Asikurtlar©

NEO-CONLARIN AKP’Sİ Mİ? BOZKURTLARIN MHP’Sİ Mİ?

NEO-CONLARIN AKP’Sİ Mİ? BOZKURTLARIN MHP’Sİ Mİ?
25 Ekim 2015 - 11:27 'de eklendi ve 4793 kez görüntülendi.

AKP, Washington tarafından oluşturulan ve Türkiye’nin de dâhil olduğu yirmiyi aşkın İslam ülkesinin sınırlarını, siyasi, iktisadi, dini ve sosyal yapılarını değiştirme ve dönüştürme hedefi taşıyan Büyük Ortadoğu Projesi’nin ” stratejik ” bir ürünüdür. AKP, bu proje kapsamında İslam dünyasının kalbine, ABD’yi yöneten ve büyük çoğunluğu Yahudi kökenli olan Neo-conlar ( Yeni Muhafazakârlar) tarafından saplanmış Haçlı / Yahudi hançeridir.
Çünkü Türk Dünyası’nın olduğu gibi, İslam Dünyası’nın da siyasi noktada merkezi Türkiye’dir. Türkiye’nin bu siyasi konumu ve gücü, Türk milletinin sahip olduğu tarihi mirastan gelmektedir. Türkiye’nin sahip olduğu bu özelliğin bilincinde olan Neo-conlar, AKP’den önce belli bir ölçüde de olsa milli bir çizgide kullanılan söz konusu konum ve gücü, AKP aracılığıyla ABD’nin dünya imparatorluğuna giden yolda kendi hedefleri için kullandıkları bir konuma oturttular.
Kendi ifadeleri olan, ” Amerikan değerlerini ” dünyaya yaymak için ABD’nin siyasi, iktisadi ve askeri gücünün etkili şekilde kullanımını ve bunun içinde agresif bir dış politikanın izlenilmesini ve ABD’ye yönelen tehditlere sert şekilde karşı konulmasını savunan Neo-conlar, hedefleri için taşıma su ile değirmen döndürmeyi tercih etmişlerdir.

Bu taşıma su, kimi zaman ABD’ye yönelik bir tehdit olduğu lanse edilerek oluşturulan terör gibi suni sorunlar olduğu gibi, kimi zaman da ABD’nin dünya imparatorluğunun bir parçası olmasını hedefledikleri ülkelerde yönetime getirilen kendilerine bağlı iktidarlardır. Türkiye, Neo-conlara bağlı iktidarlar hedefinin başarıya ulaştığı ülkelerden biridir. Yani AKP iktidarı, ABD’nin Türkiye’de ki gölgesidir.

AKP’nin ilk kez iktidar olduğu 2002’den bu tarafa Türkiye’de yaşanan siyasi, iktisadi ve sosyal gayrı millî dönüşüm, AKP’nin BOP uydusu bir Türkiye kurma yolunda ki bugüne kadar sağladığı başarının bir göstergesidir. AKP’nin bugünlerde buzdolabına koymuş olduğu çözüm süreci ise, Neo-conların sadece Türkiye’de değil, Ortadoğu’da ki hedeflerine de hitap eden bir süreçtir.
Bu noktada, bazıları çözüm sürecinin terör sorununa yönelik icra edildiğini, terör sorununun da Türkiye’nin iç meselesi olduğunu söyleyebilir. Evet, terör sorunu Türkiye’nin iç meselesidir. Ancak, Batı dünyasının 1800’lerden itibaren sözde Kürt sorunu ile bizi karşı karşıya bırakması ve aynı Batının cumhuriyet sonrasında PKK terörü üzerinden sözde Kürt sorununu Türkiye’ye kabul ettirmek istediği gerçeği, terör sorununun Türkiye’nin dış patentli bir iç sorunu olduğunu göstermektedir. Kaldı ki Türkiye ve Ortadoğu Neo-con ABD’sinin dış sorunu, yani dış hedefidir!
7 Haziran’dan bu tarafa, öz evladı olan HDP’ye üvey evlat muamelesi yapan AKP iktidarının, HDP’nin seçim barajını aşmasına vesile olmasına ve yeniden başlayan PKK terörüne rağmen çözüm sürecini musalla taşına koyup cenaze namazını kılmak yerine çürümemesi için buzdolabına koyması, Neo-conların ön gördüğü agresif ABD dış politikasını Ortadoğu coğrafyasında temsil etmesi ile alakalıdır.
Dikkat edilirse AKP iktidarı; PKK’nın siyasi uzantısı HDP’ye keskin bir u dönüşü ile katı bir karşıt kesilmesine rağmen, PKK terör örgütünün elebaşı Öcalan hakkında olumsuz bir tek kelâm etmemektedir. Bunun sebebi, ABD’nin, BOP ihalesinde aslan payını AKP’ye vermesidir.

O aslan payı, dört ayaklı sözde Kürdistan’ın inşaasıdır ve sözde Kürdistan’a giden yolda terörist başı Öcalan’ın sahip olduğu rol AKP’yi Öcalan’a bağımlı kılmaktadır. AKP, vaktiyle İmralı’da teröristbaşı sıfatlı bir mahkûm olan Öcalan’a yaptığı, kudretli bir siyasi lider makyajının bozulmamasına bunun için özen göstermektedir.

Ayrıca, AKP’nin yanlış ve tehlikeli kimliğe sahip olan basiretsiz Suriye politikası ve bu politikada ki ısrarı, yine Neo-conların agresif dış politika anlayışının bir yansımasıdır. Bunlarla birlikte, AKP cenahının başkanlık sisteminde ısrar etmesinin temel sebeplerinden biri de, AKP’nin aldığı küresel ihalenin hedefe ulaşmasında, yani sözde Kürdistan’ın kurulması noktasında başkanlık sisteminin Türkiye’yi tam anlamıyla kıvama getirecek olmasıdır.
Bütün bunlar, 1 Kasım seçimleri ile alakalı bir gerçeğe de ışık tutmaktadır. O gerçekte şudur; Türkiye, 1 Kasım’da sadece ülkeyi yönetecek iktidarı seçmeyecek. Topraklarının bütünlüğünü de oylayacak. 1 Kasım’da milli iradenin vereceği karar, Türkiye ile birlikte Ortadoğu’nun da kaderini belirleyecek. 1919 Mayıs’ının 19’unda Mustafa Kemal Paşa’nın Samsun’da başlattığı süreç, Türk milletinin Batı emperyalizminin ocağına incir ağacı dikmesiyle sonuçlandı ve Milli Mücadele batı sömürgesi olan doğunun mazlum halklarına ilham oldu.

1960’lardan itibaren Başbuğ Türkeş’in başlattığı mücadele, Atatürk’ün cumhuriyetini Sovyet emperyalizminin yutmasından kurtardı ve Sovyetlerin çökmesine, bu devletin pençesindeki ülkelerin kurtuluşuna vesile oldu. AKP ve AKP’nin aldığı küresel ihalede yardımcı unsur olarak çalışan diğer partilere karşı MHP’ye 1 Kasım’da verilecek destek, Türk milletinin bu seferde ABD emperyalizmine tokat atmasına vesile olacaktır.
Çünkü siyaset sahnesinin perde arkasında, MHP, Devlet Bahçeli’nin çözüm bloğu olarak ifade ettiği AKP, CHP, HDP’nin arkasında bulunan ve bu partileri çözüm bloğu haline getiren küresel güçlere, yeminli ve tarihi Türk ve Müslüman düşmanlarına karşı mücadele vermektedir.
Neo-conların ABD’sinin ve o ABD’nin AKP’sinin, Türk ve Müslüman coğrafyasında taşeronluğunu yaptığı küresel ihaleyi fesh edecek olan Bozkurtların MHP’si, Türk milletine sunulmuş en büyük seçim vaadidir. Velhasıl; Türkiye’de ki bütün iktidarların tek alternatifi olan MHP, Türk milletinin tek ve gelinen noktada son şansıdır. Takdir yüce Türk milletinindir: Neo-conların AKP’si mi yoksa Bozkurtların MHP’si mi?
Fatih ERGİN

Etiketler :
SON DAKİKA HABERLERİ
İLGİLİ HABERLER