye sayın” diyerek, dağdaki teröristin törenle karşılanmasını memnuniyet verici gelişme sayarak, çözüm diyerek ülkenin varlığını ve birliğini çözmek için katillerle masaya oturarak, dağdaki katilleri şehirlere indirerek, İmralı canisi ile pazarlık ederek, hainlerle Dolmabahçe’de Sevr anlaşması imzalayarak gelinen nokta, ihanetin sıradanlaşması ve bölgede bir fiili durum meydana getirmekle kalmamış, bütün Türkiye’yi savaş alanına dönüştürmüştür. Bölücüler, hainler, teröristler, bu akıl almaz yanlışlarla cesaretlendirilmiş ve azdırılmışlardır. Bütün terör örgütlerinin kendi paylarına düşeni alabilmek için sıraya girdiklerine ve birbirleriyle yarıştıklarına bütün dünya ibretle şahitlik ediyor. Hiç dolandırmaya ve başka yerlere bakmaya gerek yoktur. Yaşadığımız ve yaşayacağımız bütün olumsuzlukların, bütün ihanetlerin asıl sebebi ve tek sorumlusu AKP hükümetidir. Ülkenin sıfır terör noktasından AKP sayesinde buralara geldiğini hiç kimse unutmasın.

NEVRUZ TOYU KUTLU OLSUN
Bir defa daha tekrar edelim: Nevruz, dünyanın neresinde olursa olsun, mezhebi ne olursa olsun bir Türk bayramıdır. Nevruz; Türk insanını birbirine kenetleyen, bağlayan, Ergenekon’dan demir dağları eriterek dünyaya yayılan atalarının ruhlarıyla yanan bir ateştir. Bu ateş, hiç sönmeden binlerce yıl yandı ve gelecekte de kıvılcımlarından binlerce gönlü tutuşturarak binlerce ruhu ısıtacaktır. Türk âleminin Nevruz toyu kutlu olsun.

Orhan Karataş

Etiketler :
SON DAKİKA HABERLERİ
İLGİLİ HABERLER