Asikurtlar©

Nerede Köpeklerde O Yürek

Nerede Köpeklerde O Yürek
24 Şubat 2016 - 14:33 'de eklendi ve 5143 kez görüntülendi.

Artvin dağlarında haklı bir direniş.

Artvin halkının direnişi. Halk. Halk.

Diş geçiremediğiniz halk.

Dövdüğünüz halk.

Doğası ağacı dağı tepesi için çığlık çığlığa mücadele eden halk.

‘Çoğunluğunuza’ katamadığınız halk.

‘Yüzde ellinize sokamadığınız’ halk.

Yalanlarınıza iftiralarınıza ortak edemediğiniz halk.

Halk ‘evrensel bir kimlik’, içinde her şey var herkes var.

Sizler gibi bir mezhepten bir etnik yapıdan özel bir ismi cismi yok, dünyanın bütün coğrafyalarında: halk.

Dağlar dereler sular ormanlar adsız sınıfsız isimsiz imtiyazsız bütün dünyalılarındır.

Ama sizin özel bir isminiz var: İslamcı!

Maaşlarınızı size veren patronunuzun kalbinizde özel bir yeri var, halkın .mına koyan patronunuzun şirketinizin ‘özel’ bir adı var.

Maaşınız uğruna azgın vahşi patronunuzun köpekliğini yapıyorsunuz, köpekliğin adı yoktur.

Üstelik ‘müslümanız’ diyorsunuz, oysa dünyanın bütün coğrafyalarında çakalların sırtlanların köpeklerin ‘özel bir ismi’ yoktur.

HALKA ‘VATAN HAİNİ’ DEMEYE BAŞLADINIZ

Hepsi yalakadır hepsi dalkavuk hepsinin sadece ‘sahipleri’ vardır.

İnanç din kültür demokrasi merhamet hukuk gibi hiçbir amaçları yoktur, müslüman olmak ya da insan olmak ya da yurttaş olmak değil, kimliğinizin tek tarifi var: ‘Yağmadan Pay Kapmak!’, ‘Pay Sahibi Olmak…’

Pay’ın, Hisse’nin özel bir adı yoktur, tarihin bütün çağlarında adı hep aynıdır.

Egemenliğin 1789’dan beri modern biçimi: Halk’tır.

Siz yağmacı çakallar ‘halk’ı devreden çıkartıp yerine yeniden ‘saray’ı yeniden imtiyazlı çıkarcı adamlarınızı koydunuz.

Para-politika, yağma-politika, yalan-politika Allahınız olmuş.

Aynı para babaları dün başka köpekleri kullanıyordu, şimdi bugün sizi maaşlıyor, sizi kullanıyor.

Dünkü yağmacılardan dünkü patronlardan ne farkınız kaldı?

Maaşlarınız ve patronunuz uğruna halk’a ‘terörist’ halka ‘vatan haini’ demeye başladınız.

Ey havuz medyasının yazarları, siz insan değil misiniz bu halkın çocuğu değil misiniz, vicdanınız hiç yok mu, hadi konuşun.

Atatürk’e iftiralar atmak kolaydı, Türk Ordusu’na kumpas kurmak kolaydı, hukuk kurumlarının ipini çekmek kolaydı, hadi sizi maaşlayan patronunuza karşı tek laf edin.

Nerde köpeklerde o yürek?

Başından hiçbir olay geçmemiş bir insan ‘karakter’ değildir, bir süs biblosu düşünün. Eşya gibi ‘kişiliği’ yoktur.

Ama o süs biblosu dahi bazen yere düşür kırılır bazen kaybolur, başından geçen olaylarla o süs biblosunun bile hatırada hafızada aile içinde muhabbette bir ismi cismi yeri olur.

Başınızdan henüz hiçbir olay geçmemiş muhalif günlerde inancımı yaşamak istiyorum diye ağlayıp zırlıyordunuz.

İnancınız bu mu, azgın vahşi kapitalistlere köpeklik yapmak mı?

Yoksa patronunuzda mı sahabeyi kiramdan Peygamberin arkadaşlaından…

Ancak insanlar başından bir olay geçtiğinde o olayın şokuyla, o olaya verdiği tepkiyle, o olayda yaşadığı duygularla, o olayın rüzgarıyla ‘anlamlı bir karakteri’ ismi cismi olur.

İktidara gelmeden henüz başınızdan bir olay geçmeden hepiniz ‘saf, masum, dokunulmamış, mağdur, mazlum, melek, sahabeyi kiram, evliya’ Müslümanlardandınız.

İktidara gelip başınızdan birkaç olay geçince, leşe döndünüz darmağınık oldunuz, dünkü iktidar sahiplerinden daha beter köpek oldunuz, azgın patronlarınız gözünde eşya dahi değilsiniz.

Başından bir olay geçen, kırılan cam, kaybolan yüzük, eriyen mum, yanan odun parçasının bile bir adı bir hikayesi olur, siz, nesiniz?

Başınızdan bir iktidar geçti, ne insanlığınız kaldı ne inancınız! Ağzınızdan bir parça feryat duyulmuyor bir parça duygu parçası ama zulmünüzle bir orta-doğu dağlar tepeler inim inim inliyor!

Başınızdan bir olay geçince hepiniz padişahçı oldunuz, hepiniz yağmacı, hepiniz dünküler gibi yalanlara algılara kumpaslara sığındınız, bir pay sahibi olmak uğruna hepiniz Amerikancı oldunuz.

İnsan gibi vicdan gibi merhamet gibi hukuk gibi bir tepki verecek yerleriniz mi ağrıyor?

Bir su damlası kadar sevinç yaşamak isteyen bir halka bu eziyet bu işkence bu iftiralar niye, kimin hatırına?

Bütün muhalifleri tutukladınız elinizi attığınız hangi parti varsa karıştırıp kapatıp susturdunuz.

İşte gördünüz, muhalefetin partiye de ihtiyacı yoktur, Gezi, Artvin gibi direniş eylemlerinde arayın parti örgüt bulamazsınız, yepyeni bir muhalif siyaset kendiliğinden oluşmakta halka halka büyümekte.

Buna sebep: Halk’tır.

FIRAT’IN KENARINDA BİR ÜLKE KAYBOLDU

Artvinli bir nine gaz bombaları dumanları arasından bağırıyor: toprağımızı dağımızı ormanımızı kuşlarımızı elimizden almayın, feryat figan içinde.

Nineciğim, bir Artvin’in dağları olsaydı keşke.

Hazreti Ömer’in adaletini anlatır: ‘Fırat’ın kenarında bir koyun kaybolsa bunu hesabı bana sorulur’ diye.

Ne koyunu nineceğim, Fırat’ın kenarında bir ülke kayboldu.

Fırat’ın kenarında bir din kayboldu.

Fırat’ın kenarında insanlık kayboldu.

İkibin yıl önce Yahudiler terk etmişti, ikibin yıl sonra şimdi milyonlarca Müslümanlar kaçıyorlar dünyaya.

Fırat’ın kenarında kaybolan ülkenin hesabını kim soruyor?

Milyonlarca insan yatacak yer bulamıyor.

Milyonlarca insan çoluk çocuğunu bulup sarılamıyor.

Milyonlarca insanın gidecek yer bulamıyor.

Milyonlarca insanın konuşup anlaşacak dili yok.

Milyonlarca insan öğle akşam bir öğün yemek bulup yiyemiyor.

Milyonlarca insan karın kışın yağmurun altında.

Milyonlarca insanın onüç ondört yaşlarında minicik kızlarına tecavüz ediliyor başları kesiliyor köle gibi satılıyor.

Artvin’in dağlarını yıkan adamlar Suriye’yi milyonların başına yıkan adamlar, tarihin bütün coğrafyalarında aynı adamlar:

Vahşi kapitalizm emperyalizmin adamları!

Nineciğim, bunun adı sömürü’dür, dünyanın bütün coğrafyalarında adı aynıdır!

Nineciğim, bunun adı emperyalizm’dir, dünyanın bütün coğrafyalarında adı aynıdır.

Nineciğim, bunların dini imanı Allah’ı yoktur.

Nineciğim, bunlar, kuşlara ota çiçeğe düşmandır, dereye yağmura suya düşman..

Nineciğim, bunların savaş makineleri, havadan karadan bin türlü silahları vardır…

Ama nineciğim, üzülme, ve inan, bunların korktuğu tek bir şey vardır: Halk!

Çocuklarımızın kuşlarımızın yurdumuzun en büyük mutluluğu: Halk!

Halk despotlardan diktatörlerden korktukça halk başındaki manyaklara sessiz kaldıkça Fırat’ın kenarında kaç ülke kayboldu?

Duydum acı çığlığını ekrandan nineciğim, Artvin’in dağları kaybolmayacak, ki, Artvin yaylaları dediğin tuba ağaçları cennetin ağaçları daha mı güzel?

Soralım şimdi iktidarın mümin inançlı Müslümanlarına, Kabe’ye gitmek neden bu kadar kolay, Artvin’in o ağaçlarına koşup sarılmak neden bu kadar zor imkansız!

Artvin dağlarının yakılıp yıkılıp ülkelerin külünü piyasalarda altın pahasına satanlar, görüyorsunuz Kabe yolunda birbiriyle yarışıp kuyruk oluyorlar.

Oysa insanlığın oysa yurdumuzun bir hazinesi varsa o da Artvin halkının sesidir, ninelerimizin bu sesi kalbimizi insanlığımızı hukukumuzu yeniden keşfedecek.

Bu halkın feryadından kalbinden doğan çocuklar yurdunu dinini kitabını Allah’ını vahşi kapitalistlere ve emperyalistlere peşkeş çekenlerden hesabını soracak!

Şuraya bakın, saray mı istiyoruz hazineler mi istiyoruz fetihler mi istiyoruz malikaneler mi istiyoruz?

İstediğimiz, sular deresinde aksın kuşlar dallarında ötsün, diye, çırpına çırpına ölüyoruz.

Siz de şahit olun ey kafası karışık özenti aydınları, sendikalar partiler, sivil kurumlar dahi vahşi kapitalizmin oyunlarına dayanamadı, kimi ‘kimlik’ kavgası veriyor kimi ‘saray’ kavgası.

Gördünüz işte, ‘ulusal politikalar’dan başka siyasi teori kalmadı, kendine yeten bir ekonomi, kendi markasını koruyan bir ekonomi, kendi dağlarını derelerini halkını koruyan bir ekonomi.

Kendi emeğine kendi ürününe güvenen bir ekonomi!

Ah özenti aydınları, boş tartışmalarımızı gören kuşlar bile kaçıp gidiyor, boş kavgalarımızı gören ormanlar sular dereler bir bir çöle dönüyor!

Yeter artık kanmayın şu eşek sol liberallerin sözlerine Fırat’ın kenarında ülke kalmadı hala şu cümleyi anlatamadık: ulusal politikaların milli kavgası ‘sömürü’ ‘emperyalizm’ ‘vahşi kapitalizm’ ‘savaşlara karşı çıkmak’ ‘evrenseldir’, öznesi halk’, halk, o toprağın üstünde yaşayanlardır!

Nihat Genç

SON DAKİKA HABERLERİ
İLGİLİ HABERLER