Asikurtlar©

Neden Türkçülük?

Neden Türkçülük?
10 Aralık 2015 - 7:26 'de eklendi ve 4535 kez görüntülendi.

Ülkemiz Türksüz bir Ortadoğu ülkesine dönüştürülmek isteniyor.

Türkiye, piyasa ekonomisini, seri üretimi, hukuk devletini, beşeri hukuku ve kadın erkek eşitliğini meydana getirebilmiş tek Ortadoğu ülkesi olan Türkiye, diğerlerinin içine düştükleri kabilecilik/etnikçilik bataklığına sürükleniyor.

 

AKP Türk adını silip bir “AKP milleti” yaratmaya çalışıyor ama elbette bu saçma projenin önündeki en büyük iki engel tarih ve sosyoloji.

 

AKP bu yeni millet projesinde Kürtleri de birleştirmek istiyor ama Kürtlerin böyle bir arzusu ve niyeti yok. Şunu bilmeliyiz ki Kürt toplumsal yapısı, uluslaşmanın/milletleşmenin kültürel etkileşimli açıklığıyla bağdaşmıyor.

 

Kürtler şehir merkezlerinde otursalar da hâlâ çobanlık günlerinden kalan güdülere bağlılık gösteren, kendi içine kapanmaksızın var olamayacağını sanan kapalı bir toplumsal yapı sergiliyorlar. Dolayısıyla bu yapıya “demokratik” herhangi bir egemenlik alanı tahsis etmek, Türkiye’nin en başta toplumsal olarak geri dönülmez şekilde bölünmesine, ayrışmasına yol açacaktır.

 

AKP’nin  dine dayanan millet fantezisi, milletleşmenin kökleriyle uyumsuz, saçma…

 

Aslına milletin bir değeridir diye millet mensubiyetinde dine dayanmak da milletin kökleriyle ve oluşumuyla aynı sebepten uyumsuz.

 

Milletin  yapısıyla uyumsuz bir mensubiyet telâkkisinin milletin bekasına da zarar vereceği de bu yüzden kesin.

Milletin sosyal dinamiklerinde dinin bir “renklendirici gücü” olabilir ama millet, dinle hareket eden yeknesak bir kitle değildir. Milletin, millet altı oluşumlardan farkı, bireye, artık kendi başına düşünebileceği bir asgari medeni müşterek sağlayabilecek kadar büyük ve  kültürel anlamda yetkin bir beraberlik olmasıdır.

 

Dolayısıyla milletler arasında dinle birleşmek gibi bir şey ham hayaldir.

 

Din özü itibariyle  mensuplarını belli şekil şartlarında  aynılaştıran siyasi bir kurumdur. Dinin kutsallığı yalnızca içindeki Tanrı inancındandır.

 

Dinin  bir evrensel yönü var ise o da yalnızca bu inançta insanları birleştirebilmesindedir. Dinin şekil şatları tamamen kültüreldir. Dolayısıyla da meselâ “standart Müslüman” diye bir  birey olamaz. Kısacası din kendi metodolojik bireyini yaratamaz.

 

Hal böyle olunca da uluslara ancak ve yalnız kendi tarihleri ve kültürleri onlara yol gösterebilir.

 

Türkçülük, Türk’ün ortak tarihi ve kültürüyle şekillendirilmiş bir dünyayı benimsemek ve korumaktır. Türkçülük Türk’ün üstünde, onu aşkın hiçbir kültürel yorumu kabul etmemektir. Yani Kur’an diliyle konuşuyorlar diliyle meselâ Arapları üstün saymamaktır.

 

Bugün gelinen noktada Türk Milleti’nin diğer milletlerle ilişkisinde en önemli zafiyetimiz, bakış açısı eksikliği ve belirsizliğidir.

 

Sol ve liberal enternasyonalizm nasıl yürütüleceği belli olmayan bir  hümanizmayı bize dayatırken siyasal İslamcılar dine dayalı bir enternasyonalizmle milletin aklını ve vicdanını uyuşturmakta.

 

Kürtçüler zaten açıkça Türk ismini ve egemenliğini gayri meşru saydıklarını her fırsatta dile getirip içinde Türkün  bulunmadığı bir Kürdistan hayaliyle  terör estiriyor.

 

Peki bu  hümanist ve enternasyonalist bakışlarla Türk Milleti’nin ve devletinin varlığını sürdürebilmesi mümkün müdür? Ne yazık ki uluslararası ilişkiler ulusal bilinç eksikliklerini hoş görmez. Böyle bir boşluk derhal bir başka ulusun egemenlik iddiaları doldurulur.

 

Türksüz ve Türkçe bir bakış olmaksızın  dünyada var olamayacağımız için Türkçülük  Türk Ulusu’nun yegâne var oluş biçimidir.

 

Türk yoksa  hiçbir şey yoktur.

 

Ne mutlu Türküm diyene!

 

Afşar ZEYBEKOĞLU

SON DAKİKA HABERLERİ
İLGİLİ HABERLER