SON DAKİKA

KAPANDAKİLER

KÖŞE YAZILARI

TÜRK MİLLETİ

Gündem Yazıları

Nerede Bu Devlet

Bu haber 21 Ekim 2013 - 12:58 'de eklendi ve 7 kez görüntülendi.

İsmail ÖZDEMİR

İşin iyice cılkı çıkmaya başladı. Bu zamana kadar PKK’nın, AKP ile başlatılan müzakere sürecinde kendisine hiç bir zaman bulmadığı kadar büyük bir propaganda alanı yarattığını söylemiştik. Öyle anlaşılıyor ki PKK’ya bu anlamda destek veren, yol açan başka birileri daha var. Vicdanımız kan ağlayarak, yüreğimiz sızlayarak da olsa, ne hale geldiğimizi görmemiz için bu meselenin üzerinde durmak istiyorum.

PKK’nın ne durumda olduğunu, elini kolunu sallayıp istediği yere nasıl gidip geldiğini, Doğu ve Güneydoğu’da “kontrolü nasıl ele geçirdiğini” anlamamız ve buna karşın AKP sayesinde devletin hangi duruma düşürüldüğünü fark etmemiz adına hafta sonu gelişen iki olay herşeyi görmemizi sağlıyor.

İlk ağır vaka konusunu Genel Kurmay Başkanlığı duyurdu! Kimi yorumlara göre ise bu açıklama ile de PKK’nın propagandasını üstlendi. Türk vatanını, istiklalini, birlik ve bütünlüğü korumak adına birincil derecede sorumlu olan TSK, AKP-PKK ortaklaşmasına uygun hareket eden Genel Kurmay Başkanlığı’nın açıklamaları ile nasıl bir zillete mahkum edilmeye çalışılmıştır, çok net bir şekilde yeniden görmüş olduk.

Bahse konu olan açıklama Genel Kurmay Başkanlığı’nın internet sitesinden duyurduğu “17 Ekim 2013 günü saat 13.00 sıralarında, Bitlis/Merkez-Kayalıbağ Köyü Karaca Mahallesi bölgesine balık tutmaya giden 2 vatandaş, yanlarına gelen silahlı 6 bölücü terör örgütü mensubu tarafından darp edilerek, 3 adet cep telefonları kırılmış, paraları (350 TL) yakılmış ve ‘Sizi bir daha burada görmeyelim, eğer gelirseniz sizi öldürürüz’ şeklinde tehdit edilmiştir. Bölücü terör örgütü mensupları şahıslardan birini saat 14.00, diğerini de 20.00 sıralarında aynı bölgede serbest bırakmıştır. Olay Adli ve Mülki makamlara bildirilmiş, Bitlis Cumhuriyet Başsavcılığınca soruşturma başlatılmıştır” açıklaması olmuştur.

Tamam, güvenlik başta olmak üzere diğer sebeplerle sınır ihlalleri, terör faaliyetleri olay rapor edilmeli ve bilgiler kamuoyu ile paylaşılmalıdır. İşin burasında değilim.

Fakat ne hale geldiğimizi de gerçekten anlayabiliyor musunuz? Demek ki PKK elini konulu sallayarak istediği yere gidip, istediği işi yapabiliyor, bunlar olurken de zerre kadar endişesi olmayan, bölgeye hakim bir edayla propagandasını sürdürüyor. Peki devlet nerede ve ne yapıyor? Burada sorulması gereken en önemli soru işte bu oluyor.

AKP bölgeden çekmeye başladığı TSK’yı öyle görünüyor ki internet başına, bilgisayar önüne çekip, sadece olanı biteni rapor eden pasif, aciz bir yapıya dönüştürmek istiyor. Aylardır şantiyeler basılıyor, işçiler kaçırılıyor, seyahat halindeki vatandaşlarımızın yolu kesilip alı konuluyor, vatandaşlarımız tehdide, şantaja, hakarete, küfre ve gaspa maruz kalıyor ama ne hikmetse devlet bunu sadece rapor etmekle yetiniyor. Bu raporlama da anca “olaya karışan şahit olanların gelip yaşadıklarını gördüklerini anlatmasıyla” oluyor. Yazık ki ne yazık.

PKK kahpeliklerine bölge genelindeki nüfuziyetini artırarak devam ediyor, istediği an istediğini yapıyor, ortada devlet namına birşey yok, ondan sonrada AKP bu toplumdan “kan akmıyor artık” garabeti altında sözde barış sürecine destek istiyor. Buradan bir konu daha netlik kazanmıştır, demek ki AKP askerlerimizi bölgeden daha doğru terör örgütünün icraatlarını yürüttüğü alanlardan çekmiştir, böylelikle PKK’ya istediği alanı bırakmıştır. Şimdilik PKK kendisine bırakılan bu alanı genişletmek istemedikçe, karşısında da zaten kimse olmadığından sözde çatışmasızlığı sürdürmektedir.

Görünenin aslında gerçeğin çok çok küçük bir yönü olduğunu düşününce ne günlere kaldığımızı, neler yaşadığımızı, varın siz düşünün.

Mevzu keşke PKK için bölgeden adım adım devletin çekilmesi ile de sınırlı değil, aynı zamanda var olan kuvvetlerinde acziyete mahkum kılınmış olmasıdır. PKK artık hem kırsalda hemde kent merkezlerinde etkin bir konuma ulaştırılmıştır! Bakın bu örnek de Şırnak’tan. Hemde şehrin merkezinden.

Şırnak’ta şehir merkezinde seyir halinde olan Şırnak Emniyet Müdürlüğü Asayiş Şube Müdürlüğü’ne ait bir araç, bir grup terör örgütü PKK yandaşı tarafından durduruluyor ve yüzleri kapalı örgüt yandaşları, kimlik kontrolü yapıyor. Ardından aracın emniyete ait olduğunu, içinde kişilerin de polis memuru olduğunu anlayan örgüt yandaşları aracı ateşe vermek istiyor. Bu sırada kaçmak isteyen otomobil, atılan molotoflardan dolayı tutuşunca biraz ileride durmak zorunda kalıyor ve aracın içindeki 2 polis memuru yaralı halde zar zor kaçmayı başarabiliyorlar.

Şu garipliğe bakın, şehir merkezinde asayişi sağlamak ve kollamak için görev yapan polis aracı; PKK’nın sözde asayiş birimi tarafından durduruluyor, kimlikleri kontrol ediliyor, sorgu sual ediliyor ve ardından araçları ateşe veriliyor. Elinizi vicdanınıza koyun, “bölünmeyeceğiz, korkmayın, hatta daha da büyüyeceğiz” yalanlarını bir tarafa bırakarak ve bu olayı göz önüne alarak cevap verin; Burada güç kim? Asayişi kim sağlıyor? Bu şehri kim yönetiyor? Nerede bu devlet?

İşin şakası kalmadı ve bölünme eşiği çok ciddi bir seviyeye ulaştı. AKP’nin yaşattığı bu zillete dur denilmezse memleketin elden gideceği kesin.

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

Yorum Yok
YASAL UYARI! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen kişiye aittir.