SON DAKİKA

NEDEN DEVLET BAHÇELİ DİYORUM-1

Bu haber 20 Ekim 2012 - 4:52 'de eklendi ve 27 kez görüntülendi.

Rüstem FIRAT

Rahmetli Alparslan Türkeş 12 Eylül işkencecilerinin zulmünden nasibini almış, yıllar süren esaret hayatından sonra siyaset yapmaması kaydıyla özgürlüğüne kavuşmuştur.

Başbuğ’un direktifleri ile kurulan Milliyetçi Çalışma Partisi siyasi arenadadır.

12 Eylül öncesinde yetiştirilen kadroların pek çoğu, ‘ Önce Partiiiii’ diyerek, ANAP’ta, sonrasında DYP’de siyaset yapmakta, mevki, makam, şan ve şöhret elde etmektedir.

1987 yılının 16 Nisan’ıdır. Cennet mekan Başbuğ, bitmek tükenmek bilmeyen azmi ile yasaklı olmasına rağmen Türkiye’de Ülkücü Hareketi küllerinden doğurmak için mücadelesini sürdürmekte, gidenlere inat güvendiği isimlerle yoluna devam etmektedir.

İşi zordur o yıllarda Başbuğ’un. Allah’ın her kula nasip etmediği bir iman ve inancın sahibidir O.
İnandığı, güvendiği bir gence emreder.

Bu genç adam henüz 39 yaşındadır. Yardımcı doçent olarak akademik kariyerinin başında sayılır. 12 Eylül öncesinde ve sonrasında, çatışma ortamı da dahil bir an olsun kendini gizlememiş ve hareketin emrinde olmuştur.
1967 yılında üniversite öğrencisi olarak geldiği Ankara’da, Başbuğ’un ilk kadrolaşma hareketinin içinde yer alan bu genç doçent, ilk ocaktan tutun da, ilk Ülkücü akademik örgütlenmeye kadar her yerde aktif görev almış, kızıl katillerin kol gezdiği zamanlarda kendisini gizlemeyerek adeta hedef tahtasında durmuştur.

O güne dek Başbuğ’dan defalarca emir almasına rağmen bu kez aldığı emir farklıdır. Başbuğ akademik hayatını sona erdirmesini ve partide aktif görev almasını emretmektedir.

Düşünmeden kabul eder. 17 Nisan’da Başbuğ’un da diş doktoru olan hocasına istifa dilekçesini sunar. Hocası bu genç akademisyeni kararından vaz geçirmeye çalışır.

Genç adamın önünde akademik bir gelecek vardır. Hocasının gözünde bu yetenekli genç adam geleceğini karartmaktadır. Milliyetçi Çalışma Partisi gibi o gün ve yakın gelecekte hiçbir şansı bulunmayan bir partide, alacağı görevin ne olduğunu dahi bilmeden, maddi imkansızlıkları da göze alarak kendini heba etmekte, ateşe atmaktadır.

Hocası tüm bu gerekçeleri öne sürerek genç adamı kararından döndürmeye çalışırken aldığı bu karardan ailesinin haberi olup olmadığını sorar. Genç adam ailesine danışmadan kararını vermiştir.

Yanıtı nettir. Başbuğ’um emretti. Lütfen istifamı kabul ediniz, der.

18 Nisan’da partiye üye olan bu genç, bir gün sonra gerçekleşen parti kurulunda, 19 Nisan 1987’de Milliyetçi Çalışma Partisi Genel Sekreteri olur.

Aynı yıl 6 Eylül’de gerçekleşen referandum ile Başbuğ’un siyasi yasakları kalkar ve 4 Ekim 1987’de Alparslan Türkeş Milliyetçi Çalışma Partisi’nin Genel Başkanı olur.

Artık genç ile Başbuğ mesai arkadaşıdır. 1991 yılında parti ittifak ile seçimlere katılırken genç doçent yapmış olduğu onca fedakarlığa karşı milletvekili adayı olmayı bile düşünemez. Zira O’nun teşkilatçılık anlayışında talep etmek yoktur. O ancak liderin emrettiği vazife ile alakadar olmalıdır…

Ülkücü hareketin kaynaklarından beslenen herkes çok iyi bilmektedir ki, Ülkücü’ye yakışan duruş budur. Ve tarih bir kez daha Türkeş’i haklı çıkarmıştır. Başbuğumuzun bu günler için yetiştirdiği ve güvendiği o gencin adı Devlet Bahçeli’dir.

YAZI DİZİSİ DEVAM EDECEK.

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

1 ADET YORUM YAPILDI
YASAL UYARI! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen kişiye aittir.
Suleyman Soylu 20 Ekim 2012 / 05:28 Cevapla

Bir roman gibi biyografi yazmak?Hemde siyasi bir tavir icinde.Tebrik ederim.